“Bursa’da kentsel dönüşüm ertelenemez, siyaset üstü bir milli görevdir”

    18.08.2026
    “Bursa’da kentsel dönüşüm ertelenemez, siyaset üstü bir milli görevdir”

    İhsan Bilgili’den 17 Ağustos’un 27. yılında Bursa için kritik deprem ve kentsel dönüşüm çağrısı

    BURSA – 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde, geçmiş dönem MHP Yıldırım ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Grubu Sözcüsü İhsan Bilgili, Bursa’nın deprem gerçeğine ve kentsel dönüşüm sürecine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.

    Bilgili, 17 Ağustos 1999 depreminin Türkiye açısından yalnızca büyük bir doğal afet değil, aynı zamanda şehirleşme, yapı güvenliği, imar, afet yönetimi ve yerel yönetim anlayışı bakımından bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Aradan geçen yıllara rağmen deprem gerçeğini gündemimizin ilk sıralarında tutmak zorundayız. Çünkü depremi engelleyemeyiz; ancak depremin can ve mal kaybına dönüşmesini önleyebiliriz” mesajını verdi.

    17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren Marmara Depremi, merkez üssü Gölcük olmak üzere Marmara Bölgesi’nin geniş bir bölümünde ağır yıkıma yol açtı. Resmî kaynaklarda can kaybı 17 bin 480 olarak verilirken, farklı resmî rapor ve çalışmalarda daha yüksek rakamlar da yer aldı. Depremde on binlerce insan yaralandı, yüz binlerce konut ve iş yeri hasar gördü ve yüz binlerce kişi evsiz kaldı. AFAD, 17 Ağustos depremini Türkiye’nin afet yönetimi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

    Bilgili, açıklamasının başında depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anarak, “Cenab-ı Allah ülkemizi ve Türk milletini her türlü afetten korusun, muhafaza buyursun ve böyle acıları bir daha yaşatmasın” ifadelerini kullandı.

    “Asıl mesele depremden önce tedbir almaktır”

    İhsan Bilgili’ye göre 17 Ağustos’un ardından çıkarılması gereken en önemli ders, afet yaşandıktan sonra müdahale etmekten çok afet gerçekleşmeden önce riskleri ortadan kaldırmak.

    Yetki ve sorumluluk sahibi kurumların deprem ve diğer afetlere karşı hızlı, bilimsel ve koordineli tedbirler alması gerektiğini vurgulayan Bilgili, özellikle mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesini öncelikli mesele olarak değerlendirdi.

    Bilgili, Bursa’nın deprem tehlikesi açısından özel bir konumda bulunduğuna dikkat çekerek, kaçak, plansız, mühendislik hizmetlerinden yoksun veya ekonomik ömrünü tamamlamış yapıların bir an önce yenilenmesi gerektiğini söyledi.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi de kenti deprem risklerine karşı daha dirençli hale getirmek amacıyla JICA ile yürüttüğü deprem risk azaltma ve önleme planlama çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi’nin açıklamalarında Bursa’nın yüksek deprem tehlikesine sahip bir kent olduğu ve bilimsel çalışmaların sürdürüldüğü belirtiliyor.

    Bilgili, bu nedenle kentsel dönüşümün sıradan bir belediyecilik hizmeti olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, konuyu doğrudan insan hayatı ve kamu güvenliği meselesi olarak ele aldı.

    “Depreme karşı dayanıklı konutlar yapmak ertelenemez, savsaklanamaz ve siyaset üstü davranılması gereken milli bir meseledir. İnsan hayatı her şeyin üstündedir.”

    “Çözüm kentsel dönüşüm; ancak dönüşüm rant dönüşümüne dönüşmemeli”

    Bilgili, kentsel dönüşüme karşı olmadığını, tam tersine uzun yıllardır desteklediğini ifade ederken, dönüşüm projelerinin temel amacının vatandaşın güvenli konutlara kavuşması olması gerektiğini vurguladı.

    “Çok sorunlu rant dönüşümü olmadığı sürece kentsel dönüşüme öteden beri olumlu bakıyor ve destekliyorum” diyen Bilgili, dönüşüm sürecinde vatandaşın mağdur edilmemesinin en önemli şartlardan biri olduğunu söyledi.

    Bu noktada özellikle hak sahiplerinin projeye güven duymasının dönüşümün hızlanması açısından kritik olduğunu belirten Bilgili, mümkün olan projelerde vatandaşlara birebir konut verilmesi anlayışının esas alınmasını istedi.

    Ancak Bilgili, vatandaşların da kentsel dönüşüm sürecini kolaylaştıracak ve hızlandıracak biçimde hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti.

    “Vatandaşımızın da kentsel dönüşümü hızlandırıcı ve kolaylaştırıcı yönde uyumlu davranması en doğru olanıdır” değerlendirmesinde bulunan Bilgili, böylece belediye ile vatandaş arasında güvene dayalı bir dönüşüm modelinin kurulabileceğini ifade etti.

    “Bursa’da dönüşüm bütüncül ve koordineli yürütülmeli”

    Bursa’daki mevcut çalışmaların tamamen yok sayılmaması gerektiğini de özellikle belirten Bilgili, Yıldırım Belediyesi’nin bazı bölgelerde yürüttüğü kentsel dönüşüm çalışmalarını olumlu bulduğunu söyledi.

    Bilgili, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ı, ilçedeki kentsel dönüşüm çalışmalarından dolayı tebrik ederek başarı dileğinde bulundu.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ise ilçe belediyelerinin çalışmalarını tamamlayacak şekilde daha aktif, bütüncül ve koordinasyonu sağlayan bir rol üstlenmesi gerektiğini savunan Bilgili, kentsel dönüşümün yalnızca birkaç proje alanıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş yıllardaki açıklamalarında da kent genelinde farklı bölgelerde dönüşüm projeleri yürütüldüğü; İstanbul Caddesi, Karapınar, Akpınar-1050 Konutlar, Arabayatağı, Yiğitler, Sıcaksu-Gaziakdemir ve tarihi merkez gibi bölgelerde çeşitli projelerin geliştirildiği belirtilmişti.

    2025 yılında Akpınar 1050 Konutlar Kentsel Dönüşüm Projesi’nde ilk anahtarların teslim edilmesi de bu çalışmaların somut örneklerinden biri oldu.

    Bilgili ise mevcut projelerin önemini kabul etmekle birlikte, Bursa’nın karşı karşıya olduğu yapı stoku ve deprem riski dikkate alındığında dönüşüm hızının daha da artırılması gerektiğini savundu.

    “Yüz binlerce konut bu hızla kaç yılda dönüşecek?”

    Bilgili’nin üzerinde durduğu temel sorunlardan biri de dönüşümün ölçeği ile ihtiyaç arasındaki fark oldu.

    Türkiye’de kentsel dönüşüm çalışmalarının hızına ilişkin çeşitli dönemlerde açıklanan rakamlarla Bursa’daki dönüşüm ölçeğini karşılaştıran Bilgili, Bursa’da deprem riski taşıyan çok sayıda yapının bulunduğunu belirterek şu soruyu gündeme taşıdı:

    “Bursa’da deprem riski taşıyan ve acilen dönüşüm bekleyen yüz binlerce konut bu hızla kaç yılda dönüştürülecektir?”

    Bursa Büyükşehir Belediyesi daha önce Bursa’da yaklaşık 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız bölüm bulunduğunu, dönüşüm önceliği bulunan alanlarda çalışmalar yürütüldüğünü açıklamıştı. Belediye ayrıca farklı dönüşüm projelerinde binlerce konutluk hedefler ortaya koymuştu.

    Bu tablo, Bilgili’nin dikkat çektiği temel sorunun yalnızca “dönüşüm yapılıyor mu?” sorusu olmadığını; dönüşümün Bursa’nın toplam riskli yapı stoku karşısında yeterli hız ve ölçekte yapılıp yapılmadığı sorusunun da tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor.

    “Faylar planlamanın temel verisi olmalı”

    İhsan Bilgili’nin açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri ise aktif fayların imar planlamasına esas teşkil etmesi talebi oldu.

    Bilgili, aktif fayların üst ölçekli planlara yeterince işlenmediği yönündeki değerlendirmesini gündeme getirerek, fayların nerelerden geçtiğinin bilimsel olarak ortaya konulmasının ve bunun planlama süreçlerine yansıtılmasının zorunlu olduğunu söyledi.

    Bu kapsamda paleosismolojik çalışmaların önemine dikkat çeken Bilgili, aktif fayların bilimsel araştırmalar sonucunda belirlenerek planlara işlenmesi ve daha sonra imar uygulamalarının yapılması gerektiğini savundu.

    Bursa’da deprem tehlikesine yönelik bilimsel çalışmaların yıllardır sürdüğü görülüyor. Büyükşehir Belediyesi, JICA iş birliğiyle yürütülen Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi kapsamında bilimsel veriler üzerinden risk azaltma çalışmalarını sürdürüyor. Belediye ayrıca sanayi yapılarını da bu çalışmalara dahil ettiğini açıkladı.

    Dolayısıyla Bilgili’nin çağrısı, yalnızca bina bazında dönüşüm yapılmasını değil, zemin, fay, ulaşım, altyapı, nüfus yoğunluğu, sosyal donatı ve yapı güvenliğinin birlikte değerlendirildiği bütüncül bir şehir planlamasını gündeme getiriyor.

    Dere yatakları ve taşkın riski de dönüşümün parçası olmalı

    Bilgili, kentsel dönüşümün yalnızca deprem riski üzerinden ele alınmasının da eksik olacağını belirtti.

    Özellikle dere yataklarına yapılmış yapıların tespit edilerek güvenli alanlara taşınması gerektiğini ifade eden Bilgili, dönüşüm politikalarının aynı zamanda sel ve taşkın risklerini azaltacak şekilde hazırlanmasını istedi.

    Bu yaklaşım, afet yönetiminde “tek tehlikeye” odaklanmak yerine deprem, sel, heyelan ve diğer afet risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği görüşüne dayanıyor.

    Bilgili ayrıca fay hatları üzerine yapılmış konutların yanı sıra kamu binalarının da tespit edilmesini ve gerekli görülen yapıların yenilenmesini talep etti.

    “Kamu binaları da tek tek kontrol edilmeli”

    Deprem güvenliği konusunda vatandaşın yaşadığı konutların yanı sıra okullar, hastaneler, kamu hizmet binaları ve diğer kritik yapıların da öncelikli olarak ele alınması gerektiğine dikkat çeken Bilgili, riskli kamu yapılarının tespit edilerek yenilenmesini istedi.

    Bursa’daki planlama belgelerinde de riskli yapıların ve kamu yapılarının dönüşüm süreçlerine ilişkin çeşitli çalışmaların yürütüldüğü görülüyor. Örneğin 2026 tarihli Bursa Büyükşehir Belediyesi planlama belgelerinden birinde, Akpınar 1050 Konutlar bölgesindeki Farabi İlkokulu binası için yapılan analizler sonucunda yıkım kararı verildiği ve yeni okul binası yapılmasının planlandığı belirtiliyor.

    Bu tür örneklerin bütün Bursa genelinde sistematik bir programa dönüştürülmesi, Bilgili’nin işaret ettiği “riskli yapıların tespit edilmesi ve temizlenmesi” yaklaşımının önemli bir ayağını oluşturuyor.

    “Yarısı Bizden Bursa’da da uygulanmalı”

    Bilgili’nin açıklamasındaki bir diğer önemli talep ise vatandaşların kendi binalarını dönüştürmelerini teşvik edecek finansman desteği oldu.

    İstanbul’da uygulanan “Yarısı Bizden” modelinin Bursa’ya da uygulanması gerektiğini belirten Bilgili, vatandaşın kendi imkanlarıyla dönüşüm yapmasının ekonomik açıdan zor olduğu bölgelerde kamu desteğinin devreye girmesinin dönüşüm hızını önemli ölçüde artırabileceğini savundu.

    2026 yılında Bursa’da “Yarısı Bizden” modelinin uygulanıp uygulanmayacağı konusu da kamuoyunda gündeme gelmiş durumda. Mayıs 2026’da Bursa basınında, uygulamanın Bursa’ya getirilmesine yönelik beklenti ve girişimler haberleştirilmişti.

    Bilgili’nin talebi ise bu desteğin yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmayıp, Bursa’nın deprem riski taşıyan yapı stokunun dönüştürülmesini hızlandıracak kapsamlı bir finansman mekanizmasına dönüştürülmesi yönünde.

    “Kentsel dönüşüm belediyeler arasında yarış değil, ortak seferberlik olmalı”

    İhsan Bilgili’nin açıklamalarının genel çerçevesinde öne çıkan yaklaşım ise kentsel dönüşümün siyasi rekabetin dışında tutulması gerektiği.

    Bursa’nın deprem gerçeğinin parti ayrımı gözetmediğini vurgulayan Bilgili, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, merkezi hükümet, ilgili bakanlıklar, üniversiteler, meslek odaları, bilim insanları ve vatandaşların ortak bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini savundu.

    Bilgili’ye göre Bursa’nın ihtiyacı, birbirinden bağımsız ve küçük ölçekli projelerden çok, Bursa’nın tamamını kapsayan uzun vadeli bir deprem ve kentsel dönüşüm stratejisi.

    Bu stratejinin temelinde ise bilimsel veriler, doğru planlama, vatandaşın mağdur edilmemesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılması ve dönüşümün rant baskısından uzak tutulması bulunmalı.

    Bursa için beş maddelik acil çağrı

    Bilgili, açıklamasının sonunda taleplerini beş başlıkta topladı:

    1. Vatandaş mağdur edilmemeli:
    Kentsel dönüşüm projelerinde mümkün olan alanlarda hak sahiplerine birebir konut verilmesi ve vatandaşın ekonomik açıdan mağdur edilmemesi gerektiğini belirtti.

    2. Aktif faylar planlara işlenmeli:
    Paleosismolojik araştırmalarla ortaya konulacak aktif fayların üst ölçekli planlara işlenmesi ve imar kararlarının bu bilimsel verilere göre oluşturulması gerektiğini savundu.

    3. Dere yataklarındaki riskli yapılar temizlenmeli:
    Sel ve taşkın riskinin azaltılması amacıyla dere yataklarındaki yapılaşmanın yeniden değerlendirilmesini istedi.

    4. Fay üzerindeki konut ve kamu binaları tespit edilmeli:
    Riskli yapıların yalnızca konutlarla sınırlı tutulmaması, kamu binalarının da bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve gerekli yapıların yenilenmesi gerektiğini ifade etti.

    5. “Yarısı Bizden” Bursa’ya getirilmeli:
    Vatandaşların kendi imkanlarıyla dönüşümünü teşvik etmek amacıyla İstanbul’daki modelin Bursa’da da uygulanması çağrısında bulundu.

    “Bursa’nın kaybedecek bir günü bile yok”

    Geçmiş dönem MHP Yıldırım ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Grubu Sözcüsü İhsan Bilgili’nin açıklaması, 17 Ağustos’un yıl dönümünde Bursa’nın deprem gerçeğini yeniden gündemin merkezine taşıdı.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut projeleri ve bilimsel risk azaltma çalışmaları devam ederken, kentin yaklaşık 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız bölümden oluşan yapı stoku dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde tartışmanın yalnızca “kaç proje yapıldığı” üzerinden değil, riskli yapı stokunun ne kadarının hangi sürede güvenli hale getirilebileceği üzerinden yürütülmesi önem taşıyor.

    Bursa’nın deprem gündeminde asıl mesele ise yalnızca yeni binalar üretmek değil; mevcut riskli yapı stokunu bilimsel önceliklendirme ile güvenli hale getirmek, fay ve zemin verilerini planlamanın merkezine koymak, dere yatakları ve diğer afet risklerini dikkate almak ve vatandaşın dönüşüm sürecine ekonomik olarak katılabilmesini sağlamak.

    Bilgili’nin ifadesiyle mesele kısa ve nettir:

    “Bursa aktif deprem tehlikesiyle karşı karşıya olan bir kenttir. Çürük ve çarpık yapılaşmadan bir an önce kurtulmak gerekir. Çözüm kentsel dönüşümdür. Ancak bu dönüşüm ertelenemez, savsaklanamaz ve siyaset üstü bir milli görev olarak ele alınmalıdır.”

    Bilgili, açıklamasını 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenleri rahmetle anarak ve Türkiye’nin bir daha benzer acılar yaşamaması temennisinde bulunarak tamamladı.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.