GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Toplumların belleğinde bazı sözler vardır; kısa ama derin anlamlar taşır. “Güneş balçıkla sıvanmaz” da onlardan biridir. Çünkü gerçek, bir süre üzeri örtülse de gün gelir kendini gösterir. Işığın önüne geçmek isteyenler, karanlığı çoğaltmaya çalışsa da güneş yeniden doğar; gerçeğin aydınlığı eninde sonunda görünür olur.
Tarih boyunca doğruları söyleyen, halkın yararını savunan, emeğin ve adaletin yanında duran insanlar çoğu zaman yalnızca dışarıdan gelen baskılarla değil, içeriden yürütülen karalama kampanyalarıyla da karşı karşıya kalmıştır. Açıkça mücadele edemeyenler, gerçekle yüzleşmeye cesaret edemeyenler çoğu zaman iftirayı ve kuşkuyu silah olarak kullanmıştır. Çünkü bilirler ki doğruyu yenmek zordur; ama doğruyu tartışmalı hale getirmek, insanları birbirine düşürmek daha kolaydır.
Dışarıdan atılan karaçalmalar yetmezmiş gibi içeriden başlatılan karalama kampanyaları da tam burada devreye girer. Belgeye dayanmayan söylentiler, kulaktan kulağa yayılan duyumlar, gerçekle bağı olmayan suçlamalar bir çamur gibi ortalığa saçılır. Ama çamur atanların çoğu unutur: Çamur yere düşer, güneşe değil. Çünkü ilkesini kişisel çıkarlara teslim etmeyen, halktan yana duruşunu bozmayan insanlar o çamurun altında kalmaz. Zaman geçtikçe kimin haklı olduğu, kimin hangi niyetle hareket ettiği daha net ortaya çıkar.
Toplumsal yaşamda da böyledir. Halkın ortak değerlerini savunanlar, adaletsizliğe itiraz edenler çoğu zaman hedef haline getirilir. Çünkü itiraz eden insan rahatsız eder; sessizliği bozar, ezberi bozar, düzene ayna tutar. O aynada kendini görmek istemeyenler ise gerçeği değiştiremeyince algıyı değiştirmeye çalışır. İnsanları kuşkuya sürükleyerek, dayanışmayı zedeleyerek, güven duygusunu aşındırarak üstünlük kurmak ister.
Siyasette de benzer bir tablo sıkça yaşanır. Halkın desteğini alan, güven veren, emeğiyle ve dürüstlüğüyle öne çıkan kişiler çoğu zaman yalnızca rakiplerinin değil, kimi zaman en yakınındakilerin de hedefi olur. Çünkü kimi zaman dışarıdaki saldırıdan daha yıpratıcı olan içerideki kırılmadır. Aynı yolun yolcusu görünenlerin kişisel hesaplarla gerçeğin karşısına geçmesi, toplumsal mücadelede derin yaralar açabilir. Ama yine de gerçeklerin bir gücü vardır: Sabırla bekler ve zamanı gelince kendini gösterir.
Gerçeğe inanan insanların en büyük dayanağı da budur. Dürüstlük hemen alkış getirmeyebilir. İlkeli duruş kısa yoldan kazandırmayabilir. Hatta insan zaman zaman haksızlığa uğradığını düşünerek yorulabilir. Ama haklı olmanın sessiz ve güçlü bir tarafı vardır. Gün gelir sözlerin tortusu çöker, iddiaların içi boşalır, maskeler düşer. O zaman geriye kalan yalnızca gerçekler olur.
Çünkü güneş, her sabah yeniden doğar. Ve hiçbir balçık, onun ışığını sonsuza kadar örtemez. Unutmayalım ki karşısındakine çamur atanların da elleri kirlenir.
