İşçilikten Başkanlığa: İznik Zeytininde Yeni Bir Dönemin Eşiğinde

KÖŞE YAZISI – Süleyman Bilir
Bazı hikâyeler vardır; yalnızca bir kişinin hayatını değil, bir kurumun değişim arayışını da anlatır.
Mehmet Zengin’in İznik Marmara Birlik Kooperatifi’nde işçilikten başkanlığa uzanan hikâyesi de bana göre tam olarak böyle bir hikâye.
Yıllar önce kooperatifin zeytin havuzlarında alın teri döken bir işçiydi Zengin. Dönemin genel başkanı ve yönetim kurulunun kararıyla işinden ayrılmak zorunda kaldığında, belki de çevresindeki birçok kişi onun bu noktadan sonra mücadeleyi bırakacağını düşündü.
Ama bırakmadı.
Çünkü Zengin’in hikâyesinde yalnızca bir makam hedefi yoktu. Toprağı, zeytini ve üreticiyi bilen bir insanın, yıllar içerisinde edindiği deneyimlerle şekillenen bir mücadele vardı.
Zeytini Kitaptan Değil, Tarladan Öğrendi
Mehmet Zengin, çekirdekten yetişmiş bir çiftçi çocuğu.
Zeytinin ne olduğunu, üreticinin hangi şartlarda çalıştığını, bir sezonun çiftçi açısından ne anlama geldiğini masa başında değil, toprağın üzerinde öğrenmiş bir isim.
Yıllarca köylüsü Kadri Eryılmaz’ın yanında şoförlük yaparken de bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını yakından gözlemleme fırsatı buldu. Kooperatifçilikte yaşanan sorunları, üreticinin beklentilerini ve zaman zaman yapılan yanlışları sahada gördü.
Fakat dikkat çekici olan şuydu:
Bütün bunları görmesine rağmen polemiklerin içerisine sürüklenmedi.
Bekledi.
Dinledi.
Not aldı.
Ve zamanı geldiğinde sandığın karşısına çıktı.
“Siyasetsiz, Üretici Odaklı Bir Yönetim”
Seçim süreci başladığında Zengin’in yöntemi de farklı oldu.
Kapı kapı dolaştı.
Siyasi partilerden randevu aldı.
Düşüncelerini doğrudan anlattı.
Kendisini destekleyecek siyasi bir yapı aramak yerine, üreticinin desteğini almaya çalıştı.
Söylediği cümle aslında seçim kampanyasının ana fikrini de ortaya koyuyordu:
“Marmara Birlik siyasetle yönetiliyor, üreticinin sesi duyulmuyor. Ben siyasetsiz, tamamen üretici odaklı bir başkan olacağım.”
Yanına kooperatiften emekli Adem Yıldırım’ı aldı.
Büyük iddialarla değil, adım adım ilerledi.
Belki de bu nedenle seçim sürecinde ortaya koyduğu mücadele, sıradan bir yönetim kurulu seçiminin ötesine geçti.
30 Haziran’da Sandık Konuştu
Ve beklenen gün geldi.
30 Haziran 2026.
İznik Marmara Birlik Kooperatifi’nde üç adayın yarıştığı seçim, yüksek katılımıyla dikkat çekti.
Ortaklar sandığa gitti.
Tercihini yaptı.
Sonuç ise oldukça çekişmeli bir yarışın ardından belli oldu.
Mehmet Zengin ve ekibi, 13 oy farkla seçimi kazanarak kooperatifin yeni yönetimini oluşturdu.
Bu sonuç yalnızca bir adayın seçilmesi olarak okunmamalı.
Bence asıl önemli olan, ortakların sandıkta değişim yönünde bir irade ortaya koymuş olmasıdır.
Çünkü kooperatifler yalnızca yönetim kurullarından ibaret değildir.
Kooperatif demek üretici demektir.
Üreticinin alın teri demektir.
Ve sandıktan çıkan sonuç, üreticinin beklentilerinin de bir göstergesidir.
Yeni Yönetimin Önünde Zorlu Bir Sınav Var
Mehmet Zengin başkanlığındaki yeni yönetimde Başkan Yardımcısı Ayhan Uysal ile birlikte Adem Yıldırım, Mustafa Aktaş, Müttalip Özcan ve Dursun Balcı görev alıyor.
Yeni yönetimin önünde temiz bir sayfa açma iddiası var.
Şeffaflık…
Üretici odaklı yönetim…
Kooperatif kaynaklarının doğru kullanılması…
Ve geçmişte yapılan yanlışların tekrar edilmemesi…
Yönetimin ortaya koyduğu temel anlayış ise oldukça net:
“Zeytine değer, üreticiye güç katmak ve yapılan yanlışlara dur demek için biz hazırız.”
Şimdi sıra sözlerin icraata dönüşmesinde.
Çünkü seçim kazanmak başka, üreticinin güvenini uzun yıllar boyunca korumak başka.
Asıl sınav bundan sonra başlıyor.
Ben De Değişimden Yanayım
Bir basın mensubu ve aynı zamanda kooperatif ortağı olarak, yıllardır devam eden ve zaman zaman “aynı hamam, aynı tas” diye eleştirdiğim anlayışın artık değişmesi gerektiğini savundum.
Yazılarımla eleştirilerimi açıkça dile getirdim.
Bunu bir kişiye veya bir gruba karşı değil, kooperatifin ve üreticinin geleceği adına yaptım.
Çünkü değişimden korkmamak gerekir.
Özellikle de değişim, üreticinin daha fazla söz sahibi olması ve kooperatifin daha şeffaf yönetilmesi hedefi taşıyorsa…
Mehmet Zengin ve ekibinin önünde zorlu bir dönem var.
Ben bu yeni yönetimin genç, dinamik ve farklı bir anlayışla İznik zeytinciliğine katkı sunabileceğine inanıyorum.
Elbette zaman gösterecek.
Ancak bugün itibarıyla yapılması gereken, seçilmiş yönetime başarı dilemek ve üreticinin beklentilerini yakından takip etmektir.
Şimdi Asıl Mesele: Zeytinin Fiyatı
Seçim geride kaldı.
Şimdi üreticinin önünde çok daha önemli bir gündem var:
Yeni sezon.
Mazot fiyatları yüksek.
Gübre pahalı.
İlaç maliyetleri artmış durumda.
İşçilik giderleri üreticinin belini büküyor.
Tarlada üretim yapmak her geçen gün daha maliyetli hale geliyor.
Çiftçinin hesabı artık yalnızca “ne kadar ürün alırım?” üzerinden yapılmıyor.
“Bu ürünü kaça mal ederim, kaça satabilirim ve sezon sonunda elimde ne kalır?” soruları soruluyor.
İşte tam da burada kooperatifin önemi ortaya çıkıyor.
Çünkü üreticinin gücü, yalnızca tarlasından aldığı üründen değil; örgütlü hareket edebilmesinden geliyor.
Karpuz ve Şeftalinin Ardından Gözler Zeytinde
Bölgemizde karpuz ve şeftali üreticilerinin yaşadığı sıkıntılar hâlâ hafızalarda.
Ürününü yetiştiren çiftçi, emeğinin karşılığını alamadığında yalnızca bir sezon kaybetmiyor.
Gelecek sezonun umudunu da kaybediyor.
Şimdi aynı endişe zeytin üreticisinde var.
Üretici soruyor:
“Ya zeytinde de benzer bir tablo yaşanırsa?”
Bu soru küçümsenecek bir soru değil.
Tam tersine, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir uyarı.
Çünkü zeytin yalnızca bir tarım ürünü değildir.
İznik için ekonomik değerdir.
Kültürdür.
Gelenektir.
Binlerce ailenin geçim kaynağıdır.
Dolayısıyla zeytin üreticisinin yaşadığı her sorun, doğrudan bölgenin ekonomisini etkiler.
Yeni Yönetime Büyük Sorumluluk Düşüyor
Mehmet Zengin ve ekibi tam da böyle bir dönemde göreve geldi.
Üreticinin beklentisi yüksek.
Maliyetler yüksek.
Belirsizlik yüksek.
Dolayısıyla yeni yönetimin işi kolay değil.
Üreticinin sesini yalnızca seçim döneminde değil, yılın tamamında duyurmak zorundalar.
Fiyat konusunda üreticinin yanında olmak, pazarlama gücünü artırmak, kooperatifin itibarını güçlendirmek ve ortakların yönetime olan güvenini kalıcı hale getirmek zorundalar.
Bunlar yapılabilirse, 30 Haziran’daki seçim yalnızca bir yönetim değişikliği olarak kalmaz.
İznik zeytinciliğinde yeni bir dönemin başlangıcı olur.
Son Söz
Mehmet Zengin’in hikâyesi bana göre bir makam hikâyesinden çok daha fazlası.
Zeytin havuzlarında çalışan bir işçinin, yıllar sonra aynı kooperatifin başına geçmesi elbette dikkat çekici.
Ama bu hikâyenin gerçek değeri, bundan sonra yazılacak bölümde saklı.
Çünkü başkan olmak kolay olabilir.
Üreticinin güvenini kazanmak ise asıl meseledir.
Şimdi gözler Mehmet Zengin ve ekibinde.
Üretici bekliyor.
Zeytin bekliyor.
İznik bekliyor.
Dilerim yeni yönetim, seçim döneminde verdiği sözleri hayata geçirir; üreticinin alın terinin karşılığını alabilmesi için güçlü bir mücadele ortaya koyar.
Ben de bir kooperatif ortağı ve gazeteci olarak bu sürecin takipçisi olacağım.
Eleştirilmesi gereken yerde eleştirecek, doğru yapılanı da hakkını teslim ederek yazacağım.
Çünkü mesele Mehmet Zengin ya da başka bir isim değil.
Mesele İznik zeytini, üretici ve bu toprağın geleceğidir.
Mehmet Zengin ve ekibine bu zorlu görevde başarılar diliyorum.
Yolları açık, işleri bereketli olsun.
