“Bu slogan masum bir tezahürat olarak görülemez”

    21.09.2026
    “Bu slogan masum bir tezahürat olarak görülemez”

    DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten “Top Bursa” tezahüratına tepki: “Bu slogan masum bir tezahürat olarak görülemez”

    DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Diyarbakır’da oynanan Amedspor-Beşiktaş karşılaşmasının ardından tribünlerde Bursaspor’a yönelik olduğu belirtilen “Top Bursa” tezahüratına tepki gösterdi. Öztürk, söz konusu sloganın spor rekabetinin sınırlarını aştığını savunarak, “Şimdi bu TCK 216 Halkı Kin ve Nefrete Teşvik Etme suçu değildir de nedir?” ifadelerini kullandı.

    Diyarbakır’da oynanan Amedspor-Beşiktaş karşılaşmasının ardından tribünlerde yaşandığı belirtilen ve sosyal medyada görüntüleri paylaşılan “Top Bursa” tezahüratı, Bursa’da siyasi ve sportif çevrelerin tepkisini çekmeye devam ediyor.

    20 Eylül 2026 tarihinde Diyarbakır’da oynanan karşılaşmayı Amedspor 3-2 kazanırken, maçın ardından tribünlerde Bursa’ya ve Bursaspor’a yönelik olduğu belirtilen tezahüratlar da gündeme geldi. Bazı sosyal medya paylaşımlarında Amedspor ve Beşiktaş taraftarlarının birlikte “Top Bursa” şeklinde tezahürat yaptığı ileri sürüldü.

    Yaşanan gelişmeye ilişkin açıklama yapan DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, söz konusu tezahürata sert tepki gösterdi.

    “TCK 216 kapsamında değerlendirilmesi gerekmez mi?”

    Öztürk, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, Amedspor ve Çarşı taraftarlarının karşılıklı olarak “Top Bursa” tezahüratı yaptığını belirterek, sloganın hukuki açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

    Öztürk açıklamasında,

    “Amedspor ve Çarşı taraftarı karşılıklı ‘Top Bursa!’ diye tezahürat yaptı. Şimdi bu TCK 216 Halkı Kin ve Nefrete Teşvik Etme suçu değildir de nedir?”

    ifadelerini kullandı.

    Öztürk’ün bu değerlendirmesi, söz konusu tezahüratın yalnızca tribün rekabeti çerçevesinde mi değerlendirilmesi gerektiği, yoksa hukuki açıdan ayrıca incelenmesi gereken bir boyut taşıyıp taşımadığı tartışmasını da gündeme getirdi.

    TCK 216 ne düzenliyor?

    Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” başlığını taşıyor.

    Maddenin birinci fıkrasında, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesiminin diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edilmesi ve bunun sonucunda kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması suç kapsamında düzenleniyor. İkinci fıkra ise halkın bir kesiminin belirli farklılıklara dayanarak alenen aşağılanmasını düzenliyor.

    Dolayısıyla bir tezahüratın TCK 216 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığının belirlenebilmesi için yalnızca kullanılan ifadeye değil, sözlerin bağlamına, hedef aldığı kesime, kamu güvenliği veya kamu barışı bakımından oluşturduğu somut tehlikeye ve olayın bütün koşullarına bakılması gerekiyor.

    Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin aktardığı Yargıtay kararlarında da TCK 216/1 bakımından “açık ve yakın tehlike” unsurunun önemine dikkat çekiliyor.

    Bu nedenle Öztürk’ün açıklamasında yaptığı hukuki nitelendirme, yetkili soruşturma makamları veya mahkemeler tarafından yapılmış kesin bir suç tespiti niteliği taşımıyor.

    “Bursaspor milliyetçi duruşuyla biliniyor”

    DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, açıklamasında Bursaspor’un tribün ve kulüp kimliğine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

    Öztürk, Bursaspor’un “milliyetçi duruşu ve teröre spor camiasında geçit vermeyişi ile bilindiğini” ifade ederek, bu kimlik üzerinden kulübe yönelik sloganların değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

    Bursaspor’un Bursa açısından yalnızca sportif bir yapı olmadığını belirten Öztürk, kulübün şehir kimliği ve taraftar kültürü açısından önemli bir yere sahip olduğunu dile getirdi.

    Öztürk’ün değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de tribün rekabeti ile şehirler veya toplumsal kesimler arasında gerilim oluşturabilecek söylemler arasındaki sınır oldu.

    “Bu slogan hakaret değil de nedir?”

    Öztürk, açıklamasının devamında “Top Bursa” sloganının doğrudan Bursaspor’u hedef aldığını savunarak, bunun hakaret niteliğinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini gündeme getirdi.

    DEVA Partisi Bursa İl Başkanı, “Bu slogan hakaret değil de nedir?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

    Öztürk’ün açıklaması, Bursa kamuoyunda Bursaspor’a yönelik tribün söylemlerinin sportif rekabet sınırları içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmasını da beraberinde getirdi.

    Tartışmanın odağında tribün kültürü var

    Futbol tribünlerinde rakip takımlara yönelik tezahüratlar uzun yıllardır spor kültürünün bir parçası olarak görülüyor. Bununla birlikte, tribünlerde kullanılan ifadelerin hakaret, ayrımcılık, tehdit veya toplumsal gruplar arasında düşmanlığı teşvik edecek bir içeriğe dönüşmesi halinde konu sportif rekabetin ötesinde hukuki ve idari boyut kazanabiliyor.

    Son olayda da tartışmanın temel noktalarından birini “Top Bursa” ifadesinin hangi bağlamda kullanıldığı oluşturuyor.

    Sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerinden farklı yorumlar yapılırken, söz konusu tezahüratın hukuki niteliğine ilişkin kamuya açık kaynaklarda kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı görülüyor.

    “Spor rekabeti başka, şehirleri hedef almak başka”

    Öztürk’ün açıklaması, aynı zamanda Bursaspor ile Amedspor arasındaki geçmişten gelen tribün gerilimlerinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

    İki takımın karşılaşmaları geçmiş yıllarda da tribün olayları, siyasi semboller ve taraftar grupları arasındaki gerilimlerle gündeme gelmişti. Özellikle 2022-2023 sezonundaki Bursaspor-Amedspor karşılaşmaları sırasında yaşanan olaylar kamuoyunda geniş tartışmalara yol açmıştı.

    Bu geçmiş nedeniyle, iki takımın taraftarları arasında kullanılan her türlü slogan ve tribün mesajı daha geniş bir siyasi ve toplumsal tartışmanın parçası haline gelebiliyor.

    Öztürk de son açıklamasında bu hassasiyete dikkat çekerek, tribünlerde kullanılan ifadelerin yalnızca futbol rekabeti olarak değerlendirilmemesi gerektiği görüşünü ortaya koydu.

    Hukuki değerlendirme yetkili makamların

    Öte yandan TCK 216’nın uygulanabilmesi için kanunda belirtilen somut unsurların oluşup oluşmadığının olay özelinde değerlendirilmesi gerekiyor.

    Özellikle 216/1 açısından yalnızca sert veya rahatsız edici bir sloganın bulunması tek başına yeterli olmayıp, kanunda belirtilen şekilde farklı bir kesime karşı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ve bunun sonucunda kamu güvenliği açısından “açık ve yakın bir tehlike” ortaya çıkması şartı bulunuyor.

    Bu nedenle Öztürk’ün “TCK 216” vurgusu, siyasi bir değerlendirme ve hukuki inceleme çağrısı olarak değerlendirilirken, söz konusu tezahüratın suç oluşturup oluşturmadığına ilişkin nihai değerlendirme ancak yetkili adli makamların incelemesiyle ortaya çıkabilecek.

    Bursa’da tepki büyüyor

    Diyarbakır’daki karşılaşmanın ardından ortaya çıkan “Top Bursa” tartışması, Bursa’da siyasi açıklamaların yanı sıra taraftar çevrelerinde de yankı buldu.

    Öztürk’ün açıklamasıyla birlikte tartışmanın yalnızca Bursaspor-Amedspor rekabeti üzerinden değil, tribünlerde kullanılan dil, ifade özgürlüğü, sporun birleştirici niteliği ve gerektiğinde hukuki sorumluluk başlıkları üzerinden de devam etmesi bekleniyor.

    Bursa kamuoyunda ise söz konusu tezahüratla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu veya diğer yetkili kurumların herhangi bir inceleme veya disiplin işlemi yapıp yapmayacağı da takip edilen başlıklar arasında yer alıyor.

    DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ün açıklamasının merkezinde ise şu soru bulunuyor: Tribünlerde yapılan bir tezahürat, hangi noktada sportif rekabet sınırlarını aşarak hakaret, ayrımcılık veya halkı kin ve düşmanlığa tahrik bakımından hukuki bir mesele haline gelir?

    Bu sorunun yanıtı, sloganın tek başına değerlendirilmesinden ziyade kullanılan ifadelerin tamamı, olayın bağlamı, hedef alınan kesim ve ilgili mevzuatta aranan somut şartlar üzerinden belirlenecek.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.