Kıbrıs: Bir Milletin “Ayşe Tatile Çıksın”

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde;
Kıbrıs Barış. Harekâtı, Türkiye’nin yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. 1960’ta kurulan ortak Kıbrıs Cumhuriyeti, Rum tarafının ENOSİS hedefi ve Türk toplumuna yönelik saldırılar nedeniyle kısa sürede çatışma ortamına sürüklendi. Kıbrıs Türklerinin ilk organize direniş gücü Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) oldu.
15 Temmuz 1974’te Yunan cuntasının Kıbrıs’ta darbe yaparak adayı Yunanistan’a bağlama girişimi, Türkiye için kırmızı çizginin aşılması anlamına geliyordu. O dönemde Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan liderliğindeki koalisyon hükümeti, diplomatik girişimlerden sonuç alınamayınca Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanma kararı aldı.
20 Temmuz 1974 sabahı başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Girne’ye çıkarma yapması ve paraşüt birliklerinin adaya inmesiyle tarihe geçti. Cenevre görüşmeleri sonuçsuz kalınca ikinci harekâtın şifresi olan
“Ayşe tatile çıksın”
mesajı verildi ve operasyon genişletildi.
Kıbrıs’ın önemi yalnızca adadaki Türk toplumunun güvenliği değildir. Ada, Türkiye’nin Akdeniz’e açılan stratejik kapısıdır. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve Mavi Vatan anlayışı açısından Kıbrıs, Türkiye’nin güvenlik ve jeopolitik derinliğinin merkezinde yer alır.
Ecevit’in “barış için müdahale” yaklaşımı ile Erbakan’ın “milli bağımsızlık” vurgusu, farklı siyasi çizgilerin devlet çıkarında birleşebildiğini gösterdi. Kıbrıs Barış Harekâtı bu nedenle sadece bir askeri operasyon değil; Türkiye’nin Akdeniz’deki varlığını, egemenlik haklarını ve stratejik iradesini dünyaya ilan ettiği tarihî bir adımdır.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığına, enerji haklarına, deniz yetki alanlarına ve Mavi Vatan iddiasına da mühür vurdu.
Kıbrıs, Anadolu’nun denize açılan kapısıdır.
Kıbrıs, Akdeniz’deki stratejik derinliğimizdir.
Kıbrıs, geçmişin hatırası değil, geleceğin güvenliğidir.
Bu yüzden tarih, Ecevit ile Erbakan’ın adını sadece bir harekâtın liderleri olarak değil; Türkiye’nin Akdeniz’deki kader anında sorumluluk alan devlet adamları olarak yazmıştır.
Ve o gün verilen mesaj hâlâ yankılanmaktadır:
“Kıbrıs Türk’tür, Akdeniz Türkiye’nin stratejik ufkudur; vatanın güvenliği denizlerde başlar.”
