EMEKLİ KIYIMI ARTIYOR

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Esma Müjgan Çelikkol makalesinde;
Emekli açlığa mahkum olarak yaşamını yitirmiş kimin umurunda!
Bugün 81 ilde ve Ankara AYM önünde emeklinin çığlığı göklere yükselecek derken ; Ankara AYM önündeki basın açıklamasından önce emekli polis memuru Ali Şekeroğlu intihar etmiştir.
Kendisine Allah’tan rahmet kederli ailesine başsağlığı dileriz.
SEYYANEN ZAM DAVASI! Emekliye yapılan haksızlıklardan sadece bir tanesi…..
Son günlerde Emeklinin sefalet içindeki durumunun konuşulmadığı hiçbir haber programı yok hatta son yıllarda da.
17 milyon emeklinin iç yaralayan durumu sürekli dile getirilmesine rağmen , Ali- Cengiz oyunları ile emekliyi bu hale getirenlerde tık yok. Hatta nadiren yetkililer “emeklimizi enflasyona ezdirmedik”
diyebiliyorlar. Sanırım bu ülkede yaşamıyor, olanları görmüyorlar! Paralarıda kendileri de başka başka ülkelerdeler.
-Emekli yıllar itibariyle nasıl fakirleştirildi?
-Zavallı EMEKLİ’nin yine parası çalındı!
-Emekliye Zulüm devam ediyor.
-TBMM de emeklinin durumu görüşülüyor……
Sorun sadece enflasyon değil!
ENFLASYON : Ağustos 2026
TÜİK: Yıllık Değişim: %31,51
ENAG: Yıllık Değişim: %49,03 diyor.
TÜİK’in enflasyonu belirlerken kullandığı mal ve hizmet sepetinde yer alan ürünlerin güncelliği, çeşitliliği ve toplumun gerçek tüketim alışkanlıklarını ne ölçüde yansıttığı konusunda kamuoyunun ciddi soru işaretleri bulunmaktadır.
Akademisyenlerden oluşan ENAG, Türkiye’deki enflasyon verilerini bağımsız olarak hesaplayıp kamuoyuyla paylaşmaya başladı (ilk raporunu Eylül 2020’de yayımladı).
ENAG :”Günlük yaklaşık 255 bin veriyi bir saatte alabiliyoruz. TÜİK’in aylık 550 bin fiyat verisine karşın 7,5 milyondan fazla fiyat verisini elde ediyoruz. Bu da bizi büyük sayılar kanununun o güzel sonuçlarına götürüyor.” diyor.
Sizce TÜİK mı, ENAG mı gerçek enflasyonu söylüyor? İşte gerçekler; 2002 den bu yana emeklinin parası düşük gösterilen enflasyonla çalınıyor.
Emeklinin çok alacağı var! 2020 de kurulan ENAG değerleri bunu ispatlıyor.
TÜRK-İŞ, “Ağustos 2026 Açlık ve Yoksulluk Sınırı” araştırmasını açıkladı.
Araştırma sonuçlarına göre:
-Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 37.388 TL.
-Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 121.786 TL
-Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 48.305 TL.
-Mutfak enflasyonu aylık %1,21 yıllık %37,90 yıllık ortalama %40,33 olarak hesaplandı.
Asgari ücret 28.075₺, En D. Emekli Aylığı 23.552₺ dir.
Emekliler Savaşta değil, ama yaşam savaşındalar!
Emekli açlığa mahkum olarak yaşamını yitirmiş kimin umurunda!
EMEKLİLİK BİLMECESİ
1865 yılında askeri ve sivil memurlar için ilk emeklilik kanunları çıkarıldı ve 1880’de Umum Tekaüt Sandığı kuruldu.
Türkiye Cumhuriyeti: 1945 yılında çıkarılan kanunlarla bugünkü modern sosyal güvenlik ve sigorta sistemi adımları atıldı.
Cumhuriyet Dönemi (Emekli Sandığı – 1950):
Memurlar için Adnan Menderes hükümeti döneminde 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu çıkarıldı.
SSK’nın Kuruluşu ve Yaşsız Dönem: İşçiler için Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) ve uzun yıllar uygulanan yaş şartısız (yalnızca prim ve yıl bazlı) sistem şekillendi.
Süleyman Demirel’in başbakanlığı döneminde, 27 Şubat 1992 tarihinde çıkarılan yasa ile emeklilik yaşı kadınlarda 38, erkeklerde ise 43 yaşa indirildi. Bu düzenleme, yaş şartının oldukça düşük tutulması nedeniyle ilerleyen yıllarda sosyal güvenlik sisteminde büyük bir aktüeryal açık ve erken yaşta emeklilik (EYT) tartışmalarının temel dayanaklarından biri haline geldi.
1999 Reformu (Bülent Ecevit):
4447 sayılı Kanun ile Türkiye’de ilk defa sigortalılara yaş şartı (kadın 58, erkek 60 ve 7000 gün veya 4500 gün ile 25 yıl şartı) eklendi. Bu karar sonradan “Emeklilikte Yaşa Takılanlar” (EYT) tartışmalarının temelini oluşturdu.
(Yılını dolduranlar yaş bekleyip emekli olamadı, mağdur oldular.
17 Ağustos 1999 depremini fırsat bilip, 21 Ağustos 1999 günü TBMM’yi toplayıp emekli aylığı hesabını değiştirten Yaşar Okuyanın bu sistemi Emekli aylıklarını düşürdü.
İşte bu nedenle de 2000 yılından beri SSK’da eşitler arasında adaletsizlik var ve yıllar geçtikçe bu adaletsizlik-fark gittikçe büyüdü.
Kurumsal ve Hukuki Değişimler Kurumların Birleşmesi (2006):
2006 yılında çıkarılan yasa ile Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur tek çatı altında, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adıyla birleştirildi. Memur emeklileri de Emekli Sandığı statüsünden SGK’ya bağlandı.
2008 Reformu (Recep Tayyip Erdoğan): 5510 sayılı Kanun ile Recep Tayyip Erdoğan hükümeti döneminde norm birliği adı verilerek ve gelecekteki sigortalılar için kademeli olarak emeklilik yaşı 65’e kadar artırıldı.
Maaş ve Zam Sistemindeki Değişimler Enflasyon Farkı ve Katsayılar:
Memur emeklileri, her yıl Ocak ve Temmuz aylarında, aktif memurlara yapılan zam oranları ve dönemsel TÜFE enflasyon farkı doğrultusunda zam almaktadır.
2023 EYT Düzenlemesi:
1999 öncesi sigorta girişi olup yaş şartı nedeniyle emekli olamayan milyonlarca vatandaş için yaş şartı kaldırılmıştır.
03/03/2023 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan ve “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenerek (EYT)Emeklilikte yaşa takılanların emekli olması adına yeni düzenlemeye gidildi.
03/03/2023 tarihinde yapılan değişiklik ile Resmî Gazetede yayımlanan 7438 nolu Kanun uyarınca; Sonuç olarak;
Yeni çıkan EYT yasasından;
9 Eylül 1999 öncesinde sigorta girişi olanlar,
4/a (SSK) sigortalıları için kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıllık sigortalılık süresi ve 5000-5975 arasında kademeli prim gün şartlarını taşıyanlar,
4/b (Bağkur) ve 4/c (Emekli Sandığı) sigortalıları için de kadınlarda 20 tam yıl, erkekler de 25 tam yıl hizmeti olanlar yaş kriterine bakılmadan faydalanabileceklerdir.
EKONOMİK BÜYÜMEDEN (GSYH gelişme hızından) PAY:
2000 ile 2008 yılları arasında emekli aylığı hesaplama sisteminde yüzde 100 oranında dikkate alındı.1 Ocak 2000 – 1 Ekim 2008 tarihleri arasında uygulanan güncelleme katsayısında büyüme hızı tam olarak yansıtılırken, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 sonrasında bu oran yüzde 30’a düşürüldü.
2000 yılında emekli olan birisinin emekli aylığı her ay veya son yıllarda olduğu gibi her altı ayda bir enflasyon oranı kadar artırılıyor, AMA ülkenin büyüme hızından düşen rakamlardan paylarına düşen ise verilmiyor.
Öte yandan sonraki yıllarda emekli olanların emekli aylığı hesaplanırken refah payı da dahil ediliyor.
Memur Emeklisinin SEYYANEN ZAMMI
Seyyanen Zamlar ve Ek Ödemeler:
Yıllar içinde refah payı uygulamları, taban aylık artışları ve seyyanen zamlar örneğin Temmuz 2023 de kamu görevlilerine verilen 8.077 TL ve sonraki artışlar gibi ek ödemeler memur emekli maaşlarına yansıtılmadı.
Yargıtay Onursal Üyesi Sn.Seyfettin Çilesiz ve Av.Ali Erdem Gündoğan Memur emeklilerinin SEYYANEN zammı mücadelesine girdiler. Bugünkü değeri 25153₺ ye ulaşan seyyanen zammın memur emeklisinede verilmesi ve üç yıllık ödenmeyen tutarında faiz ve gecikme zammı ile ödenmesi davasının sonucu bekleniyor.
Haklar ve Ek Gösterge Gelişmeleri 3600 EK GÖSTERGE (2023-2024):
Uzun süredir beklenen düzenleme ile öğretmen, polis, nurse (hemşire) ve din görevlileri başta olmak üzere birçok meslek grubunun ek göstergesi 3600’e çıkarıldı. Bu düzenleme, belirtilen unvanlardan emekli olanların ikramiyelerinde ve aylıklarında artış sağladı.
5434 ile 5510 arasındaki fark nedir?
5434 ve 5510 sayılı kanunlar arasındaki temel farklar, memuriyete başlama tarihi, emekli maaşı hesaplama yöntemi ve prim sistemidir.
Memuriyete Başlama Tarihi
5434 Sayılı Kanun: 1 Ekim 2008 tarihinden önce Emekli Sandığı’na bağlı olarak göreve başlayanları kapsar.
5510 Sayılı Kanun: 1 Ekim 2008 tarihinden sonra ilk defa kamu görevlisi olarak göreve başlayanları kapsar.
Sosyal Güvenlik Kurumu
Maaş ve Aylık Bağlama Oranı
5434 Sayılı Kanun:
Ek gösterge, makam tazminatı ve kıdem aylığı gibi unsurlar doğrudan emekli aylığını belirler.
5510 Sayılı Kanun:
Emekli aylığı, tüm çalışma süresindeki prime esas kazançlar ve enflasyon/büyüme oranlarına göre daha düşük bir aylık bağlama oran sistemiyle hesaplanır.
Emeklilerin milli gelirden aldığı paydaki gerileme, asgari ücret karşısındaki konumlarında da net biçimde görülüyor. 2000’li yılların başında en düşük emekli aylığı, asgari ücretin yaklaşık 1.4 katı düzeyindeydi. Bu oran yıllar içinde geriledi; 2016’da emekli aylıkları asgari ücretin altına düştü, 2026 itibarıyla en düşük emekli aylığı asgari ücretin yaklaşık yüzde 70’i seviyesine kadar indi.
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki nüfus oranı %29,8 seviyesindedir. 86.320.602 kişiden 25.723.539 kişi aç, yoksul. Ancak gerçekler bu değerleri çok aşıyor.
En düşük emekli aylığını alan kişi sayısının 4,7 milyondan yaklaşık 5,5 milyona yükselmesi, emekli sayısındaki olağan artıştan çok, taban aylık uygulamasının kapsamının genişlemesinden kaynaklanmaktadır.
TABAN EMEKLİ AYLIĞI sosyal devlet anlayışının önemli bir gereğidir ve korunmalıdır. Ancak bunun yanında, çalışma süresi, ödenen prim günü ve prime esas kazanç emekli aylıklarına daha güçlü yansıtılmalıdır. Aksi halde her yeni taban aylık artışında daha fazla emekli aynı maaş seviyesinde buluşacak, prim ile aylık arasındaki bağ giderek zayıflayacak ve sosyal güvenlik sisteminde adaletten söz etmek mümkün olmayacaktır.
Nüfusun %86sı yani, 74 milyon kişi açlık ve yoksulluk içinde inlemekte, 7 miyon kişi normal bir yaşam sürmekte, 5 miyon kişi zenginliğin zirvesinde, servetleri yurt dışına taşmaktadır.
Memur emeklisine %13.5 ; SSKve Bağ-Kur emeklisine %17.5 enflasyon farkı ödemeyi Uygun gören yönetim Emeklileri güya SGK çatısı altında birleştirdi, yaptığı maaş güncelleme uygulamasında aynı oranı bile veremedi.
Ayrıca emeklinin gelirine 3-5 bin lira eklenirken milletvekili ve CB aylıklarında100-150 bin lira artış oldu.
En zor şartlarda olan emekli; çalıştığı yıllar boyunca emeklilikte alacağı ücret için prim ödemiş, çalışamayacağı yıllar için devlete yatırım yapmış, devlete güvenmiş, yaşlılık dönemini garantiye almaya çalışmıştır. Oysa devletin iktidardaki mensupları emekliye hak ettiği parayı vermemek için yasaları değiştirmiş, vermesi gerekenin üçte birini verecek şekilde düzenlemeler yapmıştır.
Emekli elinden alınan hakkını istemektedir.
Emeklinin hakkı gasp edilmiştir. Ayrıca elektriğe, akaryakıta, doğal gaza , dolaylı-dolaysız vergilere, gıdalara gelen zamlar da emeklinin nefesini kesmiş, yaşama şansını yok etmiştir. Motorinin 100₺/lt ye yükselmesi iğneden ipliğe, herşeye zam olarak yansıyacaktır.
İktidar her gün bir CHP’li belediyelere düzenlediği baskınla gündemi meşgul ederek, planladığı 2028 baharına kadar sandığı getirmeyecektir.
İnsan yaşamının huzura, esenliğe, sosyal desteğe en çok ihtiyaç duyduğu emeklilik evresinde iktidarın, milyonlarca emekliyi açlığa, yoksulluğa, sefalete, dışlanmaya, yalnızlığa ve mutsuzluğa terk eden politikalarına karşı insana yaraşır, onurlu bir yaşam için TBMM’nin bu sorunlara yanıt üretmesi, emeklilerin haklı taleplerinin yanında durması elzemdir. Ancak bugünki şartlarda bu mümkün değildir.
Yıllardan beri…… Emeklilerin yaşadığı haksızlıkkarla ilgili çok yazı yazdım….. Emeklileri bu duruma düşüren , bilerek emeklinin gelirini yok eden emeklilik yaşını uzatan, enflasynu düşük gösteren, çıkardığı yasalarla ABO yu ve refah payını düşüren bu yönetim, geri dönüş yapıp emekliyi refaha götürecek gelir düzeyine getirir mi? …
Hayal bence…
Bile isteye yaptığı kötülüğü iyilikle yer değiştirir mı?
Bana göre “Asla yapmaz!” bu iktidar acil gitmeli yerine haklara saygı gösteren bir yönetim anlayışı gelmelidir!

