Kapital’i Anlamak, Kapital’e Bakış…

    29.11.2025

    Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;

    KAPİTAL’E BAKIŞ…

    Karl Marks’ın Kapital isimli eserine bakış, okuyucuyu bilgi sahibi yapar. Bakış açısı ile yeni bilgiler öğrenilir.

    Toplumda üretim ilişkisi, bir yandan bir özne işlevini, diğer yandan ise bir nesne işlevini belirtir. Üretimde, sermaye-kapitalist ve emek gücü-işçi bütünlüğü vardır. Kâr oranı, kapitalist üretimin itici gücü olur. Nesneler, bir kâr ile üretilir. Toplumsal emeğin üretici güçlerindeki gelişme: sermayenin tarihsel işlevi ve varoluş nedenidir.

    Soyutun ve somutun belirlenimleri ve düşüncenin ve gerçeğin belirlenimleri vardır. Teoriler, pratikleriyle birlikte olur. Teorinin yolunu çizebilmek için pratiğin yoluna girmek zorunludur.

    Felsefe bilgisi, bilgi türlerinin tarihinin bilinmesidir. Felsefe yapmak, bilgi türlerine ait sorunların hangi koşullar içinde ve hangi koşulların üstüne konduğunu incelemektir. Bu koşullar, nesnel ve pratiktir. Sorun, yasallık-ideal ve gerçeklik-doğal terimleriyle ortaya konur. Basitten karmaşığa gidilir.

    Diyalektik, çelişkinin göğe yükselişi olarak sunulabilir. Bir bilginin nasıl üretildiğini bilmek gerekir. Kavram aracılığı ile kendini gösteren şey içeriktir. Sözcükler aracılığı ile gerçeklik yüzeye çıkar. İçerik okuması ve biçim okuması vardır. Analizde, kavramın içindeki çelişki ortaya konur. Eleştiri, bu çelişkiyi açıklar.

    Meta, nesne biçiminde kendini gösterir. Değer, mübadele biçiminde kendini gösterir. Değer, nispi bir şey gibi görünür. Nesne, değerin maddi kaynağıdır. Nesneler, kullanımlarıyla birbirinden ayrılırlar. Kavram, bilgi çalışmasının ürünüdür. Kavram, ancak kavramlardan yola çıkarak üretilebilir. Kavram, içinde zıt iki kelime barındırır.

    Bilgi süreci, maddi bir süreçtir. Analiz, soyutlama, biçim, ifade, çelişki, denklem, indirgeme, ölçü gibi kelimeler: okuma eyleminde kullanılırlar.

    Klasik iktisatçıların yöntemi metafiziktir. Karl Marks’ın yöntemi diyalektiktir. Metafizik, düşüncenin semboller ile anlatılmasıdır. Diyalektik, zıtlıkların-çelişkinin belirtilmesidir.

    Gerçek ile düşüncenin ayrımı ilkesi vardır. Gerçek, zihin dışında bağımsız olarak varlığını sürdürür. Düşüncedeki değişiklikler, düşünce içinde olur. Gerçeğin düşüncesi ile gerçek arasında, bilgi ilişkisi vardır. Biri gerçeğin kendisinden, diğeri soyutlamadan yola çıkan iki yöntem vardır. Gerçekten soyutlamaya gidilir ya da soyutlamadan gerçeğe gidilir.

    Her toplumun üretim ilişkileri, bir bütün oluşturur. Üretim zamanı, üretime özgü yapılardan yola çıkarak inşa edilmesi gereken karmaşık bir zamandır. Farklı üretim tarzlarının özgül yapısı üzerinde temellenen tarihselliğin özgül yapıları vardır.

    Tarih bilgisi, tarihsel, yani sürekli değişen bir malzemeyi işler. Şimdiki zamanın kendi içinde, kendinin eleştirisini üretiyor olması, bir gelişmedir.

    Klasik filozoflar, nesneyi ezeli kabul ederken, Karl Marks, nesneyi geçici kabul eder. Nesneyle birlikte her şey değişir.

    Marks, çözüm diye bakılan şeye, sorun olarak baktı. İktisadı kökünden değiştirecek olan bir olguyu açıkladı. Bu, artı-değer olur. Değerin bir tür donmuş emek olduğunu buldu. Sabit sermaye ile değişen sermaye arasındaki ayrımı ortaya koydu. Artı-değerin oluşumu sürecinde izlediği yolu izledi.

    KAPİTAL’İ ANLAMAK…

    Kapital, Karl Marks’ın eseridir. Kapital ile ilgili olarak, inceleme çalışmaları yapılır. Kapital, bibliyografi türü eserlerde anlatılır. Böylece Kapital, daha anlaşılır hale getirilir.

    Tarihin devindirici gücü, insanın özüdür. Çalışma, bir kazanç hedefleyen faaliyet olur. Özün, özden ayrılması, yabancılaşma olur. Öznelliğe ait olan şey, algıdır. Görünüşü belirleyen şey, nesnelerin oluşum koşulları ile algı koşulları arasındaki mesafedir.

    Karl Marks, emek ürününün meta biçimiyle ilgilenir. Somut-soyut, basit-karmaşık zıtlığını: gelişme kavramıyla belirtir. Bilimsel bilginin görevi, basit biçimi geliştirmektir. Toplumda gelişimci-devindirici güç: çelişkidir. Çelişki, karşıtlık olarak da adlandırılır.

    Ürünün, kullanım değeri ve mübadele değeri vardır. Bu değerlerden emeği niteleyen çelişkilerin özdeşliğine varılır. Çelişki, tamamlayıcı terimlerin ayrı varlığında yatar. Çelişki, birbirini dışlayan iki terimin birliğinde yatar. İki karşı                tın bu özdeşliği, onların birliğini varsayan üçüncü bir terimin varlığını ortaya çıkarır.

    Emek ve sermaye arasında çelişki vardır. Emek ve sermaye, bir bütün olur. Bu bütünlüğe, serbest piyasa denir. Emek ve sermaye, serbest piyasada arz ve talep edilir.

    Hegel’de varlık-hiçlik, somut-soyut, somut emek-soyut emek bütünlüğü vardır. Somut emekle soyut emeğin çelişik birliği: belirli bir üretim tarzı içinde, emeğin genel özelliklerinin aldığı özel bir biçimi ifade eder.

    Kapitalist üretim şeklinde, somut ve soyut emeğin çelişik özdeşliği söz konusu olur. İlişkiler, aralarında hiçbir ilişki olmayan nesneleri birbirine bağlar. Çelişkinin varlığı, böylece yapının varlığı olarak da kendini gösterir.

    Hegelci çelişki ve çelişkinin gelişimi kavramlarıyla düşünülür. Çelişkinin bilinmesi, belli bir üretim tarzının bilinmesi olur. Biçimlerin gelişimi, böylece çelişkinin gelişimi olur. Elips hem çelişkinin sürüp gitmesini hem de uzaklaşmasını sağlayan bir devinim biçimidir.

    Ücretli emek, bir meta olur. Ücret, emeğin değeri olarak belirir. Oysa emek, değer yaratıcı olarak ortaya konur. Karl Marks, çelişki, gelişme, çelişkinin çözümü kavramlarını kullanır.Servet, kullanılan varlık olur. Sermaye, kâr etmek amacıyla kullanılan varlık olur. Emek de bir varlık olur. Emek ile sermaye arasında çelişki vardır.

    Karl Marks, emek gücünün mübadele değeri ile değer yaratan özgül kullanım değeri arasındaki farkı kavrar. Yararlı emek ve değer yaratıcı emek ayrımının analizi yapılır. Artı-değerin anlamına varılır. Emek gücü, belirli bir toplumsal ilişki olarak belirmiş olur.

    Süreç sözcüğü, gerçek koşulları içinde ele alınan bütüncül bir gelişmeyi ifade eder. Sürecin gelişimi, çıkış noktasını, sürekli olarak yeniden üretime yöneltir. Emek sürecinde, emeğin konumu değiştikçe, emeğin niteliği de değişir.

    Yararlı çalışma ile değer yaratan çalışmanın özdeşliği, yalnızca meta üretimini tanımlar. Kapitalist üretim ise, yararlı çalışma ile artı-değer yaratan çalışmanın özdeşliği ile tanımlanır. Para, meta değerinin varlık biçimidir.

    Para dolaşımı, metaların çelişkileri için hareket biçimidir. Para dolaşımı, aynı sürecin sürekli ve tekdüze yinelenmesidir. Meta, daima satıcının elindedir. Para, satın alma aracı olarak daima alıcının elindedir. Para, satın alma aracı olur.

    Meta, üretimin toplumsal özelliklerinin maddeleşmesidir. Belirli bir üretim ve bunun yarattığı ilişkiler, toplumu etkiler. Değer ve artı-değer, sistemin devindirici güçleridir. Gerçek hareket, değerin hareketidir.

    İbrahim Sanalp

     

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.