CUMHURİYET DEDİĞİN…

    28.10.2026

    Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde;

    29 Ekim deyince aklıma yalnızca bayraklarla donatılmış caddeler, balkonlara asılmış Türk bayrakları, marşlar ve törenler gelmiyor. Bir de karanlıktan aydınlığa çıkan bir ülke, kulluktan yurttaşlığa geçen bir halk, geleceğini kendi elleriyle kurmaya karar veren bir ulus geliyor aklıma.

    Bir düşünün…

    Yüzyıllarca padişahın kulu sayılmış bir halk, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ilan ediyor. Üstelik bunu, savaşlardan çıkmış, yoksul düşmüş, insan kaynağı tükenmiş bir ülkede yapıyor.

    İşte Cumhuriyet dediğimiz şey, yalnızca yönetim biçiminin değişmesi değildir. Bir zihniyet değişimidir. Bir ayağa kalkıştır. Bir insanın, sırf insan olduğu için değerli olduğunun kabul edilmesidir.

    29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet, Türk milletine kendi geleceğini belirleme hakkını verdi. Artık ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak, bir ailenin doğuştan gelen ayrıcalığı değil, milletin hakkıydı.

    Cumhuriyet, bir kişinin değil, ulusun iradesidir.

    —

    Atatürk devrimleri dediğimizde de öyle birkaç yasa değişikliğinden söz etmiyoruz.

    Harf Devrimi’yle yeni kuşakların okuma yazma öğrenmesinin önü açıldı. Millet Mektepleriyle eğitim seferberliği başlatıldı. Kadınlara önce belediye seçimlerinde, ardından milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. Medeni Kanun’la aile ve yurttaşlık yaşamında önemli değişiklikler yapıldı. Eğitim birliği sağlandı; bilimsel düşüncenin ve laik hukuk düzeninin temelleri güçlendirildi.

    Bunlar kendiliğinden olmadı. Birilerinin isteğiyle gökten inmedi. Büyük mücadeleler, kararlı adımlar ve köklü değişimler sonucunda gerçekleşti.

    Bugün kız çocuklarımızın okula gitmesini, kadınların meslek sahibi olmasını, insanların inançları nedeniyle değil, yurttaşlık haklarıyla değerlendirilmesini doğal karşılıyorsak, bunun arkasındaki tarihsel mücadeleyi unutmamalıyız.

    Cumhuriyet, yalnızca geçmişte kazanılmış bir haklar bütünü değildir. Her kuşağın koruması ve geliştirmesi gereken bir emanettir.

    —

    Peki, Cumhuriyet bize ne kazandırdı?

    Köyde doğan bir çocuğun okuyup öğretmen olabilmesini…

    Yoksul bir ailenin evladının devlet yönetiminde görev alabilmesini…

    Bir kız çocuğunun doktor, mühendis, öğretmen olabilmesini…

    İnsanların düşüncelerini açıklayabilmesini, kitap yazabilmesini, seçme ve seçilme hakkını kullanabilmesini…

    Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri de fırsat eşitliği idealidir. Bir çocuğun hangi ailede, hangi köyde, hangi şehirde doğduğundan çok, yeteneğinin ve emeğinin belirleyici olmasıdır.

    Bugün bu idealin ne kadarını gerçekleştirebildiğimizi elbette sorgulayabiliriz. Hatta sorgulamalıyız. Çünkü Cumhuriyet’i sevmek, eksiklerini görmezden gelmek değildir. Tam tersine, onun vaat ettiği eşitliği, özgürlüğü ve adaleti daha ileri taşımak için çalışmaktır.

    —

    Bir de şu var…

    Cumhuriyet’i yalnızca törenlerde hatırlayıp ertesi gün unutursak, bayraklarımızı indirip sorumluluklarımızı bir kenara bırakırsak, 29 Ekim’in anlamını eksik kavramışız demektir.

    Cumhuriyet; mahkemede adalet, okulda bilim, yönetimde liyakat, toplumda eşitlik demektir.

    Cumhuriyet; kadınların şiddet görmediği, çocukların yatağa aç girmediği, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda hissetmediği bir ülke özlemidir.

    Cumhuriyet; farklı düşünen insanların birbirine düşman olmadığı, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir düzendir.

    Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefi, yalnızca ekonomik kalkınmayla ölçülemez. Bilime verilen değerle, eğitim kalitesiyle, hukukun üstünlüğüyle, insan haklarıyla ve özgür düşünceyle de ölçülür.
    Cumhuriyet’i korumak, geçmişin başarılarıyla övünmek kadar bugünün sorunlarını çözmeye çalışmaktır.
    —
    Cumhuriyet, yalnızca geçmişte kutladığımız bir gün değil, her gün yeniden yaşatmamız gereken bir değerdir.
    29 Ekim’de bayraklarımızı asalım, marşlarımızı söyleyelim, çocuklarımıza Cumhuriyet tarihini anlatalım. Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i kuranları saygıyla analım.
    Ama bir şeyi daha yapalım: Bize bırakılan bu büyük mirası daha adil, daha özgür, daha aydınlık bir ülkeye dönüştürmek için elimizden geleni yapalım.
    Unutmayalım; Cumhuriyet bize armağan edilmiş bir yönetim biçimi olduğu kadar, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzdur.
    Cumhuriyet dediğin, yalnızca bir rejim değil; bir umut, bir onur, bir gelecek meselesidir.
    Yaşasın Cumhuriyet!
    29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.