UMUT BİR İHTİMAL MI, YOKSA BİR MUCİZE Mİ? …

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; “Umut zenginler için sıradan bir ihtimal, fakirler için ilahi bir mucizedir.”
Bu cümle yalnızca bir düşünce değil; iki ayrı dünyanın, iki ayrı gerçeğin keskin bir çizgiyle ayrıldığı yeri gösterir. Aynı gökyüzünün altında yaşayan insanların, aynı kelimeye ne kadar farklı anlamlar yüklediğinin kanıtıdır umut.
Zengin için umut, bir planın parçasıdır. Hesaplanabilir, ölçülebilir, ertelenebilir. Bir yatırımın tutması, bir projenin başarıya ulaşması, bir fırsatın doğru zamanda değerlendirilmesi… Umut, onun dünyasında risk yönetiminin bir yan ürünüdür. Kaybederse yeniden dener, düşerse yeniden ayağa kalkar. Çünkü umut onun için vazgeçilmez değil, değiştirilebilir bir seçenektir.
Ama fakir için umut, bir seçenek değildir. Bir zorunluluktur. Sabah kalkmak için bir sebep, akşam uyuyabilmek için bir tesellidir. Bazen boş bir tencerenin başında, bazen ödenemeyen bir faturanın gölgesinde, bazen de yarına dair hiçbir somut garanti yokken bile ayakta kalabilmenin tek dayanağıdır. Umut, onun dünyasında hesaplanmaz; hissedilir. Planlanmaz; dua edilir.
Zengin ihtimalleri çoğaltır. Fakir mucizelere inanır. Çünkü biri kaybettiğinde alternatif üretir, diğeri kaybettiğinde tutunacak başka dal bulamaz. İşte bu yüzden aynı kelime, biri için sıradan bir ihtimal olurken, diğeri için neredeyse kutsal bir anlam taşır.
Bu gerçek, adaletsizliğin en sessiz ama en derin yankılarından biridir. Çünkü umut, herkese eşit dağıtılmış gibi görünse de, aslında herkes onu aynı koşullarda taşımaz. Kiminin omzunda hafif bir yük, kiminin yüreğinde ağır bir zorunluluktur.
Ve belki de en acı olan şudur:
Zengin umut ettiğinde geleceği planlar.
Fakir umut ettiğinde hayatta kalır. O nedenle lütfen fakirin umuduna dokunmayın…
