KEMAL KILIÇDAROĞLUNA DOST VE YANDAŞ OLANLAR ACİLEN KENDİSİNİ HASTANEYE GÖTÜRÜP SAĞLIK RAPORU ALMALILAR!

Geçmiş dönem PM üyesi Güler Buğday makalesinde;
Böyle bir öneriyi laf olsun ve bazı arkadaşlar kırılıp incinsin diye yapmıyorum.
Dün Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinlerken hala kendisine inanan, seven, güvenen veya koltuk bağımlısı olan yandaşlarının Kılıçdaroğlu’nun ciddi bir akıl tutulması yaşadığını ve mutlaka zihinsel olarak ilk önce kendisinin arınması gerektiğini görmüş olmaları gerekir.
Başka türlü düşünmek inanın mümkün değil.
Kılıçdaroğlu’nun özellikle değişim kongresinden sonra yaptıkları ve hala kendisine inanan veya bağlı olanların büyük umutlar besledikleri dünkü konuşmasından sonra bu gece başlarını yastığa koyabildiklerine inanmak çok zor olmuştur.
Haksızlık yapmamak için sabaha kadar onlarca kez kendisini dinledim…
Tövbe Tövbe… asıl bizler akıl sağlığımızı koruyalım.
Çünkü bayramın ilk günü evinin önünde kanepeye oturup basın mensuplarıyla bayramlaşırken partideki kimsenin bilmediği gerçekleri ve yaşananları tek-tek açıklayacağını belirtmişti.
Bu beklentide en çok öne çıkanda “ARINMA” iddiası olmuştu.
İktidar güdümündeki mahkeme kararıyla “Mutlak Butman” denen bir saçmalıkla “Genel Başkanlığa” atanan Kılıçdaroğlu inanılmazı yaptı ve talepte bulundu:
CHP Genel Merkezini polis zoruyla ele geçirmek için İstanbul il başkanlığında Kayyum Gürsel Tekin’in daha beterini yaparak plastik mermilerle, gaz bombalarıyla, şiddet kullandırarak ve kıra döke ele geçirilmesini sağladı.
Bundan hiçbir üzüntüde duymadı.
O işgale sebep olan bazı milletvekilleri de günlerdir kınanıyor ve hatalarını anlamaları bekleniyordu!!!!
Polis zoruyla işgal edilen CHP Genel Merkezi’ndeki bayramlaşma için günlerdir örgütü ve halkı davet ederek ve ettirerek gelen ve işgal ettiği makama oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ruh sağlığı yani akıl sağlığı maalesef yerinde değildi.
Toplama ve zorlamayla meydanda buluşan az sayıdaki kalabalık bu konuşmalardan sonra utanmadılarsa, üzülmedilerse, vazgeçmedilerse inanın onlar içinde kaygılanmamız lazım!
Bu arada CHP’nin defalarca seçilmiş ve mazbatası olan Genel Başkanımız Özgür Özel ve kadrolarına karşı tüm baskı ve dayatmalara rağmen mücadelesini yüzbinlerle güven parkta halkla buluşarak kutladı.
Bayramlaşmanın ve iktidara yürümenin tescilini Atasından Meşrutiyeti bir kez daha almak için halkla beraber kol-kola omuz-omuza Anıtkabir’e yürüdüler.
Tüm ülke olarak bu iki olayı izlerken tarihi bir kırılma noktasına tanık olduk.
Bu konuyu detaylarıyla yazsam roman olur onun için ben bugün birkaç olaya dokunup ayrıca unutturulan birkaç olayı anımsatacağım.
Çünkü günlerdir ve özellikle dün yaşadıklarımız gerçekten hazmı olanaksız ve asla ithamlar ve suçlamalar kabul edilemez çirkinlik değil çirkeflikte sözlerdi.
Kılıçdaroğlu ve bazı yandaşları ihtiras ve hırslarına esir düşenlerin tavırları ve dünkü konuşmaları onaylayanlar siyaseten intihar ederken, Tek Parti iktidarına da stepne oldular.
24 yılda ülkeyi ve kendilerini tüketen Tek Adam Saray Sultası, “yargıyı araçsallaştırarak” CHP’yi ve halkın umudu olan “Mazbatalı” defalarca seçilmiş olan Genel Başkan Özgür Özel’i kadrolarıyla birlikte siyaset dışına itmek istedi.
Daha önceki Selahattin Demirtaş ve Cumhur Başkanı adayımız Ekrem İmamoğlu gibi rakiplerini tutsak ettiği gibi…
Tek Adam Cuntası, bunun için eğer aklı yerindeyse vicdanı ve ahlakından endişe ettiğim Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve ömür boyu vekil kalmak isteyen ihtiraslı, muhteris ve koltuktan kalkamayan yandaşlarını kullandı.
Uzun bir aradan sonra genel başkan sıfatıyla kitlelerin karşısına çıkan Kılıçdaroğlu hesaplaşma sinyalini en üst perdeden verdi.
AKP ve iktidara tek kelime etmezken sadece seçilmiş ve halkın umdu olmuş CHP’yi birinci parti yapmış mevcut yönetimi hedef aldı.
Mevcut krizin sıradan bir liderlik yarışı olmadığını belirterek siyasetteki ahlak, para ve operasyon tartışmalarına dikkat çekti.
Kalabalığa seslenirken tansiyonu yükseltip “Ben hesap soracağım hesap…!” dedi.
Konuşmasında defalarca FETÖ, rüşvet’ ve yolsuzluk suçlamaları yaparak sürekli özür dileyip helallik istedi:
“Bu can bu tende kaldıkça hakkı, hukuku ve adaleti herkes için savunacağım. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular hepimize şunu göstermiştir:
Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye’de demokrasi vadetmesi de imkânsız hale gelir.
Biz bu partiyi, mahkeme salonlarında irademiz çiğnensin diye mi büyüttük?
Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı?
Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti?
Bana soruyorlar, ne yapacaksın?
Bana soruyorlar, şimdi ne yapacaksın, ben hesap soracağım hesap…! Herkes bunu böyle bilsin!”
Pes gerçekten pes bunları söyleyebilmek için gerçekten akıl sağlığını tümden külliyen kaybetmiş olması gerekir.
Kılıçdaroğlu devamla:
Yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir; kimin genel başkan olacağı meselesi değildir. Türkiye’de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.
Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma! Ama bu arınma, tasfiye değil; yeniden bir doğuştur.
Ben 78 yaşındayım. Bu yürüyüş adaletin, temiz siyasetin son büyük nöbetidir.
Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür.
“FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum.
Biz vatan dedikçe biz millet dedikçe kapalı kapılar ardından dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım uman o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum.
Sizin o nasırlı ellerinizle helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları haram sofralara meze yapanların hortumlarını zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum.
CHP’nin onurlu delegelerin pavyon masalarında pazarlık konusu yapanları Mustafa Kemal’in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum.
Halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete talana başvuran belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım için sizlerden, tarih önünde hak deryasından özür diliyorum.
Bu kadar yetersiz, basiretsiz, beceriksiz öngörüsüz bir insanı bizler örgüt olarak 13 sene başımızda tuttuğumuz için bizler; halkımızdan özellikle emeklilerden, asgari ücretlilerden okula aç giden yavrularımızdan ve okuma şansı iş bulma şansı ve yuva kurma şansı kalmayan gençlerimizden özür dileriz.
ŞİMDİ BENDE GÜLER BUĞDAY OLARAK SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NDAN HESAP SORUYORUM:
Sayın Kılıçdaroğlu arınmaya mümkünse ilk önce sizi gaza getiren sayısız kere milletvekili veya belediye başkanı olmuş ve sizden hala koltuk bekleyenlerden hesap sorarak işe başlayın.
Örnek:
Siyasete çaycılıkla başlayan ve serveti tartışmalı olan partide tüm makamlara oturup artık itibarı ve halkta güveni kalmayınca İstanbul’a çöken kayyım Gürsel Tekine hesap sorarak başlayın.
Kendilerini defalarca seçtiğiniz ve vazgeçmediğiniz belediye başkanlarını servetlerini gözden geçiriniz.
Yine eski Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, eşi CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin mal varlıklarını da sorun ve nasıl elde etmişler, ne kadar vergi ödemişler hep birlikte öğrenelim.
Suçladığı tüm konuların yıllarca muhatabı olmuş; Deniz Baykal döneminin kara kutusu ve …… her konudaki…. yakışıksızlıkların baş aktörü olan sağ kanalların gukuk kuşu ve şovmeni Mehmet Sevigen’den de hep birlikte hesap sorun.
Hiç kimseye sormadan tek adam mantığı ile defalarca vekil ve belediye başkanı yaptığınız Özlem Çerçioğlu (Aydın), Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’a da hesap sorun.
Ve yanılmıyorsam 16 belediye başkanı ve AKP’ye geçmek isteyip kabul görmeyen veya hala itirafçılıkla paçayı kurtarmaya çalışan sizin her koşulda tercihiniz olan başkanlardan hesap sorarak başlayın.
Gelelim FETÖ konusuna…
Bu konuda siz tescillisiniz ve ben Güler Buğday’a ve sevgili dostum eski milletvekilimiz Yahya Şimşeğe bu konuda hesap veremezsiniz.
Neden mi????
Resmen Fetö’nün kontenjanı olduğu herkesin malumu olan ve şimdide kaçtığı ABD’de yaşayan Aykan Erdemir’i kontenjandan Bursa’dan milletvekili seçtiren siz değil misiniz?
Kendisine ilk geldiği gün Bursa İl Başkanlığında bizzat ben hesap sormuştum!
Yine siz değil miydiniz 2023 seçimlerinde Habertürk de Mehmet Akif Ersoy’un sunduğu canlı yayında ABD, CIA ajanını ziyaret ettiğini itiraf eden Sadullah Ergin’i Ankara’da CHP 1. sıra vekil adayı yapan?
Ve 39 sağ partilerin çoğu AKP’ye geçen adaylarını CHP’de emek veren örgütün ve hakkı olan partililerimizin önüne koyarak vekil yapan?
Birde benden özür dilemeniz lazım. Ben sola ve partime hiç ihanet etmedim ama iyi bir partili olarak kimseye sormadan PM’den karar çıkarmadan hepimizi ismini bile bilmediğimiz Ekmellettin’i seçtirmek için örgütlerden çalışmamızı isteyen.
Bir çalışmaya Yahya Şimşek’le ve gazeteci Gül Kolaylı ile birlikte gittik. Gidene kadarda arabada küfrettik ama halkın önünde sizin o saçma sapan isteğinize uyup gece yarılarına kadar oy istedik!!!!
Tabiki burada ben tek tek sizinle beraber olanlarında arınmaları gerektiğini yazmayacağım ama başka bir şey isteyeceğim:
Daha önce TBMM’de bulunan ve çok ciddi görev yapmadan gereksiz ve amacını yitirmiş dünya paraya mal olan 4 danışmanın (!) ve tüm ailelerinin her türlü avantajlarıyla milyonlarca liraya mal olan vekillerin mal varlıklarını açıklasınlar istemiştim.
Özellikle kendileri, aile ve sülaleleri üzenindeki taşınır taşınmaz olanları nereden nasıl aldıklarını ve ne kadar vergi ödediklerini de belirtmelerini istedim.
Kimse umursamadı.
Bende CHP’li vekillerden birkaç kez istedim yine duyan olmadı!!!!
Şimdi “Arınmayı” şart koşan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan kendine imza veren, yanında olan ve emekli açken asgari ücretli sürünüyorken ülke krizdeyken nasıl malları mülkleri, şirketleri kazanıyor ve çoluk çocukları lüks şatafat içinde duyarsızca yaşıyor açıklasınlar ve “ARINSINLAR”
Hiçbir zaman paylaşımlarımda ismimden başka unvan kullanmayan Güler Buğday’ı bu sefer ciddiye alsınlar diye unvanlarımı da yazdık…
Şimdi herkese soruyorum.
Bırakın CHP gibi yüzyıllık çınar olan ve dünya lideri Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti ve devleti kurmuş bir partinin yıllarca genel başkanlığını yapmayı kapısından geçen namuslu onurlu sıradan bir üye bile böyle yargısız infaz yapamaz.
Hangi hakla o suçlamalar yapıldı?
Kendi üzerindeki mal varlığını açıklayamayan Adalet Bakanı bile kendisinden dikkatli konuşuyor.
Bu tarzı ile acaba Kılıçdaroğlu CHP olmazsa AKP’nin başına mı geçmek istiyor?
Yıllarca bize ambargo koymuş olan havuz medyası, TRT ve satılık kalemler dün Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasına canlı yayın yaptılar.
Ahlakı, vicdanı ve sol duyusu olan özellikle devrimci gelenekten gelen sol mücadelenin içinde ömürlerini tüketmiş kadrolar bu durumu görünce nasıl bir kumpasın içine düştüklerini anlamadılar mı?
İSTEK VE TEMENNİM:
Yanında yer almış olan milletvekilleri bu koşullarda hiçbir görevi kabul etmesinler.
İyi niyetle tercih ettiklerini düşünsek bile baştan sona her şey çok çirkin ve suç olacak gelişmelere sahne oldu.
Bu nedenle samimiyetle kendisini acilen tam teşekküllü bir hastaneye götürmek yetmez yatırsınlar ve tedavi edilsin.
Bu arada dün CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı ve seçilmiş kadroları gerçekten tarih yazdılar.
Genel Başkan Özgür Özel artık ülkenin kurtuluşunun ve tüm halkın lideri olmuştur.
Ancak kimse şımarmamalı ve bu tercihten dolayı kolay yoldan öne çıkmaya çalışmamalıdır.
Daha öncede belirttiğim ve istediğim gibi farklı düşünen ve tercihi olanlara karşıda iktidara yürüyebilmemiz için linç kültüründen vaz geçilmelidir.
Sevgiyle saygıyla, eşit yurttaşlar olarak barış ve kardeşlik duyguları ile insanca, onurluca, özgürce, haksızlıklara ve hukuksuzluklara izin vermeden yaşayalım ve yaşatalım
YORUMLAR
