Mehmet Taşdemir’den Tülay Hatimoğulları’nın Açıklamalarına Sert Tepki: “Siyaset Tehdit Diliyle Yapılamaz”

Millî Ulusal Parti (MUP) Genel Başkanı Mehmet Taşdemir, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın kamuoyuna yansıyan ve “Türkiye’de her yer Gazze olacak” şeklinde aktarılan sözlerine sert tepki gösterdi. Taşdemir, söz konusu ifadelerin siyasi eleştiri sınırlarını aşan, toplumda kaygı ve gerilim oluşturabilecek nitelikte olduğunu savunarak, siyasi aktörlere daha sorumlu bir dil kullanma çağrısında bulundu.
Taşdemir yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin çok hassas bir dönemden geçtiğini belirterek, siyaset kurumunun toplumsal barışı güçlendirecek bir dil kullanması gerektiğini ifade etti. Özellikle parti genel başkanları, milletvekilleri ve siyasi yöneticilerin kullandıkları her sözün milyonlarca insan tarafından dikkatle takip edildiğini vurgulayan Taşdemir, siyasi tartışmaların tehdit, korku ve kaos çağrışımları üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir hukuk devletidir” diyen Taşdemir, siyasi partilerin ve siyasetçilerin eleştiri, itiraz ve muhalefet hakkının bulunduğunu ancak bu hakkın toplumu korkutacak veya ülkenin geleceğine ilişkin tehdit algısı oluşturacak ifadelerle kullanılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.
Taşdemir, “Hayırdır? Siz bu yürütülen süreçlere veya Meclis çatısına güvenerek mi böyle tepeden ve tehditkâr bir dille konuşmaya başladınız? Bu aziz milletin sabrını ve ferasetini sakın sınamaya kalkmayın” ifadelerini kullanarak, siyasetçilerin sözlerinin toplumsal sonuçlarını hesaplaması gerektiğini dile getirdi.

“Milletin Meclisi’nden Konuşanlar Sorumluluklarını Bilmelidir”
MUP Genel Başkanı Taşdemir, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görev yapan herkesin öncelikli sorumluluğunun millete karşı olduğunu belirterek, milletvekilliğinin kişisel veya parti çıkarlarının üzerinde bir kamu görevi olduğunu ifade etti.
Taşdemir, “Bir milletvekili yalnızca partisinin değil, kendisine oy veren milyonların ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının temsilcisidir. Bu nedenle kullanılan dil, yapılan açıklamalar ve ortaya konulan siyasi tavır büyük bir sorumluluk gerektirir” değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi makamların toplum üzerinde oluşturduğu etkiye dikkat çeken Taşdemir, özellikle ülkenin güvenliği, toplumsal huzuru ve devletin bütünlüğü gibi konularda konuşulurken çok daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Taşdemir, “Bu ülkenin ekmeğini yiyeceksin, Gazi Meclis’in imkânlarından faydalanıp milletvekili olacaksın, ardından da Türkiye’yi felaket ve kaos çağrışımı yapan ifadelerle gündeme getireceksin. Böyle bir siyaset anlayışını doğru bulmuyoruz” dedi.
“Türkiye’nin Huzuru Siyasi Hesaplara Kurban Edilmemeli”
Türkiye’nin farklı siyasi görüşlerin bir arada yaşadığı büyük ve köklü bir ülke olduğunu ifade eden Taşdemir, siyasi partilerin farklı düşünceleri savunmasının demokratik hayatın doğal bir parçası olduğunu ancak hiçbir siyasi aktörün toplumun tamamını karşı karşıya getirecek söylemlerden medet ummaması gerektiğini söyledi.
Taşdemir’e göre siyaset; toplumu korkutmak, kamplaştırmak veya geleceğe ilişkin kaygıları büyütmek yerine vatandaşların sorunlarına çözüm üretme zemini olmalı.
“Bu milletin en büyük beklentisi huzurdur, güvenliktir, adalettir ve refahtır” diyen Taşdemir, ekonomik sıkıntılarla, işsizlikle, hayat pahalılığıyla ve sosyal sorunlarla mücadele eden vatandaşların siyasetçilerden yeni gerilimler değil, çözüm beklediğini ifade etti.
“Siyaset Makam ve Mevki Yarışı Değildir”
Açıklamasının devamında siyasi ahlak konusuna da değinen Mehmet Taşdemir, siyasetin yalnızca seçim dönemlerinde yürütülen bir makam ve mevki mücadelesi olmadığını belirtti.
Taşdemir, “Siyaset, makam ve mevki yarışı değil; millete adanmış bir ömürdür. Bu bilinçle hareket etmeyenler, hangi partiden olursa olsun, milletin vicdanında mahkûmdur” ifadelerini kullandı.
Bir milletvekilinin partisinin veya şahsi siyasi kariyerinin değil, temsil ettiği milletin aynası olması gerektiğini söyleyen Taşdemir, siyasi ahlak ile insani ahlakın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.
Taşdemir, siyasi partilerin de kendi kadrolarını oluştururken yalnızca seçim kazanma hesabı yapmaması gerektiğini savunarak, liyakat, dürüstlük, sorumluluk ve kamu yararı gibi kriterlerin siyasi kadroların belirlenmesinde temel ölçüt olması gerektiğini ifade etti.
“Siyasi Partiler Kendi Kadrolarını Sorgulamalıdır”
Parti genel başkanları ve yönetim kadrolarının yalnızca kendi siyasi geleceklerinden değil, partileri adına konuşan ve görev yapan isimlerin tutumlarından da sorumlu olduğunu belirten Taşdemir, siyasi partilerin kamuoyunda tartışma yaratan açıklamalar karşısında gerekli değerlendirmeleri yapması gerektiğini söyledi.
Taşdemir, “Bir vekilin yanlışı yalnızca kendisini ilgilendirmez. O vekili seçen partiyi, partinin yönetimini ve nihayetinde siyasete duyulan güveni de etkiler. Bu nedenle siyasi partiler, kendi kadrolarının attığı her adımın sorumluluğunu taşımalıdır” dedi.
Siyasette yaşanan her tartışmanın kişisel polemik seviyesine indirgenmemesi gerektiğini belirten Taşdemir, kamuoyunun siyasetçilerden daha yüksek bir sorumluluk standardı beklediğini ifade etti.
“Millet Tehdit Dili Değil, Çözüm Bekliyor”
Türkiye’de vatandaşların siyasi tartışmaların sertleşmesinden rahatsızlık duyduğunu savunan Taşdemir, toplumun farklı kesimlerinin birbirine karşı düşmanlaştırılmasının hiçbir siyasi partiye fayda sağlamayacağını belirtti.
Taşdemir, “Bu millet vatanına, bayrağına, devletine ve huzuruna sahip çıkmıştır. Bundan sonra da demokratik iradesine sahip çıkacaktır. Hiç kimse milletimizin birlik ve beraberliğini tehdit dili üzerinden test etmeye kalkmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Taşdemir, Türkiye Cumhuriyeti’nin sorunlarının demokratik siyaset, hukuk ve Meclis mekanizmaları içerisinde çözülmesi gerektiğini belirterek, siyasi aktörlerin toplumsal barışın sorumluluğunu taşıması gerektiğini söyledi.
MUP’tan Siyasi Partilere Çağrı
MUP Genel Başkanı Mehmet Taşdemir, açıklamasının sonunda tüm siyasi partilerin genel başkanlarına ve yönetim kadrolarına çağrıda bulundu.
Taşdemir, siyasi partilerin kendi milletvekilleri ve yöneticilerinin açıklamalarını daha dikkatli değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Kendi kadrolarınızı milletin gözü önünde sorgulayın. Ahlaki ve siyasi sorumluluk bilinciyle hareket etmeyen hiç kimseyi milletin huzuruna çıkarmayın. Unutmayın; millet sizi yalnızca seçim döneminde izlemiyor. Millet, attığınız her adımı, söylediğiniz her sözü ve aldığınız her kararı değerlendiriyor” dedi.
Taşdemir, siyasi rekabetin demokratik sınırlar içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekerek, hiçbir siyasi hesap uğruna Türkiye’nin huzurunun ve toplumsal barışının riske atılmaması gerektiğini söyledi.
“Bu Dilin Karşısında Duracağız”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’na atfedilen sözlerin siyasi açıdan son derece ağır sonuçlar doğurabilecek bir söylem olduğunu savunan Taşdemir, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milleti, tehdit diliyle yönetilecek veya korkutulacak bir ülke değildir. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, eleştirinizi yapın, itirazınızı dile getirin, demokratik mücadele yürütün. Ancak milletin huzurunu ve devletin bütünlüğünü hedef alan, toplumda korku ve kaos algısı oluşturabilecek bir dili kabul etmiyoruz.
Sorumsuz söylemleri ve toplumun huzurunu zedeleyebilecek bu çirkin dili en sert şekilde kınıyoruz. MUP olarak hangi siyasi görüşten gelirse gelsin, ülkemizin demokratik düzenini, toplumsal huzurunu ve milletimizin ortak değerlerini hedef alan her türlü söylemin karşısında duracağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz.
Bizim siyaset anlayışımız açıktır: Türkiye’nin sorunları tehditlerle değil, hukukla; korkuyla değil, demokrasiyle; ayrıştırmayla değil, millet iradesiyle çözülür.”
