TÜRK DİYANET VAKIF-SEN’DEN DİYANET’E ÇAĞRI: “20 BİNİ AŞKIN BOŞ KADRO VARKEN BAŞARILI GENÇLER BEKLETİLMEMELİ”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde 20 bini aşkın boş kadro bulunduğu halde camilerde, Kur’an kurslarında ve müftülüklerde personel ihtiyacının her geçen gün arttığını belirterek, Akademi Giriş Sınavı’nda 70 ve üzeri puan alan ancak yedek listede kalan adayların mağduriyetinin giderilmesi çağrısında bulundu. Şanlı, “20 bini aşkın boş kadro varken başarılı gençlerimizin bekletilmesi kabul edilemez. Din hizmetinden tasarruf olmaz” dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki personel ihtiyacı ve boş kadrolar tartışması yeniden gündeme geldi. Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı tarafından yapılan açıklamada, Diyanet teşkilatında 20 bini aşkın boş kadro bulunduğu belirtilirken, diğer taraftan camilerde, Kur’an kurslarında ve müftülüklerde personel ihtiyacının giderek büyüdüğüne dikkat çekildi.
Şanlı, devletin ihtiyaç duyduğu personelin önemli ölçüde hazır durumda olduğunu, Akademi Giriş Sınavı’nda başarılı olan binlerce adayın görev yapmayı beklediğini belirterek, mevcut tablonun hem kamu hizmetinin gerekleri hem de adayların mağduriyetleri açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“PERSONEL HAZIR, KADROLAR BOŞ, İHTİYAÇ ORTADA”
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı açıklamasında, Diyanet İşleri Başkanlığında 20 bini aşkın boş kadro bulunmasına rağmen personel ihtiyacının devam etmesini eleştirdi.
Camilerde görev yapan imam hatip ve müezzin kayyımların, Kur’an kurslarında görev yapan öğreticilerin ve müftülüklerde hizmet veren personelin din hizmetlerinin yürütülmesinde kritik görevler üstlendiğini belirten Şanlı, personel açığının yalnızca kurumsal bir istihdam meselesi olarak görülmemesi gerektiğini savundu.
Şanlı’ya göre mevcut durumda üç temel unsur aynı anda bulunuyor:
Boş kadrolar var.
Görev yapmaya hazır başarılı adaylar var.
Din hizmetlerinde personel ihtiyacı bulunuyor.
Sendika, bu üç unsurun bir araya getirilerek sorunun çözülmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.
AKADEMİ SINAVINDA BAŞARILI OLANLAR YEDEKTE KALDI
Açıklamada özellikle Akademi Giriş Sınavı’nda 70 ve üzeri puan alan, ancak kontenjan yetersizliği nedeniyle yedek listede kalan Kur’an kursu öğreticisi, imam hatibi ve müezzin kayyım adaylarının durumuna dikkat çekildi.
Şanlı, sınavda başarı gösteren ve görev yapmaya hazır binlerce adayın yalnızca kontenjan nedeniyle bekletilmesinin ciddi bir mağduriyet oluşturduğunu belirtti.
Başarılı adayların uzun süre bekletilmesinin hem gençlerin gelecek planlarını olumsuz etkilediği hem de Diyanet teşkilatının ihtiyaç duyduğu insan kaynağından yeterince yararlanamamasına neden olduğu görüşü dile getirildi.
Sendikaya göre sınavda başarı gösteren adayların yedek listede tutulması yerine, kurumun mevcut personel ihtiyacı ve boş kadroları dikkate alınarak kontenjanların yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
“DİN HİZMETİ TASARRUF EDİLECEK BİR ALAN DEĞİLDİR”
Hilmi Şanlı açıklamasında, tartışmanın yalnızca kadro ve atama meselesinden ibaret olmadığını vurguladı.
Din hizmetlerinin toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Şanlı, imam hatiplerin, müezzin kayyımların ve Kur’an kursu öğreticilerinin vatandaşlara doğrudan hizmet sunduğunu belirtti.
Şanlı, din hizmetlerinin tasarruf tedbirleri kapsamında değerlendirilmesine karşı çıkarak şu görüşü savundu:
“Din hizmeti, tasarruf edilecek bir alan değildir.”
Sendikanın açıklamasında, camilerin yalnızca ibadet mekânı olmadığı, aynı zamanda toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren sosyal ve manevi alanlar olduğu vurgulandı.
Bu nedenle personel eksikliğinin giderilmesinin yalnızca Diyanet teşkilatının kurumsal kapasitesi açısından değil, vatandaşların aldığı hizmetin niteliği bakımından da önem taşıdığı ifade edildi.
“İMAMLARIMIZ VE KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİLERİMİZ TOPLUMSAL HUZUR İÇİN ÖNEMLİ”
Türk Diyanet Vakıf-Sen, açıklamasında din görevlilerinin toplumsal hayattaki rolüne de dikkat çekti.
İmamların, müezzinlerin ve Kur’an kursu öğreticilerinin vatandaşlarla doğrudan temas halinde olduğu belirtilirken, bu personelin yalnızca ibadet hizmetlerini yerine getiren kamu görevlileri olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunuldu.
Şanlı, din görevlilerinin toplumsal huzur, millî birlik ve manevi değerlerin korunması açısından önemli bir görev üstlendiğini belirterek, personel ihtiyacının ertelenmemesi gerektiğini ifade etti.
SENDİKADAN 5 MADDELİK ÇÖZÜM ÇAĞRISI
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, açıklamasında çözüm önerilerini de sıraladı.
Sendikanın talepleri şöyle:
1. Diyanet İşleri Başkanlığındaki 20 bini aşkın boş kadro bir an önce doldurulmalı.
2. Akademi kontenjanları mevcut personel ihtiyacına göre artırılmalı.
3. Akademi Giriş Sınavı’nda 70 ve üzeri puan alarak başarılı olan ancak yedek listede kalan adayların mağduriyeti giderilmeli.
4. Din hizmetleri tasarruf tedbirlerinin dışında tutulmalı.
5. Hükûmet ve ilgili kurumlar personel ihtiyacını karşılamak için gerekli adımları gecikmeden atmalı.
Sendika, bu adımların atılması halinde hem Diyanet teşkilatındaki personel açığının azaltılacağını hem de sınavlarda başarılı olmuş adayların mağduriyetinin giderileceğini belirtiyor.
“GEREKİRSE YENİ AKADEMİLER AÇILMALI”
Açıklamada yalnızca mevcut kontenjanların artırılması değil, ihtiyaç halinde eğitim dönemlerinin sıklaştırılması ve yeni akademilerin açılması da önerildi.
Şanlı, Diyanet teşkilatının personel ihtiyacının kısa vadeli çözümlerle geçiştirilemeyeceğini, kurumsal personel planlamasının uzun vadeli yapılması gerektiğini ifade etti.
Bu kapsamda personel ihtiyacının düzenli biçimde analiz edilmesi, boş kadroların güncel olarak takip edilmesi ve Akademi kontenjanlarının gerçek ihtiyaçlara göre belirlenmesi gerektiği savunuldu.
“BAŞARILI GENÇLER YILLARCA BEKLETİLMEMELİ”
Türk Diyanet Vakıf-Sen’in açıklamasında özellikle genç adayların yaşadığı belirsizliğe dikkat çekildi.
Sınavlarda başarılı olan adayların yalnızca kontenjan sınırlaması nedeniyle yedek listede kalmasının, uzun süredir görev bekleyen adaylar açısından ciddi bir gelecek belirsizliği oluşturduğu belirtildi.
Sendika, kamu kurumlarının personel ihtiyacı ile yetişmiş insan kaynağı arasında doğrudan bağlantı kurulması gerektiğini savunarak, mevcut insan kaynağının atıl bırakılmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.
“20 BİNİ AŞKIN BOŞ KADRO VARKEN BU TABLO KABUL EDİLEMEZ”
Hilmi Şanlı açıklamasının sonunda hükümete ve ilgili kurumlara çağrısını yineledi.
Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığındaki boş kadroların doldurulmasını, başarılı adayların önünün açılmasını ve din hizmetlerinin tasarruf kapsamında değerlendirilmemesini istedi.
Şanlı’nın açıklamasındaki en net mesaj ise şu oldu:
“20 bini aşkın boş kadro varken, başarılı gençlerimizin bekletilmesi kabul edilemez.”
Türk Diyanet Vakıf-Sen, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapmayı bekleyen adayların mağduriyetlerinin giderilmesi için gerekli düzenlemelerin bir an önce yapılmasını isterken, personel ihtiyacının da boş kadroların etkin kullanılması yoluyla karşılanması çağrısında bulundu.
Sendikanın açıklaması, Diyanet teşkilatında boş kadrolar ile personel ihtiyacının aynı anda bulunması üzerinden kamuoyunda yeni bir tartışmanın da kapısını araladı.
Hilmi ŞANLI
Türk Diyanet Vakıf-Sen
Genel Sekreter
“DİN HİZMETİNDEN TASARRUF OLMAZ”
Türk Diyanet Vakıf-Sen’in açıklamasının özünü oluşturan mesaj ise açık:
Diyanet’te boş kadrolar doldurulmalı, sınavlarda başarılı olan adaylar bekletilmemeli ve camiler ile Kur’an kurslarının personel ihtiyacı gecikmeden karşılanmalıdır.
Sendika, bu yönde atılacak adımların yalnızca atama bekleyen binlerce adayın geleceğini değil, aynı zamanda vatandaşların aldığı din hizmetlerinin sürekliliğini ve niteliğini de doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
