YAŞAMAK

    15.02.2026

    Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;

    Yaşamak, insanın doğayla mücadelesidir. Yazmak, zorluklara karşı direnmek olur. İnsan, şiddetsiz direnç ile zorluklara karşı direnir. Yazmak, konuşmaktır. Okumak, dinlemektir.

    Cesaret, kalabalığa, baskıya, korkuya rağmen kendi sesini duymak ve o sesi çıkarabilmekte saklıdır. Bireysel cesaret, karanlıkların çatırdamasını sağlayan ilk tepkidir.

    İçinde yaşanılan hayat ve kurmaca hayat, aynı nehrin iki yakası gibidir. Yaşadığımız gerçekler, bazen en usta yazarın bile kurgulayamayacağı kadar çarpıcıdır. Kurmaca ise bu karmaşık, dağınık gerçekliği alıp onun özüne ulaşmaya çalışan bir araçtır.

    Roman ve hikâyedeki olaylar kurmaca ama hissettirdikleri, dokundukları: fazlasıyla gerçektir. Kurmaca, hayatın kendisini anlamak için bir mercek, bir aynadır. Kurmaca aynasında gördüğümüz şey, beklediğimizden çok daha gerçek olabilir. Edebiyatın gücü de buradadır.

    Kurgu anlatım olan roman ve hikâye, yazılı edebiyat olur. Kurgu dışındaki anlatım, sözlü edebiyat olur. Dilbilgisi kuralları, üst kavram olur. Diğer anlatılanlar, alt kavram olur.

    İnsan, kendi içindeki o sağlam, özgür, güvenli yeri bulmak için, dışındaki ortamda arayış içinde olur. Dün, bugün, yarın: bir bütün olur. Hem dün ile yüzleşmek hem de yarını şekillendirmek, birbirini tamamlar. İnsanlara tek bir yol önermektense, kendi yollarını bulmaları için cesaret vermeyi hedeflemek gerekir.

    Olimpiyat oyunlarında dereceler, madalyalar yanında kıyafetlere de bakılır. Modanın vitrini olarak bakılır. Spor ile giyim, birlikte değerlendirilir. Spor ile giyim, çalışmanın ürünü olur.

    Yatırımcı, kârın peşindedir. Koleksiyoncu ise hazzın peşindedir. Yatırımcı, trende-eğilime bakıp liste takip eder. Koleksiyoncu ise trendi-eğilimi umursamaz. Koleksiyoncu, iç sesini ve tutkusunu dinler. Emekçi, zorunlu ihtiyaçlarını sağlamaya öncelik verir. Farklı ekonomik güç, farklı ekonomik tercihler getirir. Farklı ekonomik güç, farklı bakış açısıyla dünyaya bakmayı sağlar.

    Yaşamak, tüm ağırlığına rağmen neşeyle, hazla ve bilgi türlerinin bütünlüğüyle kurulabilir. Ne içindeyiz dünyanın ne dışında; ne uyanığız ne düşte… Gerçekleri değerlendirip sorunları çözmeliyiz.

    Bilgi, iyinin bilgisi ve kötünün bilgisi olarak ikiye ayrılır. Düşünceler ve davranışlar da bu duruma bağlı olarak: iyi ve kötü “olarak ikiye ayrılır. Edebiyatın görevlerinden biri de kendimizi iyinin ve kötünün yerine koyup o iyiliklerin ve kötülüklerin nedenlerini anlayabilmektir. İyinin ve kötünün mücadelesinde, birinden bir seçilir.

    İş hayatında herkes ekmek peşinde… Herkes para kazanmak amacıyla hareket ediyor. Kıskançlıklar, kimlik bunalımları içinde yaşanıyor. Zengin olmak hayali kurulurken, fiziki ve ruhsal rahatsızlıklar geçiriliyor. Herkese pay veren, herkesin zorunlu ihtiyaçlarının sağlandığı bir ekonomik sistemi kurmak gerekir. “Fazlasını kazanana helal olsun!” demek gerekir.

     

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.