Türkiye’nin Tekrar KÖK’lerine Dönmesi İçin Mücadele Edeceğiz!

    17.08.2026
    Türkiye’nin Tekrar KÖK’lerine Dönmesi İçin Mücadele Edeceğiz!

    KÖK HAREKETİ SAHAYA İNİYOR: “BU BİR YARDIM SANDIĞI DEĞİL, BİR MİLLETİN KÖKÜNDEN YÜKSELEN HAREKETTİR”

    Kendi Öz Kültürümüz Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Hakan Gazioğlu, Ankara merkezli KÖK yapılanmasının yalnızca bir dernek olmadığını belirterek siyasi hedeflerini ilk kez bu kadar açık ifadelerle ortaya koydu: “Önce hareket, sonra dernek, şartlar oluştuğunda siyasi parti. Hedefimizi gizlemiyoruz.”

    ANKARA — Türkiye’de sivil toplum alanında yeni bir yapılanma, siyasi hedefini de açık biçimde ortaya koyarak dikkat çekmeye hazırlanıyor. Ankara merkezli olarak faaliyet gösteren Kendi Öz Kültürümüz Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, kısa adıyla KÖK, kendisini yalnızca yardımlaşma ve dayanışma faaliyetleri yürüten geleneksel bir dernek olarak tanımlamıyor.

    KÖK Genel Başkanı Hakan Gazioğlu, yapılanmanın arkasındaki düşünceyi, kuruluş amacını, kültür ve vatandaşlık anlayışını, ekonomi ve sosyal politika önerilerini, terör ve göç konusundaki yaklaşımlarını, devlet ve siyaset modeline ilişkin görüşlerini ve gelecekte siyasi partiye dönüşme hedefini ayrıntılı biçimde anlattı.

    Gazioğlu’nun açıklamalarında en dikkat çekici nokta ise siyasi parti hedefinin saklanmaması oldu.

    KÖK’ün uzun vadeli hedefi olarak “Kalkınma, Özgürlük ve Kültür Partisi”, kısa adıyla “Kök Parti” ismi ortaya konuluyor.

    Ancak yapılanmanın bugünkü statüsünün dernek ve sivil toplum hareketi olduğu, siyasi partiye dönüşümün ise gelecekteki hukuki ve siyasi şartlara bağlı olduğu özellikle belirtiliyor.

    Gazioğlu’nun ortaya koyduğu anlayış üç kelimeyle özetleniyor:

    Hareket. Dernek. Parti hedefi.

    Ve bütün bu yapılanmanın merkezinde tek bir kavram bulunuyor:

    “KÖK.”


    “BİZ ÇAY-İFTAR-FOTOĞRAF DERNEĞİ DEĞİLİZ”

    KÖK Genel Başkanı Hakan Gazioğlu, yapılanmanın klasik anlamdaki bir yardım derneği olarak değerlendirilmesine itiraz ediyor.

    Yardımlaşma ve dayanışmanın KÖK’ün faaliyetlerinin önemli bir parçası olduğunu belirten Gazioğlu, ancak hareketin bundan çok daha geniş bir toplumsal hedef taşıdığını ifade ediyor.

    Gazioğlu’na göre Türkiye’de ihtiyaç sahiplerine yardım etmek önemli olmakla birlikte, toplumun kültürel hafızasını, vatandaşlık bilincini, hukuk anlayışını, eğitim sistemini, ekonomik yapısını ve gelecek tasavvurunu konuşmadan yalnızca yardım faaliyetleriyle toplumsal sorunları çözmek mümkün değil.

    Bu nedenle KÖK kendisini;

    yardım + kültür + sosyal dayanışma + araştırma + yayın + gençlerin katılımı + şeffaflık + liyakat + hukuk + siyasi düşünce

    ekseninde konumlandırıyor.

    Gazioğlu’nun söylemindeki temel iddia ise oldukça net:

    “Kökü olmayan ağaç, ilk rüzgârda devrilir.”

    KÖK’e göre Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca ekonomik yardım değil; toplumsal hafızanın ve ortak vatandaşlık duygusunun güçlendirilmesi.


    “İDDİAM UNVAN DEĞİL, KÖK”

    Kendisini ve genel başkanlığını da bu çerçevede anlatan Gazioğlu, makamın değil düşüncenin önemli olduğunu savunuyor.

    Gazioğlu, “Bize küçük bir STK, büyük laflar diyenler olacaktır” değerlendirmesini yaparken, siyasi ve toplumsal hareketlerin başlangıçta küçük bir çekirdekten doğabileceğini belirtiyor.

    KÖK’ü bir “çekirdek” olarak gördüğünü ifade eden Gazioğlu, hareketin zaman içerisinde Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılmasını ve toplumsal karşılık oluşturmasını hedeflediklerini söylüyor.

    Bu noktada hareketin kuruluş kadrosuna da dikkat çekiliyor.

    KÖK’ün sekiz kurucu iradenin bir araya gelmesiyle oluşturulduğu belirtilirken geçici yönetim kurulunda farklı şehirlerden isimlerin yer aldığı ifade ediliyor.

    Kurucu kadroda;

    Okan Demir, Fahrettin Sayar, Ahmet Şahin, Salih Can, Salih Demiray ve Hüseyin Cahit Akıncı gibi isimlerin bulunduğu belirtiliyor.

    Gazioğlu, kendisi dahil kurucu kadronun farklı dönemlerde siyasi alanlarda deneyim yaşamış kişilerden oluştuğunu ifade ediyor.

    Bu nedenle KÖK’ün yalnızca sosyal amaçlarla bir araya gelmiş bir arkadaş grubu olmadığını, siyasi ve toplumsal tecrübesi bulunan kişilerin oluşturduğu bir “çekirdek yapılanma” olduğunu savunuyor.


    “KENDİ ÖZ KÜLTÜRÜMÜZ” NEDİR?

    Hareketin isminde yer alan “Kendi Öz Kültürümüz” ifadesi, KÖK’ün düşünsel çerçevesinin en önemli unsurlarından biri.

    Ancak bu kavramın farklı kimliklere karşı dışlayıcı bir anlayışı temsil etmediğini savunan Gazioğlu, tam tersine ortak vatandaşlık anlayışının güçlendirilmesini amaçladıklarını belirtiyor.

    KÖK’ün bu konudaki temel yaklaşımı:

    Tek vatan, tek devlet, eşit vatandaşlık.

    Gazioğlu’na göre Türkiye’de vatandaşlık bağı etnik kimlikler üzerinden ayrı siyasi kategorilere ayrılmamalı.

    Vatandaşların farklı kültürel kimliklere sahip olabileceğini ancak bunun siyasi ve hukuki ayrıcalıklara dönüştürülmemesi gerektiğini savunuyor.

    Bu yaklaşımın eğitim politikalarına da yansıması gerektiğini belirten Gazioğlu, eğitim dilinin Türkçe olması gerektiğini ifade ediyor.


    “KÜRT VATANDAŞIMIZ SORUN DEĞİL, VATANDAŞTIR”

    KÖK’ün siyasi söylemindeki en dikkat çekici başlıklardan biri “Kürt Sorunu” ifadesine yönelik itiraz.

    Gazioğlu, Kürt kimliğini taşıyan vatandaşların bir “sorun” başlığı altında değerlendirilmesini doğru bulmadıklarını belirtiyor.

    Ona göre;

    Kürt vatandaş sorun değildir.

    Sorun olarak gördükleri ise kimliklerin siyasi pazarlık konusu haline getirilmesi ve toplumsal ayrışmanın derinleştirilmesi.

    KÖK, Kürt dilinin ve kültürünün yaşatılmasıyla ülkenin bölünmesi arasında doğrudan bir bağ kurulmasına da karşı olduğunu ifade ediyor.

    Ancak aynı zamanda terör örgütlerinin siyasete nüfuz etmesine kesin şekilde karşı çıkıyor.

    Bu noktada Gazioğlu’nun çizdiği çerçeve iki yönlü:

    Bir tarafta etnik kimlik üzerinden ayrıştırıcı siyaset;

    diğer tarafta vatandaşları kimlikleri nedeniyle dışlayan veya baskılayan anlayış.

    KÖK kendisini bu iki yaklaşımın da karşısında konumlandırıyor.


    “PKK VE BENZERİ YAPILAR SİYASETTEN UZAKLAŞTIRILMALI”

    Gazioğlu, PKK ve benzeri terör yapılanmalarının siyaset üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyor.

    Ancak terörle mücadele ile vatandaşların etnik kimliğinin birbirinden ayrılması gerektiğini de özellikle vurguluyor.

    KÖK’ün yaklaşımına göre Kürt vatandaşların kültürel kimliği ile terör örgütlerinin faaliyetleri aynı başlık altında değerlendirilemez.

    Gazioğlu, siyasi yapının terör örgütlerinden ve “öteki” üreten anlayışlardan arındırılması gerektiğini belirtiyor.


    LOGODAKİ DNA, HİLAL, YILDIZ VE KİLİM MOTİFİ NE ANLATIYOR?

    KÖK’ün amblemi de hareketin düşünsel dünyasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    Logoda;

    DNA sarmalı,

    hilal,

    yıldız,

    kilim motifleri

    ve teknolojik çip gibi unsurlar bulunuyor.

    Gazioğlu’na göre DNA sarmalı yalnızca biyolojik bir sembol değil; köken, süreklilik ve nesiller arasındaki bağı ifade ediyor.

    Kilim motifleri kültürel mirasa, hilal ve yıldız ise aidiyete gönderme yapıyor.

    Teknoloji unsuru ise hareketin yalnızca geçmişe dönük bir kültürel yapılanma olmadığını gösteriyor.

    KÖK’ün mesajı burada da net:

    Geçmişi korurken geleceği de kurmak.


    “KÖK GEÇMİŞE SAPLANMAK DEĞİL, GELECEĞİ KÖKTEN KURMAKTIR”

    Hareketin kültür anlayışının yalnızca tarihsel sembollere dayanmadığı belirtiliyor.

    KÖK aynı zamanda;

    bilim, teknoloji, dijital vatandaşlık, gençlerin katılımı ve araştırma

    gibi alanlara da önem veriyor.

    Gazioğlu’na göre kültürel köklerini bilen bir toplum teknolojik gelişmeden uzaklaşmak zorunda değil.

    Tam tersine, geçmişin kültürel hafızası ile modern dünyanın teknolojik imkanlarının bir arada değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor.


    COVID DÖNEMİNE İLİŞKİN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME

    KÖK’ün programında sağlık politikası da önemli bir yere sahip.

    Gazioğlu, COVID-19 dönemini Türkiye ve dünya açısından önemli bir toplumsal sınav olarak değerlendiriyor.

    Sağlık sisteminin yalnızca ekonomik bir sektör olarak görülmemesi gerektiğini savunan Gazioğlu, gelecekte siyasi parti kurulması halinde sağlık politikalarının milli güvenlik ve beka anlayışı içerisinde ele alınacağını belirtiyor.

    KÖK açısından sağlık, savunma kadar stratejik bir alan olarak görülüyor.


    ŞEFFAFLIK: “MİLLETİN PARASIYLA KAPALI KAPI ARKASINDA İŞ YAPILMAZ”

    KÖK’ün kuruluş felsefesinde şeffaflık özel bir yere sahip.

    Gazioğlu, dernek içerisinde;

    aidat, bağış, harcama, karar ve faaliyetlerin belgelenmesi

    gerektiğini belirtiyor.

    Kamuoyunun ve üyelerin hangi kaynağın nerede kullanıldığını bilmesi gerektiğini savunan Gazioğlu, “kapalı kasa, kapalı karar, kapalı kadro” anlayışını reddediyor.

    Bu yaklaşım ileride siyasi parti kurulması halinde de programın önemli unsurlarından biri olarak gösteriliyor.


    “İYİ NİYET BELGESİZ KALIRSA MENFAATE DÖNÜŞEBİLİR”

    Gazioğlu’na göre yalnızca “biz iyi niyetliyiz” demek yeterli değil.

    İyi niyetin kurumsallaştırılması gerektiğini savunan KÖK, yardım faaliyetlerinin kayıt altına alınmasını, gelir-gider süreçlerinin belgelenmesini ve hesap verilebilir bir sistem oluşturulmasını istiyor.

    Bu anlayışın ileride kurulması planlanan siyasi yapının finansal sistemine de yansıtılması hedefleniyor.


    KÖK NEDEN PARTİ OLMAK İSTİYOR?

    Röportajın en önemli sorularından biri burada ortaya çıkıyor:

    Madem KÖK bir dernek, neden siyasi parti hedefliyor?

    Gazioğlu’nun yanıtı ise siyaset ile toplumsal yaşamın birbirinden tamamen ayrılmasının mümkün olmadığı yönünde.

    Ona göre derneklerin hukuki olarak yapabileceği faaliyetlerin sınırları bulunuyor.

    Bazı sorunların çözümünün ise doğrudan yasama ve kamu politikası gerektirdiğini savunuyor.

    Bu nedenle KÖK, uzun vadede siyasi parti seçeneğini masada tutuyor.

    Fakat Gazioğlu, derneğin mevcut durumda siyasi parti olmadığını ve seçimlerde siyasi parti gibi hareket etmeyeceğini özellikle belirtiyor.


    “PARTİLEŞME HEDEFİMİZİ GİZLEMİYORUZ”

    KÖK’ün siyasi hedefi:

    KALKINMA, ÖZGÜRLÜK VE KÜLTÜR PARTİSİ

    Kısa adı:

    KÖK PARTİ

    Gazioğlu’na göre partinin üç temel sütunu:

    Kalkınma

    Özgürlük

    Kültür

    olacak.

    Ancak parti kurulmasının gelecekte alınacak kararlar ve mevzuat çerçevesinde gerçekleşebileceği belirtiliyor.

    Dolayısıyla Kök Parti bugün itibarıyla mevcut bir siyasi parti değil; KÖK yönetiminin açıkladığı geleceğe yönelik siyasi hedef olarak ifade ediliyor.


    “ÖNCE KÖK, SONRA GÖVDE, SONRA İKTİDAR”

    Gazioğlu’nun siyasi yapılanmaya ilişkin yaklaşımı, klasik “partiyi kur ve seçime gir” modelinden farklı olarak tarif ediliyor.

    Önce düşünsel bir hareket oluşturulması;

    ardından toplumsal ve sivil örgütlenmenin güçlendirilmesi;

    sonrasında siyasi parti aşamasına geçilmesi hedefleniyor.

    Gazioğlu bu modeli;

    kök → gövde → iktidar

    şeklinde özetliyor.

    Ancak iktidara gelinememesi halinde de KÖK hareketinin sona ermeyeceğini belirtiyor.


    KÖK PARTİ İKTİDAR OLURSA TÜRKİYE’YE NE VAAT EDİYOR?

    KÖK’ün gelecekteki siyasi programı için ortaya konulan ana slogan:

    “TEK MİLLET, EŞİT YURTTAŞ, ÜRETEN DEVLET, AÇIK HESAP.”

    Bu çerçevede hareketin gündeme getirdiği başlıklar oldukça geniş.

    Devlet modeli

    • Demokratik hukuk devleti
    • Laiklik
    • Sosyal devlet
    • Eşit vatandaşlık
    • Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık

    Ekonomi

    • Üretim
    • Gıda güvenliği
    • Enerji bağımsızlığı
    • Kamu kaynaklarında şeffaflık
    • Kamu ihale süreçlerinde açık veri

    Sosyal politika

    • Sağlık
    • Eğitim
    • Emeklilik
    • Aile politikaları
    • Sendikal haklar

    Savunma ve dış politika

    • Milli savunma
    • Alternatif ittifaklar
    • Türk dünyasıyla ilişkiler
    • Denizcilik

    Yönetim

    • Açık hesap
    • Dijital vatandaşlık
    • Liyakat
    • Şeffaflık
    • Hukukun üstünlüğü

    gibi başlıklar öne çıkıyor.


    “TÜRKİYE ULUS DEVLETTİR”

    KÖK’ün siyasi kimliğinin temelinde güçlü bir ulus devlet anlayışı bulunuyor.

    Gazioğlu, Türkiye’nin ulus devlet niteliğinin korunması gerektiğini savunuyor.

    Devletin ve eğitim sisteminin temel dilinin Türkçe olması gerektiğini ifade eden Gazioğlu, vatandaşlık bağının ise ortak vatan ve eşit yurttaşlık üzerinden kurulmasını istiyor.

    KÖK’ün yaklaşımında etnik, mezhepsel veya sınıfsal ayrıcalık bulunmaması gerektiği vurgulanıyor.


    MİLLETVEKİLİ MAAŞLARINA RADİKAL DÜZENLEME ÖNERİSİ

    KÖK’ün siyasi programında kamuoyunda tartışma yaratabilecek önerilerden biri milletvekillerinin ekonomik statüsü.

    Gazioğlu, milletvekili maaşlarının asgari ücret seviyesine indirilmesini savunuyor.

    Milletvekillerinin emeklilik haklarının da öğretmen maaşını geçmeyecek biçimde düzenlenmesini öneriyor.

    Bu önerinin arkasındaki düşünce ise milletvekilliğinin bir ayrıcalık alanına dönüşmemesi.

    Gazioğlu’na göre milletvekilliği:

    “Çıkış kapısı değil, vatana ve millete hizmet kapısı.”


    SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANLARINA DA SINIRLAMA

    KÖK’ün önerileri yalnızca milletvekilleriyle sınırlı değil.

    Gazioğlu, siyasi parti genel başkanlarının dokunulmazlık kalkanının kaldırılmasını savunuyor.

    Ayrıca iki dönem üst üste seçim kaybeden genel başkanların adaylık sürecinin yasal olarak sona erdirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

    Bu öneriyle siyasi parti liderlerinin uzun yıllar boyunca aynı makamı korumasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.


    CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ YERİNE YENİ MODEL TARTIŞMASI

    KÖK’ün mevcut yönetim sistemine ilişkin de eleştirileri bulunuyor.

    Gazioğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yerine alternatif demokratik yönetim modellerinin tartışılması gerektiğini savunuyor.

    Buradaki temel gerekçe ise siyasi parti sayısındaki artışın ve siyasi parçalanmanın toplumsal bütünlüğü zayıflatabileceği düşüncesi.

    KÖK, siyasi çoğulculuğun korunmasıyla birlikte yönetimde istikrarın da sağlanması gerektiğini savunuyor.


    İMRALI İÇİN ALIŞILMADIK PROJE: TURİZM ADASI

    KÖK’ün siyasi programında en sıra dışı önerilerden biri İmralı Adası konusunda.

    Gazioğlu, İmralı’nın sonsuza kadar yalnızca bir kişinin adı ve geçmişiyle anılmaması gerektiğini savunuyor.

    Bu nedenle adanın uzun vadede turizm kent projeleri kapsamında değerlendirilmesini öneriyor.

    Bu öneri, KÖK’ün kamuoyunda en fazla tartışma yaratabilecek siyasi başlıklarından biri olarak dikkat çekiyor.


    İDAM CEZASI YENİDEN TARTIŞMAYA AÇILACAK

    KÖK’ün siyasi programında idam cezası da bulunuyor.

    Gazioğlu, Türkiye’de idamın kaldırılmasına ilişkin geçmiş siyasi ve hukuki sürecin yeniden tartışılması gerektiğini savunuyor.

    Bu konunun siyasi parti programına taşınması halinde, Türkiye’nin hukuk sistemi ve uluslararası yükümlülükleri açısından kapsamlı bir tartışma yaratması beklenebilir.


    SAĞLIK VE EĞİTİMDE DEVLETİN AĞIRLIĞI ARTACAK

    KÖK, sağlık ve eğitim alanlarında devletin daha güçlü bir rol üstlenmesi gerektiğini savunuyor.

    Gazioğlu, bazı özel sektör yapılanmalarının devletleştirilmesini gündeme getiriyor.

    Bu önerinin gerekçesi olarak;

    tekelleşme, yolsuzluk, fırsat eşitsizliği ve sosyal adalet

    sorunları gösteriliyor.

    KÖK’ün anlayışında eğitim ve sağlık, doğrudan toplumsal refahla bağlantılı temel kamu hizmetleri.


    “SENDİKALAŞMA ÖZGÜR VE KOLAY OLACAK”

    Çalışma hayatında da yeni bir yaklaşım öneren KÖK, sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasını savunuyor.

    Ancak herhangi bir sendika tekeline de karşı çıkıyor.

    İşçinin özgür biçimde sendika seçebilmesi, sosyal adaletin güçlendirilmesi ve çalışanların haklarının korunması gerektiği ifade ediliyor.


    SGK VE EMEKLİLİK SİSTEMİ

    KÖK’ün sosyal devlet anlayışında SGK’nın şeffaflaştırılması önemli bir başlık.

    Gazioğlu, emeklilerin ekonomik koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

    Asgari emeklilik gelirinin açlık sınırının üzerine çıkarılması gerektiğini savunuyor.


    “DOĞURGANLIK KAMU POLİTİKASIDIR”

    KÖK’ün aile ve nüfus politikasında da devletin daha aktif olması gerektiği belirtiliyor.

    Gazioğlu, doğurganlık oranlarının ülkenin geleceği açısından stratejik bir konu olduğunu savunuyor.

    Aile politikalarının siyasi slogan olmaktan çıkarılarak uzun vadeli devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini ifade ediyor.


    DENİZCİLİK MİLLİ STRATEJİNİN PARÇASI OLACAK

    Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin denizcilik alanında dünya ölçeğinde daha güçlü olması gerektiğini savunan KÖK, denizciliği milli hedef olarak görüyor.

    Deniz taşımacılığı, savunma, ticaret, enerji ve ekonomik bağımsızlık gibi alanların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.


    DIŞ POLİTİKA: “TÜRKİYE TEK BİR GÜVENCEYE BAĞLANMAMALI”

    KÖK’ün dış politika anlayışında bağımsızlık vurgusu öne çıkıyor.

    Gazioğlu, Türkiye’nin yalnızca mevcut uluslararası ittifaklara güvenerek geleceğini planlamaması gerektiğini düşünüyor.

    NATO’nun 5. maddesinin önemini kabul etmekle birlikte Türkiye’nin kendi savunma kapasitesini daha fazla güçlendirmesi gerektiğini savunuyor.

    Bu nedenle;

    milli savunma + alternatif ittifaklar + güçlü diplomasi

    üçlüsünü öne çıkarıyor.


    “400 MİLYONLUK TÜRK DÜNYASI”

    KÖK’ün kültürel ve dış politika yaklaşımında Türk dünyası da önemli bir yer tutuyor.

    Gazioğlu, lehçe ve coğrafya farklılıklarına rağmen geniş bir Türk dünyasından söz ediyor.

    Yaklaşık 400 milyonluk bir Türk nüfusundan bahseden Gazioğlu, bu toplulukların kültürel ve sosyal haklarını destekleyecek uluslararası kurumsal yapıların güçlendirilmesini savunuyor.


    GÖÇMEN POLİTİKASI: “EŞİTLİK İKİ YÖNLÜDÜR”

    Türkiye’deki göçmen meselesine ilişkin KÖK’ün yaklaşımında “imtiyazsız vatandaşlık” anlayışı bulunuyor.

    Gazioğlu, Türkiye’de yaşayan Suriyeli Arap nüfusun insan hakları ve hukuk çerçevesinde değer görmesi gerektiğini belirtirken, herhangi bir özel imtiyaz yaratılmasına karşı çıkıyor.

    Kendi ülkelerine dönmek isteyenlerin dönüşlerinin desteklenmesi gerektiğini savunurken, Türkiye’de aile kurmuş ve topluma entegre olmuş kişilerin de toplumsal yaşamlarının cezalandırılmaması gerektiğini ifade ediyor.

    Ancak temel prensip yine aynı:

    Ayrıcalık yok, eşitlik var.


    “MİLLETİN KİMLİĞİ ÜZERİNDEN OY PAZARLAMASI YAPILMAYACAK”

    Gazioğlu, KÖK’ün diğer siyasi yapılardan ayrıldığı noktanın kimlik temelli ayrıcalık vaat etmemesi olduğunu savunuyor.

    Etnik, mezhepsel veya sınıfsal gruplara özel siyasi paketler sunulmasına karşı çıkan Gazioğlu, vatandaşın yalnızca oy deposu olarak görülmemesi gerektiğini ifade ediyor.

    KÖK’ün yaklaşımına göre oy:

    kimliğin değil, vatandaşın hakkı.


    “BİZ YENİ BİR SİYASİ PAZARLIK MASASI KURMAYACAĞIZ”

    KÖK’ün söyleminde siyasi pazarlık anlayışına yönelik sert eleştiriler de bulunuyor.

    Gazioğlu’na göre Türkiye’de bazı siyasi yapıların farklı gruplara ayrıcalık sunması toplumsal bütünlüğü zayıflatıyor.

    KÖK ise tüm vatandaşların aynı hukuk sistemi içerisinde eşit olması gerektiğini savunuyor.


    DERNEK PARTİ OLURSA YARDIM FAALİYETLERİ NE OLACAK?

    Bu soruya verilen yanıt da önemli.

    Gazioğlu, siyasi parti kurulmasının dernek faaliyetlerinin mutlaka sona ermesi anlamına gelmediğini ifade ediyor.

    Hukuki çerçevede derneğin faaliyetlerinin sürdürülmesinin veya ilgili mal varlığı ve tüzel kişilik işlemlerinin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesinin mümkün olması gerektiğini belirtiyor.

    Burada önemli olan nokta ise dernek ile siyasi partinin hukuken birbirinden ayrılması.

    Gazioğlu, iki yapının aynı amaç doğrultusunda düşünsel bağ taşıyabileceğini ancak faaliyet alanlarının hukuk tarafından belirleneceğini vurguluyor.


    “PARTİ OLAMAZSAK DA KÖK DURMAYACAK”

    KÖK’ün siyasi parti kuramaması veya kurduktan sonra iktidara gelememesi ihtimali de yapılanmanın açıklamalarında yer alıyor.

    Gazioğlu’na göre hareketin geleceği yalnızca sandık sonucuna bağlı değil.

    Parti kurulamazsa sivil toplum hareketi olarak devam edeceklerini;

    parti kurulup iktidara gelinemezse yine çalışmalarını sürdüreceklerini belirtiyor.

    Böylece KÖK kendisini yalnızca bir seçim projesi olarak değil, uzun vadeli toplumsal hareket olarak tanımlıyor.


    “DOKUZ GAZETEDE YER ALMAK BİZİM İÇİN ÖNEMLİ”

    Gazioğlu, KÖK’ün kuruluşunun farklı yayın organlarında yer almasını da hareketin kamuoyuna açılması açısından önemli görüyor.

    Amacın yalnızca belirli bir çevrede faaliyet göstermek olmadığını belirten Gazioğlu, Türkiye’nin farklı bölgelerinde tanınmak istediklerini ifade ediyor.

    Bu kapsamda medyanın KÖK’ün hedeflerini topluma aktarmasında önemli bir rol üstlendiği düşünülüyor.


    KÖK’ÜN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK SINAV: SÖYLEMİ ÖRGÜTLENMEYE DÖNÜŞTÜRMEK

    KÖK Hareketi’nin ortaya koyduğu hedefler oldukça geniş.

    Ancak geniş bir siyasi programın kamuoyunda karşılık bulması için yalnızca söylem yeterli olmayacak.

    Önümüzdeki süreçte hareket açısından;

    teşkilatlanma,

    yerel yapılanma,

    kadrolaşma,

    hukuki süreçler,

    finansal şeffaflık,

    gençlik yapılanması,

    kadın yapılanması,

    politika üretim merkezleri,

    somut projeler

    ve en önemlisi seçmen desteği

    belirleyici olacak.

    KÖK’ün “kök salma” iddiasının gerçek bir siyasi ve toplumsal güce dönüşüp dönüşmeyeceğini de bu süreç gösterecek.


    KÖK’ÜN SİYASİ FELSEFESİ 10 BAŞLIKTA

    KÖK’ün açıklamalarından ortaya çıkan siyasi ve toplumsal çerçeve özetle şöyle:

    1. Eşit vatandaşlık

    Etnik, mezhepsel ve sınıfsal ayrıcalıkların karşısında durmak.

    2. Milli kimlik

    Türkiye’nin ulus devlet yapısını korumak.

    3. Kültür

    Türk kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılması.

    4. Hukuk

    Hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik.

    5. Şeffaflık

    Kamu kaynaklarının ve siyasi finansmanın izlenebilir olması.

    6. Liyakat

    Devlet kadrolarında siyasi veya kişisel yakınlık yerine liyakatin esas alınması.

    7. Sosyal devlet

    Sağlık, eğitim ve emeklilik sistemlerinin güçlendirilmesi.

    8. Üretim

    Enerji, gıda, bilim ve sanayide bağımsızlık.

    9. Güvenlik

    Milli savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve terör örgütleriyle mücadele.

    10. Siyasi dönüşüm

    Sivil toplum hareketinden siyasi partiye geçiş hedefi.


    “KÖKÜ OLAN KORKMAZ”

    Hakan Gazioğlu’nun röportaj boyunca verdiği mesajların merkezinde “kök” kavramı bulunuyor.

    KÖK’e göre toplumun geleceğe güvenle bakabilmesi için geçmişiyle bağının güçlü olması gerekiyor.

    Ancak bu geçmişe dönmek anlamına gelmiyor.

    Tam tersine hareketin iddiası;

    kültürel kökten güç alarak modern, üretken, teknolojik ve demokratik bir gelecek oluşturmak.

    Gazioğlu’nun son mesajı ise hareketin siyasi hedefini açıkça ortaya koyuyor:

    “Bu hareket ne bir STK daha ne de gizlenen bir parti reklamıdır. Açıktan konuşuyoruz.”

    KÖK’ün yol haritası da bu anlayış üzerine kuruluyor:

    “HAREKETLE İLK ADIMI ATMAK, DERNEKLE KÖK SALMAK, KÖK PARTİYLE İKTİDAR İRADESİNİ MİLLETE TAŞIMAK.”

    Ancak bu hedefin siyasi gerçekliğe dönüşebilmesi için önünde hukuki, örgütsel ve toplumsal açıdan uzun bir süreç bulunuyor.

    Bugün itibarıyla KÖK, kendi açıklamasıyla sivil toplum hareketi ve dernek konumunda.

    Kök Parti ise henüz gerçekleşmiş bir siyasi parti değil; hareketin geleceğe ilişkin siyasi hedefi.

    Önümüzdeki dönemde asıl merak edilen ise şu olacak:

    KÖK, Ankara’dan başlayan bu yapılanmayı Türkiye’nin tamamına taşıyabilecek mi?

    Kültür ve dayanışma söylemini somut projelere dönüştürebilecek mi?

    Dernek yapılanmasını güçlü bir sivil toplum ağına çevirebilecek mi?

    Ve en önemlisi:

    “Kalkınma, Özgürlük ve Kültür” sloganını gerçek bir siyasi programa ve geniş bir seçmen tabanına dönüştürebilecek mi?

    Bunun yanıtını zaman, teşkilatlanma ve kamuoyunun vereceği karşılık belirleyecek.

    Şimdilik KÖK’ün mesajı oldukça açık:

    “KÖKÜ OLMAYAN HER RÜZGÂRDA TARAF DEĞİŞTİRİR. BİZ KÖK SALMAYA GELDİK.”

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.