Kurtlar Vadisi: CHP

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hasan Kaya makalesinde;
Kurtlar Vadisi, Türk televizyonculuğunda dizi olarak önemli bir yere ve büyük bir izleyici kitlesine sahip dizilerimizdendi.
Yayınlandığı dönemde yalnızca bir televizyon dizisi olmanın ötesine geçmiş; karakterleriyle, diyaloglarıyla ve işlediği siyasi-toplumsal meselelerle geniş kitlelerin gündemini belirleyen bir yapım hâline gelmişti…
Öyle ki dizide geçen bazı sahneler ve karakterler, yıllar sonra bile hafızalardaki yerini korumayı başardı…
Kurtlar Vadisi Pusu, Kurtlar Vadisi Irak, Kurtlar Vadisi Filistin ve Kurtlar Vadisi Suriye gibi birçok yapım çekildi ve bunlar da Türk halkından büyük ilgi gördü…
Dizinin etkisi, ekran sınırlarını aşarak gündelik hayatın ve siyasi tartışmaların da bir parçası hâline geldi…
Bugün Halk TV’de dahi CHP’de yaşanan gelişmeler izah edilmeye çalışılırken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni PM üyelerinden Bülent Kuşoğlu’nun Mehmet Ağar’a yakınlığına ve siyasi geçmişine vurgu yapılan bazı değerlendirmelerde; “devlet aklı”, “güç odakları” ve “farklı hesaplar” gibi ifadelerin öne çıkarılması dikkat çekiyor.
Bu değerlendirmeler ile dizi arasında benzetmeler kurulunca, insanın aklına ister istemez Kurtlar Vadisi’ndeki karmaşık ilişkiler ağı geliyordu.
Hâl böyle olunca, “Acaba önümüzdeki günlerde Kurtlar Vadisi: CHP bölümü de çekilir ve Halk TV ile Sözcü TV’de dizi niyetine yayınlanır mı?” sorusu da insanın zihnini kurcalamadan edemiyor…
Bu soruya, “Olur mu kardeşim? Yıllardır bu kesim Kurtlar Vadisi’ni şiddet içerikli sahneler nedeniyle tenkit etti. Hem onlar diziden ziyade tiyatro severler.” diye itiraz edeceklerdir.
Ama “at izi ile it izi birbirine karışmış” vaziyette; yarının ne getireceği hiç belli olmaz diyelim…
Çünkü son günlerde yapılan açıklamalar ve karşılıklı değerlendirmeler, kamuoyunda yaşanan sürecin sıradan bir parti içi tartışmadan ibaret olmadığı yönündeki algıyı daha da güçlendirmiş görünüyor…
Zira yapılan tartışmalar artık sadece kurultay veya parti yönetimi meselesi olmaktan çıkmış vaziyette…
Ortada sadece bir siyasi çekişme değil; farklı hesapların, farklı güç odaklarının ve birbirleriyle çelişen hedeflerin iç içe geçtiği karmaşık ve içinden çıkılmaz gibi görünen bir tablo var…
Kimin kimi desteklediği, kimin kiminle mücadele ettiği şimdilik hiç belli değil…
Dengeler günlük değil, saatlik değişiyor…
Dün kol kola olanlar bugün karşı karşıya… Dün baba-oğul olanlar bugün siyaseten kanlı bıçaklı…
Kamuoyuna yansıyan tartışmaların yoğunluğu ve farklı aktörlerin süreç içerisindeki konumları hakkında ortaya atılan yorumlar da bu ilginin sürekli canlı kalmasına neden oluyor…
Bu yönüyle CHP’de yaşananlar, zaman zaman Kurtlar Vadisi’nin senaryolarını aratmayan bir görüntü ortaya koyuyor…
Ancak dizilerde senaryoyu yazar belirlerken, siyasette sonuçları milyonlarca vatandaşın hayatını etkiliyor…
Tam da bu nedenle siyasi gelişmeleri yalnızca benzetmeler üzerinden değil, ortaya çıkaracağı sonuçlar bakımından da değerlendirmek gerekiyor…
Bu nedenle yaşananları sadece bir güç mücadelesi veya parti içi hesaplaşma olarak görmek mümkün değil…
Ortaya çıkacak sonuç, yalnızca CHP’nin geleceğini değil, Türkiye siyasetinin önümüzdeki dönemdeki dengelerini de etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor…
Muhalefetin ana aktörü konumundaki bir partide yaşanan gelişmelerin, doğal olarak siyasi sistemin bütünü üzerinde de yansımaları olacaktır…
Özellikle önümüzdeki süreçte alınacak kararlar ve oluşacak yeni siyasi dengeler, hem parti tabanında hem de genel seçmen nezdinde önemli sonuçlar doğurabilir…
Bu yüzden CHP’de yaşanan her gelişme dikkatle izlenmeyi hak ediyor…
Çünkü bugün parti içinde yaşanan tartışmaların nasıl sonuçlanacağı, yarının siyasi denkleminde belirleyici unsurlardan biri olabilir…
Belki de bugün yaşananlar, yalnızca bir parti içi kriz olarak değil, Türk siyasetinin önümüzdeki yıllarını etkileyecek daha büyük bir dönüşümün habercisi olarak da hatırlanacaktır…
Dahası, CHP’de yaşanan bu süreç yalnızca partinin kendi iç dengelerini ilgilendirmiyor.
Muhalefet blokunun geleceği ve olası ittifak arayışları, bu sürecin sonucuna bağlı olarak yeniden değerlendirilebilir.
Bu nedenle bugün CHP içerisinde yaşanan her gelişme, sadece parti üyeleri tarafından değil, Türkiye’nin siyasi geleceğini yakından takip eden geniş kesimler tarafından da dikkatle izleniyor…
Çünkü mesele yalnızca kimin genel başkan olacağı veya parti yönetiminde kimin söz sahibi olacağı meselesi değildir.
Asıl mesele, “arınma” ile başlayan taleplerin önümüzdeki dönemde nasıl bir siyasi rota çizeceği, seçmene nasıl bir gelecek vizyonu sunacağı ve Türkiye siyasetindeki ağırlığını hangi ölçüde koruyabileceğidir…
Peki bundan sonra ne olabilir?
Olası ihtimallerin her biri, yalnızca CHP açısından değil, Türkiye siyasetinin bütünü açısından da farklı sonuçlar doğurabilecek nitelikte…
Bir ihtimal, yaşanan tartışmaların belirli bir uzlaşı zemini içerisinde son bulması ve partinin yeniden siyasi gündemine odaklanmasıdır…
Bir başka ihtimal ise parti içerisindeki görüş ayrılıklarının daha da derinleşerek yeni kırılmalara yol açmasıdır…
Daha farklı bir senaryoda, bugün yaşanan gelişmeler CHP’nin kadrolarında, yönetim anlayışında ve siyasi söyleminde önemli değişimlerin önünü açabilir…
Bir diğer ihtimal ise yaşanan sürecin, yalnızca CHP’nin iç yapısını değil, muhalefet blokunun genel dengelerini de etkilemesidir.
Böyle bir durumda yeni siyasi iş birlikleri, farklı ittifak arayışları veya muhalefet içerisindeki güç dağılımında dikkat çekici değişiklikler gündeme gelebilir…
Ayrıca parti içerisinde yaşanacak olası bir güç konsolidasyonu ya da yeni bir kırılma, CHP’nin önümüzdeki seçimlerde seçmene sunacağı siyasi vizyonu da doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle bugün yaşanan gelişmeler, yalnızca mevcut yönetime ilişkin bir tartışma değil; aynı zamanda partinin gelecekteki siyasi kimliğinin nasıl şekilleneceğine ilişkin bir mücadele olarak da okunabilir…
Elbette bütün bunlar şu an için birer ihtimalden ibaret…
Ancak kesin olan bir şey var ki; bugün CHP içerisinde yaşanan tartışmaların sonucu yalnızca parti binasının duvarları arasında kalmayacaktır…
Çünkü CHP, ana muhalefet partisi olarak Türkiye siyasetinin en önemli aktörlerinden biridir ve burada yaşanacak her değişim, ister istemez muhalefetin genel yapısını, siyasi rekabetin şeklini ve seçmen davranışlarını da etkileyecektir…
Ancak bütün bu tartışmaların ötesinde cevabı merak edilen bir başka soru daha bulunuyor.
CHP’de yaşanan süreç, yalnızca parti içindeki güç dengelerini mi değiştirecek, yoksa muhalefetin önümüzdeki seçimlere ilişkin yol haritasını da yeniden mi şekillendirecek?
Çünkü seçmen, siyasi partilerin kendi iç mücadelelerinden çok, ülkenin sorunlarına yönelik ortaya koydukları çözümlerle ilgileniyor.
Bu nedenle CHP’nin bu süreci nasıl yöneteceği, yalnızca parti içi dengeler açısından değil; muhalefetin geleceği, olası seçim stratejileri ve Türkiye siyasetindeki güç dağılımı açısından da belirleyici olabilir…
Belki de bu nedenle kamuoyu, yaşananları sıradan bir parti içi çekişme olarak değil; sonucu henüz yazılmamış, final bölümü henüz yayınlanmamış bir siyasi senaryo gibi takip ediyor…
Ve tıpkı Kurtlar Vadisi’nde olduğu gibi, herkes aynı sorunun cevabını merak ediyor:
Perdenin arkasında gerçekten ne yaşanıyor ve bu hikâyenin sonunda kim kazanacak?
