TSRS 2’de Yapılan Değişiklikler Meslek Dünyasının Geleceğini Şekillendirecek

    31.07.2026
    TSRS 2’de Yapılan Değişiklikler Meslek Dünyasının Geleceğini Şekillendirecek

    MALİ MÜŞAVİR VE BAĞIMSIZ DENETÇİ SELMA ÇALIŞIR’DAN TSRS 2 DEĞERLENDİRMESİ

    Selma Çalışır


    Mali Müşavir | Bağımsız Denetçi
    Bankacılık ve Finans Yüksek Lisansı

    BURSA – Küresel ekonomide sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm hız kazanırken, işletmeler için yalnızca finansal performansın değil çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin de stratejik önem taşıdığı yeni bir dönem yaşanıyor. Bu dönüşümün Türkiye’deki en önemli yapı taşlarından biri olan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standardı (TSRS) 2’de yapılan son değişiklikler, iş dünyası kadar muhasebe ve bağımsız denetim sektöründe de yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

    Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi Selma Çalışır, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yayımlanan düzenlemelerin yalnızca teknik bir revizyon olmadığını, aynı zamanda sürdürülebilirlik denetiminde uluslararası standartlarla uyumun güçlendirilmesi adına önemli bir reform niteliği taşıdığını söyledi.

    Bankacılık ve Finans alanındaki yüksek lisans eğitimi ile finansal raporlama ve bağımsız denetim konularında çalışmalarını sürdüren Selma Çalışır, sürdürülebilirlik raporlamasının artık şirketler açısından gönüllü bir uygulama olmaktan çıktığını ve kurumsal yönetimin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline geldiğini belirtti.

    SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ARTIK KURUMSAL YÖNETİMİN AYRILMAZ PARÇASI

    Selma Çalışır, küresel piyasalarda yaşanan değişimin şirketlerin faaliyet alanlarını da doğrudan etkilediğini ifade ederek, yatırımcıların artık yalnızca bilanço rakamlarına odaklanmadığını söyledi.

    Çalışır, “Bugün ulusal ve uluslararası yatırımcılar bir şirketi değerlendirirken sadece finansal tablolarına değil; karbon emisyonlarına, çevresel etkilerine, enerji verimliliğine, iklim risklerine karşı hazırlık düzeyine ve sürdürülebilirlik stratejilerine de bakıyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik artık işletmeler açısından tercih değil, kurumsal güvenilirliğin temel göstergelerinden biridir.” dedi.

    TSRS 2’DEKİ DEĞİŞİKLİKLER UYGULAMAYI DAHA NET HALE GETİRİYOR

    KGK tarafından yayımlanan değişikliklerin özellikle sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve raporlanmasına ilişkin uygulamalara açıklık getirdiğini ifade eden Selma Çalışır, yeni düzenlemelerin şirketler açısından önemli kolaylıklar sağladığını belirtti.

    Çalışır’a göre yapılan düzenlemelerin temel amacı, sürdürülebilirlik raporlarının uluslararası yatırımcılar tarafından daha güvenilir ve karşılaştırılabilir hâle gelmesini sağlamak.

    GHG PROTOCOL REFERANS ALINACAK

    Yeni düzenlemeler kapsamında sera gazı emisyonlarının hesaplanmasında uluslararası alanda yaygın olarak kullanılan GHG Protocol (Greenhouse Gas Protocol) esaslarının referans alınacağını belirten Selma Çalışır, bunun Türk şirketlerinin uluslararası finans piyasalarındaki güvenilirliğini artıracağını ifade etti.

    “Ortak metodolojilerin kullanılması hem yatırımcı güvenini artıracak hem de farklı ülkelerde faaliyet gösteren şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarının karşılaştırılmasını kolaylaştıracaktır.” diye konuştu.

    KAPSAM 3 EMİSYONLARINDA YENİ DÜZENLEME

    Sürdürülebilirlik raporlamasında en karmaşık alanlardan biri olarak değerlendirilen Kapsam 3 emisyonlarına ilişkin uygulama kolaylıklarının da önemli yeniliklerden biri olduğunu belirten Çalışır, bu düzenlemenin özellikle geniş tedarik zincirine sahip işletmeler açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

    “Kapsam 3 emisyonlarının hesaplanması birçok işletme açısından ciddi veri toplama süreçleri gerektiriyor. Yapılan değişiklikler uygulamada yaşanan güçlükleri azaltırken raporlama kalitesini korumayı hedefliyor.” ifadelerini kullandı.

    ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK DAHA DA GÜÇLENİYOR

    Selma Çalışır, TSRS 2’de yapılan değişikliklerin yalnızca teknik kolaylıklar getirmediğini, aynı zamanda şirketlerin şeffaflık yükümlülüklerini de artırdığını belirtti.

    Yeni düzenlemeye göre istisna veya kolaylaştırıcı hükümlerden yararlanan işletmelerin, bunun gerekçelerini ve raporlara olan etkilerini ayrıntılı biçimde açıklamak zorunda olduklarını ifade eden Çalışır, bunun yatırımcı güveni açısından önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

    BAĞIMSIZ DENETİMİN KAPSAMI GENİŞLİYOR

    Sürdürülebilirlik raporlamasının gelişmesiyle birlikte bağımsız denetim anlayışının da değiştiğini belirten Selma Çalışır, artık yalnızca finansal tabloların denetlenmesinin yeterli olmadığını ifade etti.

    Çalışır, “Günümüzde denetçiler; karbon emisyon verilerinin doğruluğunu, veri toplama yöntemlerini, iç kontrol mekanizmalarını ve sürdürülebilirlik raporlarının güvenilirliğini de değerlendirmek durumundadır. Bu durum mesleğimiz açısından yeni uzmanlık alanlarının doğmasına neden olmaktadır.” dedi.

    MALİ MÜŞAVİRLERİN ROLÜ STRATEJİK HALE GELİYOR

    Mali müşavirlik mesleğinin de önemli bir dönüşüm yaşadığına dikkat çeken Selma Çalışır, gelecekte meslek mensuplarının yalnızca muhasebe kayıtlarını tutan kişiler olmayacağını söyledi.

    “Mali müşavirler artık işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerine yön veren, ESG risklerini analiz eden, karbon muhasebesi süreçlerine katkı sunan ve yönetime stratejik danışmanlık yapan profesyoneller hâline geliyor.” ifadelerini kullandı.

    VERİ KALİTESİ VE İÇ KONTROL SİSTEMLERİ ÖN PLANDA

    Selma Çalışır, sürdürülebilirlik raporlamasında en önemli unsurun güvenilir veri üretimi olduğunu belirterek işletmelerin güçlü iç kontrol mekanizmaları kurmasının zorunlu hâle geldiğini söyledi.

    Yanlış veya eksik raporlanan çevresel verilerin yatırımcı güvenini zedeleyebileceğini ifade eden Çalışır, dijital veri yönetimi ve iç denetim sistemlerinin sürdürülebilirlik raporlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.

    KÜRESEL REKABETTE YENİ KRİTER SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

    Uluslararası finans kuruluşlarının kredi değerlendirmelerinde ESG kriterlerini giderek daha fazla dikkate aldığını belirten Çalışır, sürdürülebilirlik raporlamasının şirketlerin finansmana erişiminde de belirleyici hâle geldiğini söyledi.

    Çalışır, çevresel ve sosyal performansını doğru raporlayan işletmelerin uluslararası pazarlarda daha güçlü konuma geleceğini ifade etti.

    “GELECEĞİN DENETİMİ BUGÜNDEN ŞEKİLLENİYOR”

    Değerlendirmesinin sonunda meslek mensuplarına da çağrıda bulunan Selma Çalışır, sürekli mesleki gelişimin önemine dikkat çekti.

    “Finansal raporlama ile sürdürülebilirlik raporlaması artık birbirinden ayrı düşünülemez. Bu nedenle mali müşavirlerin ve bağımsız denetçilerin uluslararası standartları yakından takip etmesi, sürdürülebilirlik alanında bilgi ve yetkinliklerini sürekli geliştirmesi büyük önem taşıyor. Bilgisini güncelleyen meslek mensupları yalnızca işletmelere değil, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine de önemli katkılar sağlayacaktır.” dedi.

    EKONOMİDE YENİ DÖNEMİN ANAHTARI

    Uzmanlara göre TSRS 2’de yapılan son düzenlemeler, Türkiye’nin uluslararası sürdürülebilirlik standartlarıyla uyumunu güçlendirirken, bağımsız denetim ve mali müşavirlik mesleğinin de dönüşümünü hızlandıracak. Önümüzdeki süreçte şirketlerin yalnızca mali performanslarıyla değil, çevresel etkileri ve sürdürülebilirlik politikalarıyla da değerlendirileceği yeni bir dönemin daha belirgin şekilde hissedilmesi bekleniyor.

    Sürdürülebilirlik raporlaması ve denetimi alanındaki bu dönüşüm, finans dünyasının geleceğini şekillendirirken, meslek mensuplarının uzmanlık alanlarını genişletmelerini ve değişen uluslararası standartlara uyum sağlamalarını da zorunlu kılıyor.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.