“Basın Özgürlüğüne ve Halkın Haber Alma Hakkına Dokunulamaz”

    13.08.2026
    “Basın Özgürlüğüne ve Halkın Haber Alma Hakkına Dokunulamaz”

    Bursa Zafer Plaza Meydanı’nda yayın faaliyetini sürdüren On Medya Radyo ve Televizyonu’na ait canlı yayın aracına, üniformalı ve sivil giyimli yaklaşık 30 kişinin müdahale ettiği iddiası kent gündemine bomba gibi düştü. On Medya yönetimi, yayın aracının önünün resmi bir araçla kesildiğini, personelin yayının durdurulması ve aracın kaldırılması yönünde baskıya maruz kaldığını ileri sürdü. Olayın ardından polis ekiplerinin bölgeye geldiği, On Medya Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Efe ile Hukuk Müşaviri Av. Mustafa Furkan Altınel’in de olay yerine giderek hukuki süreci başlattığı bildirildi.

    Bursa’da gece saatlerinde yaşandığı belirtilen olay, basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma koşulları, kamu görevlilerinin yetki sınırları ve vatandaşların haber alma hakkı açısından yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

    On Medya Radyo ve Televizyonu tarafından yapılan açıklamaya göre, Bursa Zafer Plaza Meydanı’nda canlı yayın gerçekleştiren ve yayın lisansına sahip olduğu belirtilen canlı yayın aracına, üniformalı ve sivil giyimli yaklaşık 30 kişilik bir grup tarafından müdahalede bulunuldu.

    On Medya yönetimi, söz konusu kişilerin yayın faaliyetinin durdurulmasını ve canlı yayın aracının bölgeden kaldırılmasını istediğini ileri sürerken, olay sırasında basın kuruluşunun sahip olduğu resmi belgelerin ve izinlerin tanınmadığını iddia etti.

    “Buranın Cumhurbaşkanı Biziz” İddiası

    Olayla ilgili On Medya tarafından yapılan açıklamada, müdahalede bulunan kişilerin kendilerini kamu otoritesi gibi konumlandırdığı ileri sürüldü.

    Açıklamada, saldırgan olduğu iddia edilen kişilerin;

    “Buranın Cumhurbaşkanı biziz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Kartı ve Basın Trafik Kartını, İçişleri Bakanlığı’nın verdiği Canlı Yayın Araç Ruhsatını, RTÜK’ün verdiği Yayın Lisansı’nı tanımayız. Bizden izin alacaksınız.”

    şeklinde ifadeler kullandığı öne sürüldü.

    Bu iddia, olayın yalnızca bir yayın aracıyla yaşanan yerel bir tartışma olmaktan çıkıp, kamu gücünün kullanılması, basın kuruluşlarının çalışma özgürlüğü ve yetki sınırları bakımından değerlendirilmesi gereken ciddi bir meseleye dönüşmesine neden oldu.

    Ancak söz konusu ifadelerin kimler tarafından ve hangi koşullarda söylendiğinin, olayın hukuki boyutuyla birlikte yapılacak soruşturma sonucunda netleşmesi bekleniyor.

    Canlı Yayının Kesilmek İstendiği İleri Sürüldü

    On Medya’nın açıklamasına göre olay sırasında canlı yayın aracında görev yapan personel, yayın faaliyetinin kesilmesi ve aracın kaldırılması yönündeki müdahaleye karşı çıktı.

    Kuruluş, personelinin müdahaleyi engellediğini ve daha sonra Bursa Emniyet Müdürlüğü’nden yardım talep edildiğini bildirdi.

    İddialara göre olayın büyümesi üzerine On Medya Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Efe ve Hukuk Müşaviri Av. Mustafa Furkan Altınel de olay yerine geldi.

    Polis ekiplerinin bölgeye ulaşmasının ardından yaşanan gerginliğin sona erdiği ve canlı yayın aracının faaliyetini sürdürdüğü ileri sürüldü.

    Yayın Aracının Önüne Resmi Kamyonet Çekildiği İddiası

    On Medya’nın açıklamasında olayın dikkat çeken bir başka boyutu da canlı yayın aracının önünün resmi bir kamyonetle kesildiği iddiası oldu.

    Kuruluş tarafından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait bir kamu spotunun yayınlandığı sırada canlı yayın aracının önüne resmi bir kamyonet çekildi.

    On Medya, bu uygulamanın canlı yayın faaliyetini fiilen engellemeye yönelik olduğunu savundu.

    Açıklamada ayrıca, polis ekiplerinin yanı sıra gazete ve televizyon çalışanları ile bazı vatandaşların da olay sırasında bölgede bulunduğu ve yaşanan müdahalenin ardından resmi aracın ve müdahalede bulunan kişilerin bölgeden ayrıldığı ileri sürüldü.

    Bu iddiaların tamamının soruşturma ve resmi tutanaklarla ortaya konulması bekleniyor.

    On Medya: “Basın Kartını ve RTÜK Lisansını Tanımıyoruz Denildi”

    Olayın en önemli hukuki boyutlarından biri, yayın kuruluşunun sahip olduğunu belirttiği resmi belgelerin tanınmadığı yönündeki iddia.

    On Medya yönetimi, canlı yayın aracının;

    • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen basın kartı,
    • Basın Trafik Kartı,
    • İçişleri Bakanlığı tarafından verilen canlı yayın araç ruhsatı,
    • Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilen yayın lisansı

    bulunduğunu belirterek, buna rağmen yayın faaliyetinin engellenmek istendiğini savundu.

    Bu noktada hukuki tartışmanın temel sorularından biri şu:

    Yasal izinleri ve yayın lisansı bulunan bir medya kuruluşunun canlı yayın faaliyetinin hangi hukuki gerekçeyle durdurulabileceği veya yayın aracının bölgeden kaldırılmasının istenebileceği.

    Bu sorunun cevabının, olayla ilgili hazırlanacak resmi tutanaklar ve yürütülecek adli-idari soruşturma kapsamında netleşmesi bekleniyor.

    “Bursa’nın Cumhurbaşkanı Biziz” Sözü Tartışma Yarattı

    Olayla ilgili açıklamada yer alan “Buranın Cumhurbaşkanı biziz” ifadesi ise sosyal ve siyasi açıdan tartışmanın en dikkat çekici noktalarından biri oldu.

    On Medya yönetimi, bu sözün kamu otoritesinin kişisel veya kurumsal takdir alanının ötesine taşındığı izlenimi oluşturduğunu savundu.

    Basın kuruluşu, Türkiye Cumhuriyeti’nde kamu gücünün anayasa ve yasalar çerçevesinde kullanılması gerektiğine dikkat çekerek, hiçbir kişi veya kurumun kendisini hukukun üzerinde göremeyeceğini ifade etti.

    Burada hukuki açıdan belirleyici olan nokta ise söz konusu kişilerin kim olduğu, herhangi bir kamu görevi veya yetkisi bulunup bulunmadığı ve olay sırasında hangi sıfatla hareket ettiklerinin tespit edilmesi olacak.

    Orhan Efe’den Sert Tepki: “Haber Alma Hakkının Teminatıyız”

    On Medya Yönetim Kurulu Başkanı ve Anadolu Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Orhan Efe, olayın ardından sert açıklamalarda bulundu.

    Efe, medya kuruluşlarının temel görevinin vatandaşların haber alma hakkını sağlamak olduğunu belirterek, yaşandığını ileri sürdüğü müdahalenin yalnızca kendi kuruluşlarına yönelik bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

    Efe’nin açıklamasında, basın kuruluşlarının siyasi, ekonomik veya idari baskılar karşısında görevini sürdürmesinin demokratik toplum açısından vazgeçilmez olduğu vurgulandı.

    Efe, “Bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da aziz milletimizin haber alma hakkının en büyük teminatı olduğumuzu bir defa daha ilan ediyoruz” ifadeleriyle medya kuruluşunun yayın faaliyetlerine devam edeceği mesajını verdi.

    “Hesap Sormazsak Namerdiz”

    Orhan Efe, açıklamasının devamında yaşanan olayla ilgili oldukça sert ifadeler kullandı.

    Efe, müdahalede bulunduğunu ileri sürdüğü kişileri “şehir eşkıyaları” olarak nitelendirirken, bu kişilere hukuka aykırı talimat verildiğinin tespit edilmesi halinde sorumlular hakkında da hukuki mücadele yürüteceklerini belirtti.

    Efe açıklamasında;

    “Şehir eşkıyalarına ve bu eşkıyalara kanunsuz talimat veren tüm ilgililere hesap sormaz isek namerdiz.”

    ifadelerini kullandı.

    Bu açıklama, On Medya yönetiminin olayın takipçisi olacağı ve yalnızca saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen kişiler hakkında değil, varsa olayın arkasındaki talimat zincirinin de araştırılması için hukuki girişimlerde bulunacağı mesajı olarak değerlendirildi.

    Adli ve İdari Süreç Başlatılıyor

    On Medya tarafından yapılan açıklamada, olayın ardından gerekli hukuki işlemlerin başlatıldığı bildirildi.

    Kuruluşun hukuk müşavirlerinin saldırgan olduğu iddia edilen kişilerin tespit edilmesi, olayla ilgili delillerin toplanması ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması amacıyla çalışma yürüttüğü belirtildi.

    Ayrıca adli ve idari makamların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı nezdinde de girişimlerde bulunulduğu açıklandı.

    Bu aşamada olayın hukuki boyutunun aydınlatılması için özellikle;

    kamera kayıtları, canlı yayın görüntüleri, cep telefonu kayıtları, resmi araçların bölgedeki hareketleri, polis tutanakları, olay sırasında görev yapan personelin ifadeleri ve varsa görgü tanıklarının beyanları

    önem taşıyacak.

    Basın Özgürlüğü Tartışması Yeniden Gündemde

    Bursa’da yaşandığı ileri sürülen olay, Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilerin sahadaki çalışma koşullarına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.

    Gazetecilerin görevlerini yerine getirirken herhangi bir kişi veya kurumun keyfi müdahalesiyle karşılaşmaması, basın faaliyetinin hukuki çerçevede güvence altında olması ve kamu görevlilerinin yetkilerini kanunlar çerçevesinde kullanması demokratik hukuk devletinin temel unsurları arasında yer alıyor.

    Bu nedenle Zafer Plaza Meydanı’nda yaşandığı ileri sürülen olayın yalnızca On Medya ile ilgili bir anlaşmazlık olarak değil, medya kuruluşlarının kamusal alanlarda görev yapma şartları ve gazetecilerin haber alma-haber verme özgürlüğü açısından da değerlendirilmesi önem taşıyor.

    On Medya’dan “Hodri Meydan” Mesajı

    Orhan Efe açıklamasının sonunda medya kuruluşunun ekonomik ve siyasi baskılara boyun eğmeyeceği yönünde sert bir mesaj verdi.

    Efe, Yeni Marmara Gazetesi ve On Medya Radyo ve Televizyonu’nun herhangi bir bankacılık veya sermaye ilişkisi üzerinden baskı altına alınamayacağını savunarak;

    “İçini boşaltacak bankamız, tetikçiliğini yapacağımız kirli sermaye bağlantılarımız, aklayacağımız kara paramız yoktur, olmayacaktır da. Hodri meydan.”

    ifadelerini kullandı.

    Bu açıklamayla Efe, kuruluşun yayın politikasını ve gazetecilik faaliyetini sürdüreceğini vurgularken, yaşanan olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarının mesajını verdi.

    Şimdi Gözler Resmi Soruşturmanın Sonucunda

    Bursa Zafer Plaza Meydanı’nda yaşandığı ileri sürülen olayla ilgili bundan sonraki süreçte gözler resmi makamların yapacağı incelemeye çevrildi.

    Olayda gerçekten kimlerin görev aldığı, müdahalede bulunan kişilerin kamu görevlisi olup olmadığı, herhangi bir resmi talimat bulunup bulunmadığı, canlı yayın aracının hangi gerekçeyle kaldırılmak istendiği ve yayın faaliyetinin engellenmesine yönelik bir hukuki dayanak olup olmadığı soruşturma sonucunda ortaya çıkacak.

    Özellikle “Buranın Cumhurbaşkanı biziz” şeklindeki sözlerin gerçekten kullanılıp kullanılmadığı ve kullanıldıysa kim tarafından söylendiği de olayın hukuki boyutu açısından önem taşıyor.

    On Medya yönetimi ise tüm bu sürecin takipçisi olacaklarını, adli ve idari mercilere gerekli başvuruları yaptıklarını ve gazetecilik faaliyetlerinden geri adım atmayacaklarını açıkladı.

    “Haber Alma Hakkı Engellenemez”

    Bursa’da yaşandığı iddia edilen bu olayın en önemli boyutu, siyasi veya kurumsal tartışmaların ötesinde vatandaşın haber alma hakkı meselesi.

    Bir medya kuruluşunun canlı yayın faaliyetinin hangi koşullarda sınırlandırılabileceği, kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin basın araçlarına müdahale yetkisinin bulunup bulunmadığı ve bu tür müdahalelerin hangi hukuki prosedürlere tabi olduğu, olayın soruşturulmasıyla birlikte daha net biçimde ortaya çıkacak.

    On Medya ise verdiği mesajla geri adım atmayacağını açıkça ortaya koydu:

    “Bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da aziz milletimizin haber alma hakkının en büyük teminatı olmaya devam edeceğiz.”

    Bursa’da kamuoyunun dikkatini çeken olayla ilgili resmi soruşturmanın sonucunun, iddiaların doğruluğu ve varsa sorumluların hukuki durumunun belirlenmesi açısından belirleyici olması bekleniyor.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.