ÖĞRENMENİN ÖNEMİ

    26.10.2026

    Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;

    Eğitim, öğrencileri geleceğe hazırlayan bir yaşantı sanatı olur. Öğrenciler, ilgi, yetenek ve hayalleri doğrultusunda meslek-iş seçimi yapıp toplumun ekonomisine, refahına katkıda bulunurlar. Eğitim sonucu iyi insan, iyi yurttaş ve mutlu bireyler yetiştirilmek istenir. Emek-sermaye bütünlüğü, serbest piyasayı oluşturur. Emek ve sermaye serbest piyasada arz ve talep edilir. Meslek-iş serbest piyasa şartlarında oluşur. Eğitim, bilgi türleri ve insan gücü planlaması arasında bağ vardır. Öğrencilerin ilgi, yetenek ve hayallerini keşfetmek gerekir. Toplum mal, hizmet ve insan üretir.

    Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım!” sözünden hareketle, insanın düşünme yeteneğini sürdürmesi gerekir. İnsanın kavrama, değerlendirme, analiz etme kapasitesini sürdürmesi gerekir. Düşünen insan okuma ve ifade becerisini sürdürür. Dijitalleşmeyi, insan olmayı destekleyen yöntemler çerçevesinde gözden geçirmek gerekir.

    Toplumlar ilkelden moderne doğru gelişme gösterirler. Modernleşme, alet-makine yapmak ve alet-makine ile üretim yapmaktır. Modernleşme, kanunların yanında insanların öğrenme, uyum sağlama ve yeni alışkanlıklar geliştirme süreciyle şekillenir.

    Kutlamalarda devlet kurumları yanında, meslek kuruluşları ve halk vardır. Toplumun tarihi, insanların hikâyelerinden oluşur. Bilgiyi öğrenmek, insanların farkındalık ve sorumluluk duygusunu geliştirir. Toplumsal hayat, gündelik pratikler içinde yeniden üretilir. Dünyanın dayatmalarına karşı insanlar, çeşitli yöntemler bulup farkındalıklarıyla var olma mücadelesi verir. Biraz hayal gücü, biraz abartı, biraz da mizah var…

    Kent, yaşanan bir coğrafya yanında, insanı, doğayı, mimariyi ve hatıraları ortak bir paydada buluşturur. Eşyalar, kişisel olmanın yanında, ekonomi, sınıf, hukuk, toplumsal cinsiyet, dönemin değer sistemi ile ilgili olur. Eşyalar, geçmişte ve bugün, gündelik hayatı gösterir.

    Tiyatro oyununda bir kahramanı temsil eden oyuncu, kahraman adına konuşur. Boşlukları yazar kendi hayaline göre doldurur. Tiyatro oyununda tanık, gördüğü şeyin sahibi değildir. Orada bulunur, görür, dinler ve gördüğünün varlığına ilişkin sorumluluk alır. Temsilde ve tanıklıkta fark var. Tanıklıkta geçmişten kalan maddi izlerle bugünün insanı karşı karşıya getirilir. Temsilde kahramanın varlığından geriye kalan şeyin karşısında olmak vardır.

    Geçmişi kendimize mal etmek yerine, geçmişle aramızdaki mesafeyi kabul etmiş oluruz. Geçmişteki bir gündelik hayat belgesi üzerinden, bugünkü gündelik hayatımızı yeniden görebiliriz. Bir isim, arşivde kaldığında bilgidir. Bir isim, bir beden tarafından söylendiğinde, tekrar toplumsal dolaşıma girer.

    Bir kitabı okurken kahramanlarla birlikte sokaklarda yürür, şehirlerden geçer, bazen bir gemiye, trene ya da bir ata binip bambaşka coğrafyalara gideriz. Belki de hiç görmediğimiz, bilmediğimiz diyarlara ulaşırız. Her hikâye, bir yerde gerçekleşir.

    Bilgi bütündür. Bilginin parçaları vardır. Dini bilgi, inanıp öğrenilir. Dünya bilgisi, sorgulanıp öğrenilir. Dini bilgi, kaderciliği telkin eder. Dünya bilgisi, içinde yaşanılan şartları sorgular. Dini bilgi, dünyaya bir bakış açısı olur. Dünya bilgisi, dünyaya bir bakış açısı olur. Bilgi bütünlüğüne göre olaylar değerlendirilir.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.