BİLGİDE DEĞİŞİM
Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;
Taner Timur, İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı isimli eserinde, bilgide değişimi anlatır. Sivil toplum, hümanizm, tabii hukuk gibi bir akım İslam toplumlarında gelişmedi.
Sivil toplum, bireylerin gönüllü olarak bir araya geldiği toplumsal yaşam alanıdır. Bu alan dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek odaları gibi sivil toplum kuruluşları ile kurumlaşır.
Hümanizm, ahlakın, bilginin, değerlerin temelini insani özelliklere dayandıran felsefi, kültürel, ilerici bir yaşam anlayışıdır. İnsana değer verilir.
Tabii hukukun, yazılı kanunlardan bağımsız olarak var olduğuna inanılır. Tabii hukuk, kaynağını insan doğasından, evrensel ahlak ilkelerinden alan ideal ve evrensel hukuk sistemidir. Adalet, eşitlik, özgürlük gibi temel değerlere dayanır.
Osmanlı Devleti’nde, emek-sermaye ayrımına göre kurallar anayasada belirlenmedi. Bu yüzden bu konuda emek-sermaye hakları incelemesi de yapılamadı.
İslam felsefesi, Fırat ve Dicle nehirleri arasında, bölgenin tarihi koşulları içinde ortaya çıktı. Bizans Felsefecileri, İran’daki Sasani Devleti’ne göç ettiler.
Süryanilerin başlattığı çeviri akımı zemininde, Antik Yunanca eserler Arapçaya çevrildi. Farabi ve İbn-i Sina gibi bilginler felsefi bilgiyi zirveye taşıdı. Onları da 12. Yüzyılda İbn-i Bacce, İbn-i Tufeyli, İbn-i Rüşd izledi.
1130’la 1150 yılları arasında İtalya’da Toledo’da yerleşmiş çevirmenler heyeti, Arapça eserleri Latinceye çevirdiler. Aristo, yeniden tanındı.
Ernest Renan’a göre, İslam uygarlığı, varlığını, Antik Yunan düşünürlerine, Süryani çevirmenlere, Sasani Krallarına, Abbasi Halifelerine borçludur.
Batı’da doğa bilgisindeki gelişmeler, ilahiyatı da etkiledi. Dünya ile ilgili bilgiler, insan ve toplum bilgilerinin doğuşuna yol açtı.
Kapitalizm, köylülüğü-serfliği kaldırdı. Bilgi türlerinde ilerleme oldu. Feodal yasaklar ve gümrük duvarları kaldırıldı. Milli Pazar oluşturuldu. Toplumsal yaşamda ümmet örgütlenmesi yanında millet örgütlenmesi sağlandı. Düşünürler cemaat, cemiyet, ırk, millet, ümmet olgularını tanımlamaya çalıştılar.
Kapitalizm, üretim araçlarını, dolayısıyla üretim ilişkilerini ve bunlarla birlikte bütün toplumsal ilişkileri devamlı değişime tabi tutuyor. Kapitalist gelişme süreci Batı’da tarımı sanayiye, köylüyü şehirliye tabi kıldı. Sanayi ve ticaretin üretimdeki payı arttı. Tarımın üretimdeki payı azaldı.
İngiltere’de Habeas Corpus kabul edildi. Habeas Corpus, hukukta bir kişinin yasal bir dayanak ve buna bağlı hâkim kararı ile yargılanması kuralıdır. Fransa’da Evrensel Haklar Beyannamesi kabul edildi. İnsanlar özgür ve haklar bakımından eşit doğarlar ve öyle kalırlar. İnsanların mülkiyet, özgürlük ve yaşam hakkına ilişkin belirli doğal hakları vardır. Yönetim, seçilmiş temsilciler tarafından yürütülmelidir.
Feodal toplumda askerlik, bir ayrıcalıktı. Soyluların elinde bulunuyordu. Osmanlı Devleti de tımar sistemi ile benzer bir yapı kurmuştu. Kapitalist toplumda, bütün vatandaşların askerlik yapması esastır. Bütün vatandaşların okulda, ilköğretim alması esastır.
Edebiyat, her ülkede, özgürlük mücadelesinin güçlü bir aracı olmuştur. Tiyatro, vicdanın en saklı perdelerini açar. Kalbin en haklı hissiyatını tahlil eder. Tiyatro, toplumun aynasıdır. Tiyatro, halkların özgürlük mücadelesinde etkili bir araç oldu. İngiltere’de Shakespeare’in eserleri, Fransa’da Corneille’in eserleri, Almanya’da Goethe ve Schiller’in eserleri etkili oldu. Fransa’da Moliere’in komedileri, toplumu eğitti. Eğer bir fikir doğru ve gerçek ise bir dilde yapacağı tesiri diğer dilde de yapar.

