SORUNLARI KIRLARA BIRAKTIM
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde; Televizyonu, radyoyu, medyayı elli yıldır aktif olarak izlerim. İsmet İnönülü yılardan günümüze kadar bütün siyasi çalkantılardan haberim var. Son yıllarda ülkemizde yaşanan olayları da yakından izliyorum. Önceki sorunlara hiç benzemiyor. Çözme gücüm olmayınca okuduklarım, izlediklerim belleğimde dağ gibi yığıldı, içinden çıkılmaz hal aldı. Bana ağırlık eden okuduklarım ve izlediklerimden bir demet sunayım:
*CHP seçmeninin oylarıyla 14 milletvekili kazanan Ali Babacan; “Bu ülkeyi CHP’ye teslim etmeyiz.”
* Yetmiş yıldır iktidarını sürdüren sağ, soldan çıkan, iktidar olma işretleri veren liderleri eler, saf dışı bırakır. Günümüzde yaşanan budur.
*Görünen o ki; CHP’li tüm belediye başkanları ve ekibi görevden uzaklaştırılacak. Sırası gelen ya silkelenecek ya da rakip patiye geçmek zorunda bırakılacak.
* Hiçbir suçları olmadığını herkes biliyor.
*Kılıçdaroğlu’nu getirenler de destekleyenler de sağcılar. Tüm kanallarında o var. Nasıl da severlermiş? Arınma marınma dedi ya bayıldılar.
*Ana muhalefet butlanla birbirine düşürüldü. Ortalığı kızıştırıp birbirlerini yemelerini keyifle izliyorlar.
Bombardıman böyle devam ediyor. Bir şey yapmalı; benim de canım var, ben de insanım; bu kadar yüke can dayanmaz ki!
Yeter, dedim uzaklaş…
Sorunlar birikip çözemediğim durumlarda kendimi kırlara atarım. Yine attım.
Bu kez kışın çetin yollarını aşıp geldiğim Erzurum kırları oldu. Kırlara çıkınca kış boyunca yağışlarla yunmuş yıkanmış, kırk çeşit parfüm karıştırmış gibi bir havayla karşılaştım. Böyle temiz ve güzel havaya sorun mu dayanır? …
Kış çok çetin geçti. Dağlar altı ay karla kaplı kaldı. Altından bir servet çıktı. Dağlar, ovalar diz boyu otlarla, çiçeklerle bezendi. Köy çevresinde bin, iki bin büyük ve küçükbaş hayvanı bedavadan besleyecek kadar ot var ama olan hayvan yetmiş adet. Doğu Anadolu bölgesi genelinde durum aynı. Çoğu ot yem olmadan, ekonomik katkı yapmadan kuruyup gidecek ve biz; eti, sütü, peyniri, tereyağını pahalı tüketmeye devam edeceğiz…
Otlar uzun olunca inekler dişleriyle değil dudaklarıyla otları demetleyip koparıyorlar. Köydeki yetmiş inek bolluk içinde. Yaz kış bedavadan beslenecekler. Orta, güney ve batı bölgelerde hazır yemle beslenen hayvanlara göre çok şanslılar. Buradaki büyükbaş, küçükbaş hayvanlar yıllık enflasyonu yüzde bir olan Avrupa ülkeleri gibi bolluk içinde yaşayacak, diğerleri de Türk vatandaşları gibi enflasyon altında ezilecekler.
Gençliğimde de sıkıldığım zamanlarda radyomu yanıma alır kırlara gezmeye çıkardım. Etraftaki otlara, çiçeklere, böceklere bakar, geçerdim. Yaşım ilerleyince çiçekleri, böcekleri görmeye başladım. Otun, çiçeğin, böceğin başında oturup inceler hale geldim. Doğada;
*Madımağın yirmi, yirmi beş santim uzadığını,
*Arıların, böceklerin çiçekler solmadan şekerlerini aceleyle toplayıp kışa hazırlık yaptıklarını,
*Kargaların saldırısına uğramamın nedenini önümde zıplayarak kaçan yavru karga olduğunu,
*Havada süzülen kartalın ürpertici sesini duyan kuşların sağa sola kaçıştıklarını,
*Her gördüğüm çiçek ve çiçek grubunun resmini çekişimi. Ekranı büyüterek baktığımda güzelliklerine hayran kaldığımı,
*Kışın karda giydiğim lastik çizmelerimi kene korkusu ile sıcakta yine giydiğime bakıp gülümsediğimi,
* Kekiklerin, nanelerin kokularının ne kadar güzel ve keskin olduğunu gördüm.
Kır gezintim sona erip eve döndüğümde belleğimin sorunları bir köşeye sıkıştırıp; yeni haberler, olaylar, sorunlar için yer açtığını görünce hafiflediğimi hissettim. Ağırlıkları doğaya bıraktım.
Belleğim bundan sonra olacak olayları hiç şaşırmadan kabul etmeye ve depolamaya hazır hale geldi. Gelsin yeni haberler…
Size de öneririm.


