“Türkiye’de Korkunun Saltanatı, Vicdanın Mücadelesi Sürüyor”

Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Mahmut Kara, Türkiye’de siyaset alanında yaşanan “demokrasi ve adalet tahribatını” sert sözlerle eleştirdi. Kara, siyaset kurumunun millete hizmet etmek yerine iktidarı korumak için hareket ettiğini, bunun sonucunda demokrasinin ruhunun yara aldığını belirtti.
Kara, devletin imkanlarının yıllardır tek merkezde toplandığını ve siyasi iktidarın yalnızca seçim kazanmakla kalmayıp rakipsiz kalmayı hedeflediğini ifade etti. Medyanın büyük bölümünün tek merkezden kontrol edildiğini, ekonomik gücün belirli çevrelerin elinde toplandığını ve devlet kurumlarının tarafsızlığına dair tartışmaların giderek büyüdüğünü vurgulayan Kara, vatandaşın artık soruyu yüksek sesle sorduğunu söyledi:
“Bu düzen kimin için çalışıyor?”
Muhalefetin parçalanması, itibarsızlaştırılması ve etkisizleştirilmesi için uygulanan yöntemlerin artık gizlenemeyecek kadar görünür hale geldiğini belirten Kara, karalama kampanyaları, algı operasyonları, yargı tartışmaları ve ekonomik baskıların demokrasiye doğrudan zarar verdiğini söyledi.
Kara, “Demokrasi, rakibinizi susturarak değil, sandıkta yenerek güçlenir. Eğer iktidar sürekli rakiplerini etkisizleştirmeye ihtiyaç duyuyorsa, kendi meşruiyetini tartışmaya açıyor demektir” diyerek iktidarın politikalarını sert bir dille eleştirdi.
Ekonomik kriz, gençlerin gelecek kaygısı ve emeklilerin zor koşullarıyla mücadele ettiği bir ortamda siyaset kurumunun gerçek sorunlardan uzaklaştığını söyleyen Kara, vatandaşın ekranlarda anlatılanlarla mutfaktaki gerçekler arasındaki farkı açıkça gördüğünü belirtti.
Kara, hukukun üstünlüğünü savunmanın, adalet istemenin ve şeffaflığı talep etmenin siyasi bir tercih değil, vicdan ve medeniyet meselesi olduğunu vurguladı. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıktığını, ortaya çıktığında ise yalnızca yalanların değil, yalanların üzerine inşa edilmiş bütün düzenlerin de yıkılacağını söyledi.
Zafer Partisi üyesi Kara, “Korku geçicidir, güç geçicidir, makamlar geçicidir. Ama hakikat kalıcıdır. Milletin vicdanı, eninde sonunda hakikatin yanında yerini alır” diyerek açıklamasını noktaladı.

