Türk Dünyası Savunmada Yeni Bir Eşik mi Atlıyor?

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı siyaset bilimci Mehmet Emir Aksoy makalesinde;
Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan askerleri “Birliğin Gücü-2026” tatbikatında aynı sahada buluştu. Azerbaycan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve kara, deniz, hava ile insansız sistemleri kapsayan tatbikat, üç ülke arasındaki askerî iş birliğinin ulaştığı seviyeyi yeniden gündeme taşıdı.
Türk dünyasında savunma ve güvenlik alanındaki iş birliği yeni bir aşamaya mı geçiyor?
Bu soru, Azerbaycan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Birliğin Gücü-2026” tatbikatıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan silahlı kuvvetlerinin katıldığı tatbikat, yalnızca askerî personelin ortak bir eğitim faaliyeti yürütmesinden ibaret olmayan kapsamıyla dikkat çekiyor.
Tatbikat kapsamında kara, deniz ve hava unsurlarının yanı sıra insansız sistemlerin de kullanılması planlanırken, faaliyetlerin Azerbaycan’ın Hocavend bölgesindeki Kızılkaya Eğitim Merkezi ile sınırlı kalmadığı görülüyor. Nahçıvan ve Hazar Denizi’ndeki Büyük Zire bölgesi de tatbikatın gerçekleştirildiği alanlar arasında yer alıyor.
Bu durum, üç ülke arasındaki askerî koordinasyonun farklı operasyon alanlarında test edilmesi açısından önem taşıyor.
Tatbikatın merkezinde “müştereklik” bulunuyor
Modern askerî operasyonlarda ülkelerin sahip olduğu silah sistemleri kadar, farklı kuvvetlerin ve orduların birlikte hareket edebilme kapasitesi de önem taşıyor.
“Birliğin Gücü-2026” tatbikatı da bu açıdan değerlendirildiğinde, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan silahlı kuvvetlerinin ortak operasyon kabiliyetlerini geliştirmeye yönelik bir faaliyet olarak öne çıkıyor.
Tatbikatlarda birliklerin aynı komuta anlayışı içerisinde hareket edebilmesi, iletişim ve koordinasyon prosedürlerinin uygulanması, farklı unsurların birlikte görev yapabilmesi ve personel arasındaki uyumun geliştirilmesi hedefleniyor.
Dolayısıyla tatbikatın dikkat çeken yönlerinden biri yalnızca kullanılan askerî araçlar değil, farklı ülkelerin silahlı kuvvetlerinin ortak hareket kabiliyetlerinin geliştirilmesi.
Modern savaşın yeni unsurları sahada
Günümüz güvenlik ortamında savaş ve çatışmaların karakteri de önemli ölçüde değişiyor.
Geleneksel kara, deniz ve hava unsurlarının yanında insansız sistemler, elektronik harp, siber alan, bilgi operasyonları ve hibrit tehditler de güvenlik planlamalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Bu nedenle çok uluslu askerî tatbikatlar, yalnızca klasik askerî birliklerin koordinasyonunu değil, farklı teknoloji ve kabiliyetlerin aynı operasyon planı içerisinde kullanılmasını da test eden faaliyetlere dönüşüyor.
“Birliğin Gücü-2026”nın hibrit tehditlere karşı mücadele ve müşterek operasyonların planlanıp icra edilmesine yönelik hedefleri de bu değişen savaş ortamı içerisinde değerlendiriliyor.
Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan aynı sahada
Tatbikatın üç katılımcısı, Türk dünyasının farklı coğrafi ve stratejik bölgelerinde bulunan önemli ülkeler olarak öne çıkıyor.
Türkiye, NATO üyeliği başta olmak üzere uzun yıllara dayanan askerî tecrübesi ve savunma sanayisindeki kabiliyetleriyle dikkat çekerken, Azerbaycan özellikle Karabağ Savaşı sonrasında elde ettiği savaş tecrübesiyle bölgesel güvenlik denkleminde önemli bir konuma sahip.
Özbekistan ise Orta Asya’nın merkezindeki coğrafi konumu nedeniyle bölgesel güvenlik açısından önemli bir aktör olarak değerlendiriliyor.
Üç ülkenin askerî unsurlarının aynı tatbikatta bir araya gelmesi, bu açıdan yalnızca sahadaki askerî faaliyetler bakımından değil, daha geniş Türk dünyası güvenlik iş birliği perspektifinden de dikkat çekici bir gelişme oluşturuyor.
“Askerî ittifak” değerlendirmesi için henüz erken
Bununla birlikte “Birliğin Gücü-2026” tatbikatını doğrudan yeni bir askerî ittifakın kuruluşu şeklinde değerlendirmek için mevcut gelişmelerin ötesine geçen bir yorum yapmak gerekiyor.
Bir tatbikatın gerçekleştirilmesi tek başına ülkelerin karşılıklı savunma yükümlülüğü altına girdiği anlamına gelmiyor.
Ancak ortak tatbikatların düzenli hale gelmesi, askerî personel arasındaki koordinasyonun geliştirilmesi, ortak operasyon prosedürlerinin denenmesi ve farklı kuvvet unsurlarının birlikte hareket etme kapasitesinin artırılması, uzun vadede ülkeler arasındaki güvenlik iş birliğinin altyapısını güçlendirebilecek unsurlar arasında bulunuyor.
Bu nedenle mevcut tabloyu doğrudan bir askerî ittifak olarak nitelendirmekten ziyade, ortak askerî kabiliyetlerin geliştirilmesine yönelik artan iş birliği çerçevesinde değerlendirmek daha temkinli bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
Türk dünyasında güvenlik boyutu güçleniyor
Türk dünyasındaki ülkeler son yıllarda ekonomik, siyasi, diplomatik ve kültürel alanlarda ilişkilerini geliştirmeye yönelik çeşitli mekanizmalar oluşturuyor.
Bu ilişkilerin güvenlik ve savunma boyutunun da giderek daha fazla gündeme gelmesi dikkat çekiyor.
Çünkü devletler açısından ekonomik kapasite, siyasi irade ve diplomatik etkinliğin yanı sıra güvenlik kapasitesi de stratejik hareket alanının önemli unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.
Bu açıdan bakıldığında Azerbaycan’da gerçekleştirilen tatbikatın önemi yalnızca üç ülkenin askerlerinin aynı sahada bulunmasıyla sınırlı değil.
Tatbikat, Türk dünyasında savunma alanındaki iş birliğinin hangi seviyeye taşınabileceği konusunda da yeni bir tartışma başlatıyor.
Kızılkaya’dan Nahçıvan’a, Hazar’dan Orta Asya’ya uzanan güvenlik hattı
Tatbikatın farklı coğrafi alanlarda gerçekleştirilmesi de dikkat çeken unsurlardan biri.
Hocavend’deki Kızılkaya Eğitim Merkezi, Nahçıvan ve Hazar Denizi’ndeki Büyük Zire bölgesinin tatbikat kapsamında kullanılması, farklı arazi ve operasyon ortamlarında ortak kabiliyetlerin test edilmesine imkân sağlıyor.
Bu durum aynı zamanda Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan arasındaki askerî iş birliğinin yalnızca tek bir coğrafi bölgeye sıkışmadığını gösteren bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Asıl soru: Ortak ordu mu, ortak hareket kabiliyeti mi?
“Birliğin Gücü-2026” sonrasında gündeme gelebilecek en önemli sorulardan biri, Türk dünyasında gelecekte ortak bir askerî yapı oluşturulup oluşturulamayacağı.
Ancak mevcut gelişmeler açısından daha somut soru, ülkelerin ortak hareket edebilme kabiliyetlerini ne ölçüde geliştirebileceği.
Çünkü modern güvenlik ortamında askerî güç yalnızca sahip olunan silah ve personel sayısıyla ölçülmüyor.
Farklı ülkelerin aynı tehdidi benzer şekilde değerlendirebilmesi, ortak operasyon planları geliştirebilmesi, iletişim ve koordinasyon sistemlerini uyumlu hale getirebilmesi ve gerektiğinde birlikte hareket edebilmesi de askerî kapasitenin önemli unsurları arasında yer alıyor.
Tatbikatlar geleceğin güvenlik mimarisine ilişkin ipuçları veriyor
“Birliğin Gücü-2026” bugün itibarıyla Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan’ın katıldığı ortak bir askerî tatbikat.
Ancak tatbikatların yalnızca bugünün askerî ihtiyaçları açısından değil, ülkelerin gelecekteki güvenlik iş birliği açısından da değerlendirilmesi mümkün.
Özellikle hibrit tehditler, insansız sistemler, elektronik harp ve müşterek operasyon kabiliyeti gibi alanların giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde, farklı ülkelerin silahlı kuvvetlerinin birlikte eğitim yapması ve ortak prosedürler geliştirmesi stratejik açıdan yakından izlenen bir konu haline geliyor.
Bu nedenle Hocavend’den Nahçıvan’a ve Hazar Denizi’ne uzanan “Birliğin Gücü-2026” tatbikatı, yalnızca sahadaki askerî faaliyetlerle sınırlı olmayan bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Tatbikatın Türk dünyasındaki savunma iş birliğinin geleceği açısından ne tür sonuçlar doğuracağını ise önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek ortak eğitimler, tatbikatlar ve ülkeler arasında geliştirilecek yeni askerî iş birliği mekanizmaları gösterecek.
