KAPİTAL’İ OKUMAK
Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;
Kapital’i Okumak, Karl Marks’ın Kapital isimli eserini tanıtan bir bibliyografi türü kitaptır. Bilgiye giden düz bir yol yoktur. Ancak onun sarp patikalarında, yorucu tırmanışları göze alanlar, aydınlık doruklarına ulaşabilirler, ifadesi ile Karl Marks, bilgiyi tanımlar. Bilgiyi, “sarp patikalar” metaforuna benzeterek anlatır.
Farklılığın olduğu yerde, tanım vardır. Felsefe bilgisi, tanımla bilgi oluşturur. Okuma teorisinin altında, bir anlatım teorisi keşfedilir. Varlık-hakikat aranır. Düşünce ile varlık arasında bağ vardır.
Karl Marks, bilgiyi ikiye ayırarak anlatır. Sabit sermaye ve değişen sermaye ayrımını belirtir. Sabit sermaye, satın alıp sahip olunan sermayedir. Değişen sermaye, üretim sürecindeki sermayedir.
Emeğin değeri ve emek gücünün değeri ayrımı vardır. Emeğin değeri, emeğin idamesi ve yeniden üretimi için geçim maddelerinin değerine eşittir. Emek gücünün değeri, emek gücünün idamesi ve yeniden üretim için gerekli geçim maddelerinin değerine eşittir. Bilgiyi, üretim olarak düşünmek gerekir. Bilginin üretilmesini sağlayan hareketin özünü kavramak gerekir. Bilgi, tanımla sınırlandırılır.
Olgu, olayın nedeni ya da nedenin sonucu olur. Dram türünde, zıt olanlar çatışır. Bir metni, bu metinde ne anlatılmıyor, sorusunu sorarak okumak gerekir. Bilmek, gerçek nesneden özünü soyutlamaktır. Bu öze, öznenin sahip olmasına, bilgi denir.
Spinoza, bilginin nesnesi olan daire fikri ile gerçek nesne olan daireyi birbiriyle karıştırmamak gerekir, diyor. Karl Marks, düşünce nesnesi ile bilgi nesnesinin birbirinden ayrı olduğunu belirtir. Düşünce, doğayla belirli ilişkiler sürdüren ve bundan temel alan kendine özgü gerçek bir sistemdir. Tanımlanmış özgül bir sistemdir. Gerçek nesne, bilgi nesnesinden ayrılır. Özne ve nesne bütünlüğü, insanın özgürlüğü olur.
Bilgiler, türlerine göre ayrılır. Teorik ve pratik bilgi, kendi kendinin ölçütüdür. İnsanın özü, insandan ayrıldığında, soyutlama-ayrılma meydana gelir. İnsanın eylemleri, bir varlık içinde sabitlenir. Bu aşamada eylem, özünden ayrı olarak var olur. Eylem, öznenin yerini alır. Buna yabancılaşma denir.
Hegelci felsefede, düşünce insandan ayrı kabul edilir. Soyut idealar, hakiki deneyim öznesi kabul edilir. Descartes, düşünce ve bedeni ayırır. Düşünüyorsam, öyleyse varım, sözünü söyler. Dini bilgide, ruh ve beden ayrılır. Ruhun nefsi, bedenin hissi vardır.
Bilginin nesneden ayrılması, soyutlamadır. Soyutlamak, doğanın özünü, doğanın dışına, düşüncenin özünü, düşünce eyleminin dışına koymaktır.
Emeğin edimsel olması, onun nesneleşmesidir. İşçi, emeğiyle bir nesne üretir. İnsan, kendi özünü oluşturan eylemleri nesneleştirir. Karl Marks, işçinin kendini, ürününde tanıması gerektiğini varsayar. İnsanın ürettiği nesne, insanın kendi özünün nesneleşmesi olarak görülür. Emek ücreti, bireysel türdeş yaşamı sürdürme aracı olur. Davranış bilgisine göre insan hayatında, bütünlük ve devamlılık ister. Evlenmek ve çoluk çocuk sahibi olmak ister.
Soyut emek ve somut emek vardır. Soyut emek ve somut emek birliği vardır. Birlik, toplumsal bir sürecin sonucudur. Emek ürünlerinin toplumsal niteliği vardır. Emek ürünleri, duyum-üstü özellik kazanırlar. Cekette, terzinin emek birikimi vardır. Ceket, değer taşıyıcı olur. Toplumsal ilişki, bir şeye duyum-üstü niteliğini verir.

