İNSAN VE BİLGİ
Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;
Davranış bilgisine göre, insan hayatında bütünlük ve devamlılık ister. Dün, bugün, yarın bir bütündür. Bugünden düne ve yarına zihinsel zaman geçişleri yapılır. İnsan, hayat ağacının devam etmesini ister. Evlenmek, ev bark, çoluk çocuk sahibi olmak ister.
Dini bayramlar ve milli bayramlar bir bütündür. Bütünün parçasıdır. Bütünün parçaları eşittir. Dini bayramlar ve milli bayramlar eşittir.
İnsan bilgiyle yaşar. Bilgi bütündür. Bilginin parçaları-türleri vardır. Bilgi felsefesi, bilgiyi altı türe ayırır. Gündelik bilgi, teknik bilgi, dini bilgi, sanat bilgisi, bilimsel bilgi, felsefe bilgisi… Her bilgi türü, dünyaya bir bakış açısı olur. Bilgi türleri eşit olur. Dini bilgi inanarak öğrenilir. Diğer beş bilgi türü sorgulanarak öğrenilir. İnanmak ve sorgulamak bir bütün olur. Bütünün parçası olur. İnanmak ve sorgulamak eşit olur. Fetva, dini bilginin ibadet kuralları ile sınırlı olur. Her bilgi türü, kendi kuralını oluşturup gelişir.
Resimde renk yalnızca bir estetik bir tercih değil, aynı zamanda düşünmenin ve hatırlamanın bir yoludur. Resim sergisi, sadece izlemeye değil, hissetmeye ve düşünmeye davet eder.
Araştırmalar bize, masal dinleyen çocukların daha anlayışlı, daha dinlemeye müsait olduğunu gösteriyor. Mani, bilmece, sözlü edebiyata ait bir iletişim olur. Roman ve hikâye, yazılı edebiyat olur. Roman ve hikâyede kurgu vardır. Duygular, düşünceler, hayaller dile getirilir.
Gücü faydalı olmak için kullanmalı… Günlük yaşantıda sürdürülebilir küçük değişiklikler yapmak çoğu zaman daha etkili olur.
Yaşam da tıpkı bir dağın zirvesi gibi, ancak uzaktan bakınca anlaşılır.
Edebiyat, yalnızca anlatmak değildir… Saklamak, hatırlamak, incitmeden dokunmak ve kaybolana bir kez daha ses vermektir. Yazar hem insanı hem zamanı hem de şehri daha yavaş, daha dikkatli ve şefkatli okumayı öğretir.
İnsan, şehrin dekor, ihtişam ve statüyle ayakta kaldığını hisseder. Hayat, küçük ayrıntıların, suskunlukların, suskunlukların, eski fotoğrafların, unutulmuş isimlerin ve içimizde sakladığımız duyguların da bir anlamı olmasıdır. Edebiyat hem insanı hem de şehri daha yavaş daha dikkatli ve şefkatli tanımayı öğretir.
Kitap okumak, insanın hayata bakışını, duyuşunu, yürüyüşünü değiştir. Edebiyatta şehir, sokaklarıyla, evleriyle, insanlarıyla, mevsimleriyle, kokularıyla, hatıralarıyla yaşayan bir varlıktır. Edebiyat, insana şehre bakmayı öğretir.

