ÖLMEDEN ÖNCE BÖYLE BİR YAZIYA MUHATAP OLMAK BİR ÖMRE BEDELDİR.

    08.06.2026
    ÖLMEDEN ÖNCE BÖYLE BİR YAZIYA MUHATAP OLMAK BİR ÖMRE BEDELDİR.

    Geçmiş dönem PM üyesi Güler Buğday makalesinde;

    Tabiki böyle bir yazıyı yazmak her babayiğidin yapabileceği bir iş değildir.
    Günümüzde kin, öfke, nefret, kısaknçlık ve ön kesmeyela var olmaya çalışanların olduğu ortamda yazanın kalitesi, temiz yüreği, bilgisi, birikimi ve güçlü kalemini benim yani 79 yıllık ömrünün en az 65 yılını sol ideolojiye inanarak yaşamış bir insana veriebilecek em kıymetli hediyedir.
    Bu güzel yazı ve tanımlamaları inşallah hak ediyorumdur.
    tek bir şeyi ilave etmek istiyorum.
    Yazılarımı kendi düşüncelerimden, dünya görüşümden ve asla para pul, imtiyaz veya kişisel övgü ve beklentiler için yazamam.
    Kimsenin isteği ilede dostum dediklerimi hata yapsalar bile satmam.
    Çünkü 15 yıl sadece övgü takdir değil adetta tapınarak sevip yakın olup hatta onunla sarılarak resimler paylaşanlar yaptığı hatayı linç kampanyasına çevirenler benden de aynı şeyi istiyorlar.
    Ben kimseden korkmam ama bir ömrü mücadele içinde geçmiş. Birçoğuna tanık hatta yoldaşlıl yaptığım ve “EVLAT” dediğim, CAN, YOLDAŞ” dediğim hiç kimsenin gyotini olmam.
    çok üzülürüm ve hatadan dönmesi için elimden geleni yaparım.
    daha fazla uzatmadan bana bu övgüleri yapan, takdirlerini sunan usta kalem ve vicdanı temiz, karekteri sağlam sevgili İsmail Tekin’e sonnsuz teşekkürlerimi sunarım.
    İsmail Tekin makalesinde;
    Haddim olmayarak Güler Buğday hakkında bir iki kelam etmek, daha doğrusu yazmak istedim.
    Onun her zaman;
    ön kesmeyen,
    aksine ön açan,
    yol gösteren ve
    hakkı teslim eden kişiliğine duyduğum saygının bir ifadesi olarak ondan bahsetmek istedim.
    Tabii ki ihtisasım olmadığı için Güler Buğday ile ilgili klinik bir kişilik analizi veya psikolojik teşhis yapacak değilim.
    Yalnızca uzun süreli tanışıklığımız sonucu oluşmuş dostluğumuz, aramızdaki abla-kardeş hukuku, birlikte yaşadığımız anılar, takip ettiğim yazıları ve gerek genel duruşu gerekse yazılarındaki üslup üzerinden yapabileceğimin ancak edebî, sosyolojik ve karakter eğilimlerine dair bir değerlendirme olacağını belirtmek isterim.
    Güler Buğday’ın genel karakteri ve yazı profili şöyledir:
    1. Mücadeleci ve inatçı bir kişiliktir.
    Yazılarının hemen hepsinde ortak bir tema vardır: “Yanlış gördüğü şeye karşı susmamak.”
    Uzlaşmacı olmaktan ziyade mücadele etmeyi tercih eden, geri adım atmayan bir karakter izlenimi bırakır.
    2. Güçlü bir adalet duygusuna sahiptir.
    Neredeyse her yazısında;
    hukuk,
    emek,
    yoksulluk,
    eşit yurttaşlık,
    demokrasi,
    laiklik
    kavramlarını tekrar eder.
    Bu da onun zihninde siyasetin kişisel değil, ahlaki bir mücadele olduğu izlenimini verir.
    3. Hemen hemen her zaman duygularıyla yazar.
    Analitik olmaktan çok vicdani reflekslerle hareket eder.
    Bu nedenle yazılarında öfke, kırgınlık, hayal kırıklığı, umut ve sevgi aynı metin içinde iç içe geçebilir.
    4. Sadakate önem verir.
    En dikkat çeken özelliklerinden biri budur.
    “Kahraman yaptıklarımız”, “ihanet”, “vefa”, “dost”, “yoldaş”, “canlar” gibi kavramları çok sık kullanır.
    Bu da kişilerden çok bağlılık ve sadakat duygusuna değer verdiğini düşündürür.
    5. Anne figürü ve duygusu baskındır.
    Özellikle;
    “Ben doğurmasam da yüreğimde büyüttüğüm…”
    ifadesi ve benzeri cümleleri koruyucu ve sahiplenici bir ruh hâlini yansıtır.
    Yaklaşımlarında topluma karşı annelik hissi taşıyan bir siyasal duyarlılık sezilir.
    6. İdeolojik aidiyeti güçlüdür.
    Yazılarında sol, sosyal demokrasi, emek, laiklik, Cumhuriyet ve Atatürk vurgusu çok belirgindir.
    Bu çizgiyi yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir duruş olarak görür.
    7. Popülizme mesafelidir.
    Sık sık;
    “sahte kahramanlar”,
    “çıkarcılar”,
    “koltuk sevdalıları”
    ifadelerini kullanması, kısa vadeli popüler figürlerden hoşlanmadığını düşündürür.
    8. Dili sertleşebilir.
    Haklı olduğunu düşündüğü konularda üslubu oldukça keskinleşir.
    Bu durum bazen mesajın önüne geçse bile, satırlarında yoğun bir samimiyet hissi bırakır.
    9. Hafızası çok güçlüdür.
    Yazılarında yıllar önce yaşanan olaylara, isimlere ve tercihlere sık sık döner.
    Geçmişi unutmayan ve bugünü geçmiş üzerinden okuyan bir karakter yapısına sahiptir.
    10. Kişisel çıkar yerine ilke vurgusu yapar.
    Metinlerinin çoğunda makam, mevki ve kişisel beklentilere yönelik eleştiriler vardır.
    Kendisini ise daha çok bedel ödeyen ve ideolojisine bağlı kalan biri olarak konumlandırır.
    Sonuç olarak;
    Güler Buğday’ın bana yansıyan karakteristik özelliklerini şöyle özetleyebilirim:
    Güler Buğday;
    yüksek vicdan duygusuna sahip,
    mücadeleci,
    duygusal ama cesur,
    sadakate önem veren,
    ideolojik bağlılığı güçlü,
    haksızlık karşısında sertleşebilen,
    toplumsal sorumluluk hissi yüksek bir kişilik izlenimi verir.
    Bununla birlikte yazılarındaki sert üslup ve yüksek duygusal yoğunluk, zaman zaman mesajının daha geniş kesimler tarafından benimsenmesini zorlaştırsa da Güler Buğday duruşundan taviz vermez.
    Daha sakin ve olgu temelli bir anlatımla aynı düşüncelerinin çok daha geniş bir etki alanı bulabileceğini bilse de kendi üslubunu değiştirmeyi tercih etmez.
    Son olarak şunu da ekleyebilirim:
    Güler Buğday, siyaseti bir kariyer alanı değil; vicdan ve mücadele meselesi olarak gören, kırgınlıklarını bile toplum yararına bir çağrıya dönüştürmeye çalışan bir kuşağın temsilcisi görüntüsü verir. Bu da yazılarının en belirgin karakteristik özelliği olarak öne çıkar.
    Onun ustalığını, bilgeliğini ve tecrübelerini satırlara sığdırmak elbette mümkün değildir.
    Yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen gecesini gündüzüne katarak okuyup yazması, imbikten geçirdiği bilgileri bizlere adeta bir reçete titizliğiyle sunması nedeniyle saygıyı hak ettiğine inanıyorum.
    Emekleri ve mücadelesi için teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
    İyi ki varsın Güler Buğday…
    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.