“Demokrasi Adına Figüran Olmayacağım” Diyerek Çekildi

Kazım Gezer’den Bursa Kent Konseyi Seçimlerine Sert Tepki
Bursa Kent Konseyi Başkanlığı seçimleri öncesinde adaylık çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdüren, sivil toplum kuruluşlarından akademik çevrelere kadar kentin birçok dinamiğiyle temas kuran Kazım Gezer, kamuoyunda günlerdir tartışma konusu olan seçim sürecine ilişkin dikkat çeken bir açıklamayla adaylıktan çekildiğini duyurdu. Gezer’in açıklaması, yalnızca bir adaylıktan çekilme kararı olmanın çok ötesinde, Bursa Kent Konseyi seçimlerine yönelik kapsamlı bir demokrasi ve meşruiyet eleştirisi olarak değerlendiriliyor.
Kazım Gezer’in satır aralarına yansıyan ifadeler, Bursa Kent Konseyi seçimlerinin nasıl bir atmosferde gerçekleştirildiğine ilişkin ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Özellikle “demokrasi adı altında sahnelenen bir oyunun figüranı olmayacağım” sözleri, seçim sürecine ilişkin en sert çıkışlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Bursa Kent Konseyi Neden Bu Kadar Önemli?
Kent Konseyleri, yerel demokrasinin en önemli mekanizmalarından biri olarak kabul ediliyor. Belediye Kanunu kapsamında oluşturulan bu yapılar;
- Kentin ortak aklını oluşturmak,
- Sivil toplumun yönetime katılımını sağlamak,
- Katılımcı demokrasiyi geliştirmek,
- Toplumsal uzlaşı kültürünü güçlendirmek,
- Çevre, kentleşme, insan ve hayvan hakları gibi konularda ortak politikalar geliştirmek amacıyla faaliyet gösteriyor.
Dolayısıyla Kent Konseyi Başkanlığı makamı, herhangi bir siyasi ya da bürokratik koltuktan çok daha farklı bir anlam taşıyor. Bu makamın temel dayanağını ise özgür irade, eşit temsil ve demokratik meşruiyet oluşturuyor.
Tam da bu noktada Kazım Gezer’in açıklaması, Bursa Kent Konseyi seçimlerinin demokratik niteliğine ilişkin önemli tartışmaların fitilini ateşledi.
“Başkanı Genel Kurulun Özgür İradesi Belirlemelidir”
Kazım Gezer, açıklamasında Kent Konseylerinin kuruluş felsefesine vurgu yaparak şu temel ilkeyi ortaya koyuyor:
“Kent Konseyi yönetimine başkanın genel kurul tarafından özgür irade ile seçilmesi esastır.”
Bu ifade, aslında tüm tartışmaların merkezinde yer alan soruyu da gündeme getiriyor:
Bursa Kent Konseyi seçimlerinde gerçekten özgür irade hakim mi?
Kamuoyunda uzun süredir;
- Seçim sonuçlarının önceden şekillendiği,
- Delegelerin belirlenmesinde çeşitli tartışmaların yaşandığı,
- Bazı sivil toplum kuruluşlarının temsil edilip edilmediği,
- Seçim yarışının eşit şartlarda gerçekleşmediği,
- Demokratik katılımın yeterince sağlanmadığı,
yönündeki iddialar konuşuluyordu.
Kazım Gezer’in açıklaması, tüm bu iddiaların bizzat seçim sürecinde aday olan bir isim tarafından kamuoyuna taşınması açısından ayrı bir önem taşıyor.
Günlerdir Sahadaydı
Edinilen bilgilere göre Kazım Gezer, adaylık süreci boyunca Bursa’nın birçok kesimiyle yoğun temaslarda bulundu.
- Sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmeler gerçekleştirdi.
- Muhtarlarla bir araya geldi.
- Akademisyenlerle fikir alışverişinde bulundu.
- Kent vizyonuna ilişkin projelerini anlattı.
- Katılımcı demokrasi anlayışını merkeze alan çalışmalar hazırladı.
Gezer’in adaylık sürecindeki temel hedefi, Bursa Kent Konseyi’ni tüm Bursa’nın ortak platformu haline getirmekti.
Özellikle;
- Çevre politikaları,
- Hayvan hakları,
- Hukukun üstünlüğü,
- Katılımcı demokrasi,
- Ortak akıl ve uzlaşı kültürü,
gibi başlıklarda kapsamlı projeler üzerinde çalıştığı öğrenildi.

Ancak seçim süreci ilerledikçe kamuoyunda oluşan tartışmalar ve seçim atmosferindeki güvensizlik ortamı, Gezer’in kararını değiştirmesine neden oldu.
“Kimseyi Suçlamıyorum, İlkelerimi Savunuyorum”
Kazım Gezer’in açıklamasında dikkat çeken noktalardan biri de kişileri hedef almaktan özellikle kaçınması oldu.
Açıklamasında;
“Kimseyi suçlamak adına değil, ilkelere sahip çıkmak adına konuşuyorum.”
ifadelerini kullanan Gezer, meselenin kişisel ya da siyasi bir hesaplaşma olmadığını vurguladı.
Ancak bu yaklaşım, seçim sürecine yönelik eleştirilerin hafif olduğu anlamına gelmiyor. Aksine Gezer, kişileri tartışmanın merkezine koymak yerine sistemsel sorunlara işaret ediyor.
“Demokrasi Sadece Sandık Kurmaktan İbaret Değildir”
Kazım Gezer’in açıklamasının en önemli bölümlerinden biri ise demokrasiye ilişkin yaptığı değerlendirme oldu.
“Demokrasi sadece sandık değildir.”
Bu cümle, Bursa Kent Konseyi seçimlerine ilişkin yapılan eleştirilerin özeti niteliğinde.
Demokratik bir seçimin meşru kabul edilebilmesi için;
- Delegelerin özgür iradeye sahip olması,
- Seçim sonucunun önceden şekillenmemesi,
- Tüm adayların eşit koşullarda yarışması,
- Hiçbir baskı unsurunun bulunmaması,
- Şeffaflığın tam anlamıyla sağlanması,
- Katılımın geniş tabana yayılması,
gerekiyor.
Aksi durumda sandığın kurulmasının tek başına demokrasi anlamına gelmeyeceğini belirten Gezer, Bursa Kent Konseyi seçimlerinin demokratik meşruiyetine ilişkin vicdani sorumluluğunu kamuoyuyla paylaştı.
“Demokrasi Adı Altında Sahnelenen Bir Oyunun Figüranı Olmam”
Açıklamanın en sert ve en çarpıcı bölümü ise adaylıktan çekilme gerekçesinin ifade edildiği satırlar oldu.
Kazım Gezer şu ifadeleri kullandı:
“Bu şartların oluşmadığını düşündüğüm bir ortamda, demokrasi adı altında sahnelenen bir oyunun figüranı olmam.”
Bu sözler, Bursa Kent Konseyi seçimlerinin yalnızca teknik açıdan değil, etik ve demokratik açıdan da yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kazım Gezer’in ifadeleri, kamuoyunda şu soruların daha yüksek sesle sorulmasına neden oldu:
- Seçim sonucuna ilişkin önceden oluşturulmuş bir tablo mu bulunuyor?
- Delege yapısı ne kadar kapsayıcı?
- Bursa’nın tüm dinamikleri seçim sürecinde temsil ediliyor mu?
- Adaylar gerçekten eşit şartlarda mı yarışıyor?
- Kent Konseyi seçimleri ortak aklı mı yoksa belirlenmiş tercihleri mi yansıtıyor?
“Vicdanım Bu Oyunda Yer Almama İzin Vermedi”
Kazım Gezer, adaylıktan çekilme kararının kişisel bir yenilgi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguladı.
Açıklamasında;
“Hiçbir makam, ünvan ve koltuk; onurumdan, vicdanımdan ve ilkelerimden daha değerli değildir.”
ifadelerine yer verdi.
Bu sözler, Kent Konseyi Başkanlığı makamının demokratik meşruiyetten bağımsız bir anlam taşımadığına yönelik güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.
Gezer’in ifadelerine göre;
- Makamlar geçici,
- İlkeler kalıcı,
- Koltuklar değişebilir,
- Demokrasi ve vicdan vazgeçilmezdir.
“Adaylıktan Vazgeçiyorum Ama Bursa Mücadelesinden Asla”
Kazım Gezer açıklamasının son bölümünde ise Bursa için çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
“Bütün adaylık sürecinden vazgeçiyorum. Ancak Bursa’nın ortak değeri, hukukun üstünlüğü, hayvan hakları ve çevre için mücadelem kararlılıkla devam edecektir.”
Bu ifadeler, Gezer’in Bursa Kent Konseyi Başkanlığı yarışından çekilmiş olmasına rağmen kent mücadelesinden vazgeçmediğini ortaya koyuyor.
Bursa Kent Konseyi Seçimleri İçin Alarm Zilleri Mi Çalıyor?
Kazım Gezer’in adaylıktan çekilme kararı, Bursa Kent Konseyi seçimlerine ilişkin kamuoyunda yeni ve önemli bir tartışmanın kapısını araladı.
Bir adayın;
- Seçim atmosferindeki güven kaybını,
- Demokratik meşruiyet tartışmalarını,
- Delege yapısına ilişkin soru işaretlerini,
- Katılımcı demokrasinin zedelendiği yönündeki endişelerini,
gerekçe göstererek adaylıktan çekilmesi, seçim sürecinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Kent Konseyleri, kentlerin ortak vicdanı ve ortak aklı olmak zorundadır. Eğer seçim süreçleri daha sandık kurulmadan tartışmalı hale geliyorsa, burada kaybeden yalnızca adaylar değil, katılımcı demokrasi anlayışının kendisi olacaktır.
Kazım Gezer’in “Demokrasi adı altında figüran olmayacağım” çıkışı ise, Bursa Kent Konseyi seçimlerinin bundan sonraki sürecinde uzun süre konuşulacak ve yerel demokrasi tartışmalarının merkezinde yer alacak güçlü bir siyasi ve toplumsal mesaj olarak hafızalara kazınmış durumda.
