Bursa Barosu Başkanı Öztosun: “Cumhuriyet’in sorunlarının çözümü, Cumhuriyet’i demokrasiyle tamamlamak ve hukukla güçlendirmektir”

Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, 2026-2027 adli yılı açılışında yaptığı konuşmada Türkiye’de hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, demokratik meşruiyet ve temel hak ve özgürlükler konusunda yaşanan sorunlara dikkat çekti. Öztosun, “Cumhuriyet’in sorunlarının çözümü Cumhuriyet’ten vazgeçmek değil; Cumhuriyet’i demokrasiyle tamamlamak, hukukla güçlendirmektir” dedi.
Bursa Barosu, 2026-2027 adli yılının açılışını Adalet Sarayı tören alanında gerçekleştirdi. Törende Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk, şehitler ve gaziler için saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Törende meslektaşlarına hitap eden Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, geçen yıl aynı kürsüden Türkiye’de hukuk devletinin temel ilkelerinin ağır biçimde aşındığını, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, hukuk güvenliği ve adalete duyulan toplumsal güven açısından ciddi bir kriz yaşandığını ifade ettiklerini hatırlattı.
Aradan geçen bir yılda tablonun değişmediğini, aksine sorunların derinleştiğini belirten Öztosun, Türkiye’nin meselesinin artık yalnızca tek tek hukuka aykırı kararlar veya tartışmalı yargılamalar olmadığını söyledi.
“HUKUK İKTİDARI SINIRLIYORSA HUKUK DEVLETİDİR”
Hukukun niteliğinin, iktidar karşısındaki konumuyla ölçülmesi gerektiğini vurgulayan Öztosun, “Hukuk iktidarı sınırlıyorsa hukuk devletidir. Güçsüzü güçlü karşısında koruyorsa adalettir. Herkese eşit uygulanıyorsa hukuktur” dedi.
Son dönemde yargının araçsallaştırıldığı yönündeki tartışmaların daha da ağırlaştığını savunan Öztosun, tutuklamanın Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında bir tedbir olduğunu, ceza veya siyasi rakipleri etkisizleştirme yöntemi olarak kullanılamayacağını söyledi.
Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik soruşturma ve tutuklamaların demokratik meşruiyet tartışmasını gündeme getirdiğini belirten Öztosun, “Seçme hakkı yalnızca sandığa oy atma hakkı değildir. Verilen oyun sonucunun korunmasını isteme hakkıdır” ifadelerini kullandı.
Öztosun, yargının bağımsız olmasının yanı sıra toplumun da yargının bağımsız olduğuna inanması gerektiğini dile getirdi.
“ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI TAVSİYE DEĞİLDİR”
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda yaşanan tartışmalara da değinen Öztosun, Anayasa’nın 153. maddesine dikkat çekti.
“Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını; idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bu bir tavsiye değildir. Bir temenni değildir. Anayasal bir emirdir” diyen Öztosun, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasının doğrudan Anayasa’nın kendisini tartışmaya açmak anlamına geleceğini söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da değinen Öztosun, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında verilen kararların uygulanmasının hukuk devleti açısından önem taşıdığını belirterek, meselenin kişilerin siyasi görüşlerinden bağımsız olarak Türkiye’nin Anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyup uymayacağı olduğunu ifade etti.
“SAVUNMASIZ BİR YARGI ADALET ÜRETEMEZ”
İstanbul Barosu yönetimine yönelik yargı sürecine de değinen Öztosun, baroların hukuka aykırılık gördüklerinde bunu dile getirmekle yükümlü olduğunu söyledi.
“Barolar iktidarların alkış makamı değildir” diyen Öztosun, savunma makamının susturulmasının yalnızca avukatların değil, yurttaşların adil yargılanma hakkının da sorunu olduğunu belirtti.
“Avukat susarsa savunma susar. Savunma susarsa yargılama yalnızca iddia ve hükümden ibaret kalır. Savunmasız bir yargı ise adalet üretemez” ifadelerini kullandı.
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İKTİDARI ELEŞTİREBİLMEK İÇİN VARDIR”
Son bir yılda ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahalelerin de hukuk gündeminin önemli başlıklarından biri olduğunu söyleyen Öztosun, gazeteciler, sanatçılar, komedyenler, emekçiler ve sendikacıların gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını savundu.
Demokratik toplumun ölçüsünün iktidarı destekleyenlerin değil, iktidarı eleştirenlerin ne kadar özgür olduğu olduğunu belirten Öztosun, “İktidarı övmek için ifade özgürlüğüne ihtiyaç yoktur. İfade özgürlüğü iktidarı eleştirebilmek için vardır” dedi.
“EN BÜYÜK HUKUK REFORMU ANAYASA’YA UYMAKTIR”
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen düzenlemelere de değinen Öztosun, mevzuat değişikliklerinin tek başına Türkiye’nin hukuk sorunlarını çözemeyeceğini söyledi.
Öztosun, “Yüzlerce kanun maddesi değiştirilebilir. Onlarca yargı paketi çıkarılabilir. Yeni adliyeler yapılabilir. Yeni mahkemeler kurulabilir. Ama hâkim kendisini bağımsız hissetmiyorsa, savcı siyasal iktidardan bağımsız hareket edemiyorsa, avukat görevini korkmadan yapamıyorsa, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması tartışılıyorsa hukuk reformundan söz etmek mümkün değildir” diye konuştu.
Türkiye’nin ihtiyacı olan en büyük hukuk reformunun “Anayasa’ya uymak” olduğunu belirtti.
“CUMHURİYET’İN EKSİKLERİNİ GİDERMENİN YOLU CUMHURİYET’TEN VAZGEÇMEK DEĞİLDİR”
Konuşmasında Türkiye’nin terörün sona ermesi ve silahların susması yönündeki beklentisine de değinen Öztosun, yürütülen süreçlerin Anayasa’ya uygunluğu, toplumsal rıza ve hedeflenen devlet düzeninin ne olacağı gibi soruların da sorulması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin demokratik hukuk devletinden uzaklaşırken yalnızca belirli bir alanda demokratikleşmesinin mümkün olmadığını savunan Öztosun, “Demokrasi parçalanamaz. Hukuk kişiye göre uygulanamaz. Cumhuriyet yurttaşlığı bölünemez. Egemenlik paylaştırılamaz” dedi.
Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin temelinde milli egemenlik anlayışının bulunduğunu belirten Öztosun, Cumhuriyet’in sorunlarının ve eksiklerinin bulunduğunu ancak bu eksiklerin giderilmesinin Cumhuriyet’ten vazgeçmek anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi.
Öztosun, çözümün daha fazla demokrasi, daha güçlü hukuk devleti, daha bağımsız yargı, daha özgür toplum, daha güçlü Meclis ve anayasal hakların güvence altında olduğu bir yurttaşlık anlayışından geçtiğini ifade etti.
“MESLEK SORUNLARININ KAYNAĞI SİYASAL DÜZEN”
Avukatların ekonomik ve mesleki sorunlarına da dikkat çeken Öztosun, genç avukatların büro açmakta zorlandığını, bağlı çalışan avukatların düşük ücret ve iş güvencesi sorunları yaşadığını, CMK ücretlerinin yapılan işin niteliği ve sorumluluğuyla bağdaşmadığını söyledi.
Avukatın ekonomik bağımsızlığı ile mesleki bağımsızlığının birbirinden ayrılamayacağını vurgulayan Öztosun, “Geçinemeyen avukat bağımsız olamaz. Bağımsız olmayan avukat güçlü savunma yapamaz. Güçlü savunmanın olmadığı yerde adil yargılanmadan söz edilemez” dedi.
“ADALET ÇÖKERSE HUKUK ÇÖKER”
Adaletin zayıflamasının yalnızca mahkemeleri değil, toplumun devlete olan güvenini de etkilediğini belirten Öztosun, hukukun bıraktığı boşlukların suç örgütleri, mafyatik yapılar ve denetimsiz cemaat ve tarikat yapıları tarafından doldurulabileceği uyarısında bulundu.
“Adalet çökerse hukuk çöker. Hukuk çökerse demokrasi çöker. Demokrasi çökerse toplumsal barış çöker” diyen Öztosun, hukuk mücadelesinin yalnızca hukukçuların mesleki mücadelesi olmadığını, ülkenin geleceği açısından da önem taşıdığını söyledi.
“BİZ HUKUKUN TARAFINDAYIZ”
Avukatların iktidarın veya muhalefetin değil, hukukun tarafında olduğunu vurgulayan Öztosun, avukatların güç karşısında hukuku savunması ve yurttaşların haklarını koruması gerektiğini ifade etti.
“Biz tarihi yalnızca izleyen insanlar değiliz. Biz tarihe karşı sorumluluğu olan hukukçularız” diyen Öztosun, Bursa Barosu olarak hukuku, Cumhuriyet’i ve adaleti savunmaya devam edeceklerini söyledi.
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin ihtiyacının yeni bir otoriter düzen değil, daha fazla hukuk, demokrasi ve özgürlük olduğunu belirten Öztosun; eşitlik, bağımsız yargı ve güçlü Meclis talebini dile getirdi.
Öztosun, sözlerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hak kuvvetten üstündür” sözüyle tamamlayarak, yeni adli yılın Türkiye’ye adalet, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve gerçek bir hukuk devleti getirmesi temennisinde bulundu.
BAŞSAVCILIK TÖRENİ DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Bursa Barosu’nun saat 09.00’da gerçekleştirdiği adli yıl açılış töreninin ardından saat 10.00’da Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın adli yıl töreni yapıldı.
Törende yargı kurumlarının başkan ve yöneticileri Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu.
Adalet Sarayı giriş holünde düzenlenen adli yıl kokteylinde ise Bursa Valisi Erol Ayyıldız, yargı protokolü, Bursa Barosu yöneticileri, avukatlar ve yargı personeli bir araya geldi.


