MAX WEBER

    20.08.2025

    Kitap adı: Max Weber. (Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu) Yazarı: Max Weber. Çeviren: Gökhan Rızaoğlu. Türü: Makale. Sayfa sayısı: 236.

    Max Weber, kapitalist ekonominin yükselişini, Kalvinizm’in sıkı çalışmaya ve kişinin dünyevi görevlerini yerine getirmesine yüklediği değerle ilişkilendirir. Bu çalışma, ekonomik ve toplumsal gelişmeyi, kültürel okumaya dayandırmıştır. Max Weber, Kant’ın ahlak anlayışından etkilenmiştir.

    Nota bilgisi, sonat, senfoni, opera, org, piyano, keman gibi terimler Batı’ya özgüdür. Gotik tonoz ile anıtsal yapılar Batı’da inşa edildi. Resimde perspektif Batı’ya aittir. Süreli yayınlar Batı’ya aittir.

    Toplumun günlük yaşantısının en önemli işlevleri: teknik, ticari ve hepsinden önemlisi, hukuki olarak yetiştirilmiş devlet görevlilerinin elindedir.

    Düzenli olarak seçilen vekillerden oluşan parlamentolar ve bu parlamentolara karşı sorumlu olan politikacılar ve başbakanlık rolünü üstlenen parti liderlerinden oluşan hükümet yapısı sadece Batı’da vardır. Yazılı bir anayasaya, yasalara bağlı bir yönetime sahip ve uzman görevliler tarafından yönetilen devlet, Batı’da bulunmaktadır.

    Kapitalizm, devamlılığı olan ve sürekli yinelenen bir kâr elde etme çabasıyla özdeştir. Parasal değer üzerinden sermaye hesabı yapılır. İşgücü örgütlenmesi yapılır. Yurttaş, burjuvazi, proleter kavramları Batı’da oluşmuştur.

    Proletarya, serbest işgücü örgütlenmesidir. Girişimciler ile serbest ücretli çalışan işçiler arasında sınıfsal çatışma, Batı’da vardır. Burjuvazi, Batı’ya özgü bir durumdur. Onluk sisteme dayalı muhasebe kayıtları, Batı’da tutulmaya başlamıştır.

    Tüm bilgi dalları amatörlere bir şeyler borçludur. Çok değerli bakış açıları sağlamışlardır. Her bilgi dalı: Dünya’ya bir bakış açısı olur.

    Max Weber, toplumdaki çalışma hayatına hâkim olan anlayışın, Kalvinizm ve Püritenlikteki köklerini tespit etmiştir.

    Reform, yeni bir idare şeklinin, eskisinin yerini almasıdır.

    Montesqueu, İngilizler “Üç şeyde dünya üzerindeki tüm insanlardan daha ileriye gitmişlerdir: çilecilikte, ticarette ve özgürlükte” sözlerini söyler.

    Toplumsal değişim, tarihsel gerçeklikten alınan tikel parçalarla kademe kademe inşa edilir. Değişim, en sonda ortaya çıkar. İlgi alanının ve hedefin belirlenmesi gerekir. Vakit nakittir. Vakit paradır. Kredi de paradır.

    En basit giderleri bile yazma zahmetine katlanırsak: ufak ıvır zıvır giderlerinin birleşip ne kadar büyük bir miktar olduğunu keşfederiz.

    Sermayenin artırılması için yapılan çalışmalar, bir değerler sistemi oluşturur. Sermaye kâr ederek artar.

    Dürüstlük, dakiklik, çalışkanlık, tutumluluk birer erdemdir. Franklin, İncil’deki “İşinde özenli olan adamı görüyor musun?” cümlesini örnek verir. Bir kişinin işinde özenli olması belirtilir. Piyasa ilişkileri, sistemine dâhil olduğu kadarıyla bireyi kapitalist eylem kurallarına uymaya zorlar. Kurallar birer norm olur. Kapitalizm, ihtiyaç duyduğu kişileri, ekonomik seçilim süreciyle seçer ve eğitir.

    Kapitalizm, gelenekçilik olarak isimlendirilen: yeni durumlara karşı gösterilen tepkilerle karşılaşır.

    Parça başı ücreti ile üretim artışı sağlanmaya çalışılır. İşçi ücreti artırılınca: işçi daha önce aldığı ücreti alıncaya kadar çalışır. Daha az çalışma fırsatı, daha fazla kazanma fırsatından daha çekici gelir. Bu örnek, gelenekçiliği anlatır.

    Yaptığı işi hayatının anlamı ve ilahi bir çağrıymışçasına yerine getirmeye yönelik genel bir tutum, zaruridir. Bu tutum, uzun, yavaş bir eğitim sürecinin ürünü olur.

    Sombart, ihtiyaçların giderilmesini ve kazanç elde etme ilkesini, birbirinden ayırmıştır. Kapitalizm, sistematik bir kâr elde etme çabasıdır. İş aşkı ve çalışma azmi terimleri: kapitalizm kuralıdır. Dini bilgide de aşk ve azim terimleri kullanılır.

    Beruf Almanca, calling İngilizce kelimelerdir. Her iki kelime de iş, meslek, kariyer, iş aşkı anlamına gelmesinin yanında: Tanrı’dan gelen çağrı anlamına gelir.

    Yeni olan şey, dünyevi işlere ait yükümlülüklerin yerine getirilmesinin: olası en yüksek seviyeye sahip ahlaki eylem olarak değerlendirilmesidir. Gündelik dünyevi eyleme, dini bir önem yükleyen bir yaklaşım ortaya çıktı. Protestan mezheplerinin temel doktrini, bu meslek anlayışı ile kendini ifade eder. “Tanrı’yı hoşnut edecek bir hayat sürmenin tek yolu, bireyin dünyadaki toplumsal konumuna göre, üzerine yüklenen sorumlulukları yerine getirmesidir. İşte bu bir kişinin ilahi görevidir. Luther’e göre, bir meslekte çalışmak, kardeşçe bir sevginin dışavurumudur. Dünyevi görevlerin yerine getirilmesinin Tanrı’yı memnun etmenin tek yoludur. Tanrı’nın başlıca isteğidir. Tüm meşru meslekler, eşdeğer olur. Dünyevi işler, ahlaki yönden meşru kılınmıştır.

    İlke olarak birey, Tanrı’nın kendisine bahşettiği meslek ve toplumsal konumda kalmalı ve dünyevi hayat mücadelesini, verilen toplumsal konumun sınırları içinde kalarak sürdürmeliydi. Meslek, bir insanın ilahi olarak kabul etmesi ve uyum sağlaması gereken bir şeydir. Dünyevi görevler, bahşedilen toplumsal konuma razı gelmedir. Manevi ve dünyevi görevlerin temelde, eşit değere sahip olduğu vurgulanır.

    Bizi ilgilendiren, dini inançtan ve dini uygulamalardan kaynaklanan gündelik hayat tarzına yön veren ve bireyi o yaşantı tarzına bağlayan psikolojik güdülenmelerin etkisidir.

    Reformcu mezhepler, “Püritenlik, Kalvincilik, Protestanlık” büyüye ve sihre karşı olmuşlardır. Kurtuluşa ermek için büyü ve sihirden uzak durulmasını istemişlerdir. Tüm algısal ve duyusal öğelere karşı olumsuz duygu hissedildi. Sadece Tanrı’ya güvenilmelidir.

    Günah duygusunun düzenli olarak rahatlatılmasını sağlayan araçlar terk edilmiştir. Kalvin, mahrem günah çıkarma eylemini kaldırmıştır.

    Dünya sadece Tanrı’yı övmek için vardır. Hıristiyanlar ellerinden geldiğince Tanrı’nın emirlerini yerine getirerek onun şanını yüceltmek için dünyaya gelmişlerdir. Tanrı, toplumsal yaşamın, onun emirleri doğrultusunda düzenlenmesini istemektedir. Bu hareket, Tanrı’nın yeryüzündeki şanının yüceltilmesi olur. Bu durum, topluluğun dünyevi yaşantısına hizmet eden bir meslekte çalışma durumu için de geçerliydi.

    Hıristiyan kardeşçe sevgi öğretisi, sadece yaratana hizmetle ilgilidir. Toplumsal fayda için çalışmanın Tanrı’nın şanını artıracağı ve isteğinin de bu yönde olduğu belirtilir.

    Bir meslek dâhilinde icra edilen dünyevi işlerin, dinsel kaygıları giderebilecek en uygun araç olduğu fikri ortaya çıktı. Kurtuluşa çağrı demek, faydalı bir meslek demektir. “Tanrı’nın şanının artmasına hizmet eden Hıristiyan bir yaşam tarzı, imanı belirtir. Kişi, gerçek anlamda iyi olan amelleriyle Tanrı’nın yeryüzündeki şanını artırma yetisine sahiptir. Böylece kurtuluşa kavuşur.

    Kalvinizm, bütünleşik bir sistem içinde bir araya gelmiş, iyi amellerden oluşan bir hayat talep eder. Katolik döngüsü, “günah, tövbe, kefaret, rahatlama, akabinde yeni bir günah” şeklindedir. İnsancıl bir döngüdür.

    İnsanın ahlaki eylemleri, bir bütün olarak kalıcı bir yaşam tarzı yöntemine bağlanmıştı. Birey, belirli bir amacı olan iradenin üstünlüğüne tabi olur. Çilecilik, etkin dünyevi yaşantının hizmetine sunulmuştur. Çileciliğin asıl nihai hedefi: dikkatli, gözü açık ve temkinli bir hayat sürmektir. Çileciliği hayatına uygulayan kişilerin yaşantısına bir düzen gelmişti.

    Öz kontrolü olan, amaçları, sınırlamaları olan, Tanrı’ya yönelik duygularımız olan bir yaşantı istenir. İffet, yoksulluk-hayırseverlik, itaat: İsa’nın insanlığa verdiği üç öğüttür. Çilecilik, dünyevi bir türe dönüşmüştür.

    Reform kökenli Pietizm çevrelerinde, manastır yoktur. İnsanlar çileci ideallerini, basit gündelik işlerde aramışlardır. Kişinin imanını gündelik eylemlerde kanıtlamasının gerekliliği fikri: bu öğretiye olumlu katkıda bulundu. Ahlaki yaşam tarzı, sistemleşti. Pietist, yenilik yanlısı demektir. Pietistler, kilise-devlet ayrılmasını savunurlar. Kilisenin kendi kendisini yönetmesini istemişlerdir.

    Luther, iman ve ameller arasında gevşek bağlantıyı benimsemiştir. Eğer sabırla bekler, sistemli olarak düşünürlerse, onun işaretleri, kendini onlara gösterecektir, düşüncesi benimsenir.

    Sistemli bir yaşam ve erdemlilik alışkanlığı: kutsamanın büyümesine ve iyinin kötüden ayrılmasına neden olmalıydı. Önce dürüstlük, sonra huzur: bir kuraldır.

    Bir meslekte çalışmak, çileci bir ameldir. Pietist din adamları, günah çıkarmaya karşı mesafeli olmuşlardır. Reform ahlakı temel alınmıştır.

    Önce görevini arayıp bulma, sonra da o görevi, özenli ve sistemli olarak yerine getirmek, dünyevi çileciliktir. İlahi çağrı yolunda çalışma fikri teşvik edilmiştir. Bir Hıristiyan’ın yeni baştan özgüvenini kazanmak için durup dinlenmeden, başarılı bir şekilde, mesleğinde çalışması gerekir.

    Metodizm, hissi ve çileci bir din inancı anlayışıdır. Kurtuluşa ulaşmak için kişinin metodik, sistemli bir yaşam tarzına sahip olması gerekir. İyi amellerde bulunan kişi, inanan kişi olur. İmanın meyvelerine vurgu yapılır. Yaşam tarzı, yeniden doğuşun bariz belirtisi kabul edilir. İmanın meyveleri: iyi davranışlar olur.

    Baptistler, inanç yoluyla kurtuluşun kanıtlandığına inanırlar. Bütün dini akımlar, dinin devletten ayrılmasını kabul etmişlerdir.

    Protestanlığın geleneksel inancı, İsa’ya hizmet etmek için dünyevi işlerde çalışmak gerekir, demektir. İmanlıların gündelik hayatındaki etkinliğin sürekli olması istenir. Protestan çileciliği, itaat etme ilkesini ret eder. Protestanlıktan etkilenen toplumlar, çağdaş demokrasinin tarihsel temellerini atmışlardır. Kuveykırlar, vaftizciliği bıraktılar. Vaftiz etmek, dünya bilgisini kutsayıp kabul etmektir.

    Baptist fikirler, gündelik dünyevi hayata girmiştir. Sihrin dünya üzerinden kati şekilde ortadan kaldırılması, bir kural olmuştur. İş hayatına, çileci değer yargıları girmiştir. Baptistlerin izinden gittiği Luther’den itibaren manastır tarzı yaşam bırakılmıştır.

    Kişinin mesleğine karşı sorumluluğu: inananların bu dünya üzerinde yaşamak zorunda oluşunun doğal sonucudur. Dünyevi yaşantı kutsanmış oldu. Ahret yaşantısı ve dünya yaşantısı, bir bütün kabul edildi. Bütünün parçaları eşittir. Ahret yaşantısı ve dünya yaşantısı, eşit oldu.

    Baptistlerin dürüst ve sistemli yaşam tarzı, onları meslek yaşamında yönlendirdi. Vicdan, insanın iradesini açıklaması olur. Benjamin Franklin, “Dürüstlük en iyi politikadır” sözünü söyler.

    Baptist harekete ait tüm cemaatler, kilise yerine tarikat kurmuştur. Gönüllülüğe dayalı topluluklar kurmuşlardır. Dini yaşantı, dünyaya ve onun kurumlarına dâhil olunarak yaşanmaya başladı. Asıl hedefi ahret olan dünyevi yaşam tarzı: meslek fikrine dayanır. Manastırdan çıkılıp gündelik dünyevi hayatın içine girildi.

    Kalvinizm’den türeyen İngiliz Protestanlığı, meslek fikrinin en tutarlı temelini oluşturur. Richard Baxter, çalışma alanı olarak kendisine, gündelik hayatta kilise yaşamı ile ahlaki yaşamın geliştirilmesi konusunu seçti.

    Sadece çalışma, Tanrı’nın yeryüzündeki şanını artırmaya hizmet eder. Tanrı için bir meslekte onun iradesini etkin bir şekilde yerine getirmek, bir kural olmuştur. Daimi bir fiziksel ve zihinsel çalışma vaaz edilir. Çalışma, çileciliğe ait denenmiş ve sınanmış bir tekniktir.

    Evlilikte cinsel ilişki, Tanrı’nın şanını yüceltmek için onun tarafından verilen, “Verimli olun ve çoğalın” emriyle uyumlu olacak şekilde yerine getirildiği sürece serbesttir.

    Kendini işine vermek, başlı başına hayatın tek amacı olarak kabul edilir, oldu. Çalışma, sadece bireysel ve toplumsal yaşamın devamlılığı için doğal bir değer olur. Bu kural, insanlığın tamamına yöneliktir. Çalışmak, Tanrı’nın şanı için bireyin yerine getirmesi gereken ilahi bir emirdir.

    Luther’e göre, nesnel tarihsel düzen doğrultusunda, kişinin kendisine verilen mülkiyetle ve mesleklerle bütünleşmesi, doğrudan ilahi bir takdirdir. Dini bir yükümlülüktür. Dünya, olduğu gibi kabul edilmeliydi. Bu başlı başına dini bir görev olabilirdi. Kişi bir mesleği üzerine aldığında, ilahi takdire itaatin gereği olarak: kişinin o meslekte çalışmaya devam etmesi ve onu kabullenmesi, görüşü belirtilir.

    Dünyevi çileciliğin talep ettiği sistemli ve muntazam bir kişilikten işsiz kişi, yoksundur. Tanrı’nın talep ettiği şey, belirli bir meslekte çalışmaktır. Belirli bir meslek sahibi olmanın çilecilik açısından önemine vurgu yapılır.

    Kâr etme fırsatının ilahi takdirin bir parçası olduğu bilgisi, kişileri ve toplumu değiştirmiştir. Püritenler, sermayenin ve işçiliğin düzenlenmesi şeklindeki dünya görüşünü sahiplenmişlerdir. Meslek sahibi olup çalışmak, yeniden doğuş kabul edildi. İnsanı mesleğinde çalışmaktan ve dinden uzaklaştıran etkinlikler, değersiz görülüyordu.

    Püritenler, skolastik felsefeye karşıydılar. Skolastik bilgi dünyaya, kutsal metinlerin sayfaları arasından ve ayetlerin çizdiği çerçeve içinden bakar. Kıyas yapılır. Püritenliğe göre, insanın kendisine Tanrı’nın inayetiyle gelen mülkün sadece emanetçisidir. Kişi kendisine emanet edilen her bir kuruşun, hesabını verecektir.

    Çilecilik yolunda kişi azimliyse, daha fazla mal varlığı edinir. Dolayısıyla Tanrı’nın şanı için mal varlığını olduğu gibi koruma ve sıkı çalışarak onu artırma görevi, daha da ağırlaşır. Bu kural, çileci Protestanlığın ahlak anlayışı olmuştur. Bu fikir, kapitalizm açısından önemlidir.

    Protestan çileciliği, insanları tüketimden uzaklaştırmış, tasarrufa yöneltmiştir. Kazanç sağlama çabasının önündeki engelleri kaldırmıştır. “İki dünyanın da keyfini çıkarmak. Rahat bir vicdan, rahat bir yastıktır” görüşleri: Burjuva sınıfını etkilemiştir.

    Dini çileciliğin gücü, kişiye ilahi takdir tarafından kendisine: hayatın amacı olarak verilmiş işine, dört elle sarılan ölçülü, dürüst ve çalışkan işçiler sağlamıştı. Püriten cemaatlerde, Protestan tarikatlarında dilencilik yasaktır. Çalışmayı ilahi bir çağrı olarak görmek, toplumu ekonomik olarak geliştirmiştir.

    İbrahim Sanalp

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.