Günaydın Gün…

Seviyorum sabahları önce seninle selamlaşmayı.
Vakit varsa o sabah; yoksa bir gün, bazen birkaç gün öncesinden aklıma takılmış bir kelimeyi, bir görüntüyü, bir ifadeyi, bir yaşanmışlığı, bir izi alıp önüme koymayı… Sonra biraz evirip çevirmeyi, içinden cümleler çıkarmayı.
Seviyorum cümleleri dolaştırmayı. Bir cümlenin içinden birkaç cümle doğurmayı. En başta söylediğim üç cümleyi, arkadan gelen on cümleyle açıklamayı.
Ve üç noktayı çok seviyorum…
Çünkü üç nokta bana göre bitmemiş cümlenin değil, okuyanın zihninde devam edecek cümlenin işareti biraz.
Fotoğrafı elli kişi beğenir, yüz kişi görür; içlerinden on kişi yazıyı gerçekten okur mu, bilmem. Ama okuyan o on kişinin dimağında yazıdan sonra oluşabilecek ne varsa, sanki şu üç küçücük noktacığın içine sığıverir…
Ünlemi de severim!
İster hayret et. İster şaşır. İster yeni bir anlam yükle. İster “burada biraz dur” de.
Virgülü hele…
Canım ister bir noktaya varmadan önce beş virgülle dolaştırırım cümleyi, istersem on tane koyarım, birbirine bağlarım kelimeleri, düşünceleri, yolları, sapakları… Kalem kimin elindeyse biraz da onun inisiyatifidir çünkü cümlenin nefesi.
Soru işaretini de severim?
Soruyu yalnız ben sormayayım diye. Okuyan da o kıvrımın içine kendi sorusunu koysun diye. Belki benim bir soru işaretim, onda beş başka soru doğursun diye.
Bir de nokta var.
Nokta.
Her şeyi bitiriyor gibi görünür ama bence her nokta bitirmez. Bazı noktalar yalnızca yazanı susturur; okuyanın içinde cümle devam eder.
Ama ah Instagram…
Muhatabım o ve masada onun kuralları geçerli.
Tam cümleyi dolaştırmışım, virgülleri sermişim, ünlemleri yerleştirmişim, üç noktaları yol kenarlarına bırakmışım; bir bakıyorum Instagram masaya karakter sınırını koymuş.
Pat.
Geri dön. Üç noktanın ikisini kırp. Beş virgülün üçünü çıkar. Bir cümleyi kıs. Bir başka cümleden vazgeç. Sonra aşağıya üç ok bırak:
↓↓↓
“Devamı yorumlarda…”
Okuyan oraya kadar geliyor mu? Bilmiyorum.
Gerçi Instagram yorumlarda daha cömert. Orada alan geniş. Ama bu defa da biz biraz cimriyiz galiba. Bir kalp, bir yonca, bir ünlem, bir soru işareti bırakıp geçmek bile bazen zor geliyor.
Ya da kim bilir…
Belki benim noktalama işaretlerimin arasına dalıp gidenler, yoruma elleri gidemeyecek kadar düşüncede asılı kalıyorlardır…
Bak, yine üç nokta.
Bugün de Instagram’ın bana kuponla verdiği harfleri, kelimeleri ve noktalama işaretlerini harcadım.
Oysa daha yazacak çok şeyimiz var.
İyi ki hayat Instagram değil.
Karakter sınırı yok. Virgülü bol… Ünlemi bol! Sorusu bol? Üç noktası sonsuz…
Ve insan, kendine verilmiş ömrü; kelime kelime, duygu duygu, gün gün bozdurup bozdurup harcayabiliyor…
Nokta mı?
Yok.
…
Canan ASLAN
