Felsefeye Çağrı, Felsefe…
Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;
Felsefe, bir araştırmadır. Araştırma, sorularını sık sık yineleyen bir çalışmadır. Her araştırma gibi, felsefe de yeni sorulara açıktır. Bir felsefe sorusunda verileni, bir felsefe sorusunun içeriğini, bir felsefe sorusunda sorulanı, gün ışığına çıkarma amacı vardır.
Günlük sorular, dünya alanına dönüktür. Felsefede ise soru, bazı sözlerin anlamı karşısında duraksamadır. Yapılacak şey, bu sözlerin-kavramların anlamında derinleşmektir. Dünya ve anlam: işte bir yanda günlük soruların alanı, diğer yanda felsefe sorularının alanı…
Anlamın ortamı dildir. Dildeki sözlerdir. Felsefe sorusu, dünyaya yönelmiş olan dilin anlamında derinleşmeyi başlatır. Felsefenin tümüyle dilde bir derinleşme olduğu meydandadır. Dilin anlamı nedir? Sorusu, felsefe çalışmalarının kılavuzudur.
Bir felsefe sorusu olarak, dile yönelen soru sorulur. Filozof, soruyu kendisi için değil de dile getirdiği görünüm açısından sorar. Filozofun kaygısı, dilin dile getirdiği şeylerdir. Felsefenin tabanı dildir. Filozof dikkatini, dil belirlenimlerine, dildeki evren anlatımlarına, dili kullanışa yöneltir. Filozof sorularıyla, yalnız olanı değil, olması gerekeni de belirtir.
Felsefeyi başlatan sorulardır. Bu sorular, felsefeye özgü sorulardır. Her “nedir” li soru, sözü ya da kavramı, bir kaygıyla sorar. Bilgi nedir? Bilinç nedir? Dil nedir? Soruları, felsefenin işleyişine yön verir.
Filozof, kavramları dikkatle ele alıp inceler. Filozofun incelemesi, esasta kavramların zenginliğini görmek ve göstermektir. Bu da kendine özgü çaba, bilgi ve eğitim isteyen kavram betimlemeleriyle olur.
Bilgi, bilginlerin birbirinden öğrenmesiyle durmadan ileri giden bir süreklilik kazanır. Bilgideki yeni atılışları gerçekleştirenler, bilgide daha önce başarılmış olandan alırlar hızlarını. Bilgide eski, yeninin koşuludur. Bilgi genel olarak, benimsemelerin, onarmaların, birbirini bütünleyen önermelerin ülkesidir.
Felsefe, dil yapıtlarına yönelir. Bu yapıtlar, felsefenin konusudur. Felsefe, dildeki söz ya da gösterge dizisinden yararlanır. Felsefe, dile getirilen görünümleri: bu dile getirilişlerinde araştırıp eleştirmekle görevlidir. Görünümler, en geniş anlamıyla evrenin görünümleridir. Filozof bu görünümleri, dildeki yansımaları bakımından inceler. Filozofun amacı, evrenle ilgili dil yapıtlarını, bu arada evrenle ilgili bilgileri bilmektir.
Felsefenin konusu, evreni bilme savı güden bilgilerdir. Felsefe, “Bilgi nedir?” sorusunu sorar. Felsefenin işleme görevi, dil yapıtlarıdır. Evrenin şu ya da bu açıdan dile getirilişini anlamaya çalışır. Felsefe, evrenle ilgili dil yapıtlarını, belli bir açıdan incelemekle yetinir.
Filozofun başarısı, evrenle ilgili türlü türlü dile getirmeleri inceleme ve bu incelemeyi yürütmekteki çözümleme ustalığına bağlıdır. Felsefe, evrenle ilgili türlü anlatımları, yeniden bilince ulaştırmayı deneyen çabaların ortamıdır.
Felsefenin araştırdığı konular, sınırlıdır. Felsefe her şeyi bilmek istemez. Konusuna hep yeni açılardan sokulmayı dener.
Felsefe, kavram ve kavram düzenlerinin betimlemede belli edilmesidir. Her felsefe doğrusu, inceleme konusu yapılan kavramın işleyişine bir sokuluşun sonucudur.
&
Kitap adı: Felsefenin Çağrısı. Yazarı: Nermi Uygur. Türü: Felsefe. Sayfa sayısı: 206.
Felsefe nedir? İşte felsefenin ölüm-dirim sorusu! Felsefe, bir araştırmadır. Araştırma, sorularını sık sık yineleyen bir çalışma biçimidir. Her araştırma gibi, felsefe de yeni sorulara açıktır.
Bu denemede, felsefe sorusunun tipik yapısını incelemek amacı vardır. Felsefe sorusunu, felsefe sorusu yapan belli başlı özellikleri betimlemek dileğimdir. Bir felsefe sorusunda verileni, bir felsefe sorusunun içeriğini, bir felsefe sorusunda sorulanı gün ışığına çıkarmak amacı vardır.
İnsan yaşamının en büyük kesimi, “günlük” adı verilen birtakım yapıp etmelerle örülmüştür. Yaşamak isteyen eylemek zorundadır. Eylemler, insanın yaşama dayanaklarıdır. Eylemek, bedendeki bir değişikliğe ya da çevresindeki bir değiştirmeye yapışıktır. Eylem hep bir şeyin gerçekleştirilmesine yönelmiştir.
Günlük yaşayışımızda, soruların çoğu, eylemlerle ilgilidir. Pratiğin içine gömülmüştür. Günlük sorular, pratik yönelmelerimizin önemli bir kurucusudur.
Diplomat, dilediği yanıtları, sorusuz öğrenmeye çalışan kişidir. Filozof, kendi kendine soru soran kişidir. Bir felsefe sorusu, filozofu kendi kendisiyle konuşmaya başlatır. Felsefe sorusu, “sorulana” bağlı olan bir soru değildir. Bilinç nedir? İyi nedir? Örnek soruları, felsefe sorularıdır.
Soruların özelliğini göstermek için, soruların dünya ile bağını göstermek gerekir. Günlük sorular, dünyanın içine gömülmüştür. Söz dizisinin içinde bir boşluğu, bir kopmayı birlikte getirir. Bu sorularda: eksikliğe parmak basan bir sözcük vardır. Felsefe sorusunda, boşluk yoktur.
Açıklama nedir? Nedensellik deyince ne anlaşılır? Olasılık ne demektir? Çeşidinden sorular, felsefe sorusudur. Yerine ne konursa konsun boşluk doldurulamaz. Günlük sorulara olan doldurma kalıbı, felsefe sorularına uygulanamaz. Açıklama nedir? Açıklama konuşmalarına ve açıklama anlatımlarına bakmak gerekir.
Günlük yaşayış kesiminde olaylar arasındaki ilintilerin zamanla birer soru konusu olmaktan çıktığı görülecektir. Felsefe soruları ise, dünya ile ilgili hiçbir algı-yönelmesinin sormayı önleyemeyeceği sorulardır. Felsefe bilgisinde sorulan şey, doğrudan doğruya dünya değildir. Dünya bilgilerinde, bu felsefe sorusunu gideren bir güç yoktur. Felsefe sorusunun çevresi, doğrudan doğruya dünya değildir.
Felsefe sorularına örnek: Güzel nedir? Madde nedir? Tarih nedir? Saçma nedir? Bilgi nedir? Bütün sorular, nedir’li sorulardır. Belli bir sözün-kavramın ne-olduğunu sorarlar. Kaç çeşit bilgi edinme yolu var? Soruları, felsefe sorularıdır. Felsefe sorularına, kuru sorular denilebilir. Felsefe sorularının yalın bir yapısı vardır. Nedir, felsefe sorularının kuruluşunu belirler. Nedir sorusu: felsefe sorusunu var eden temeldir. Felsefe sorularında nedir ile yalnızca bir şey sorulmaz, aynı zamanda bir şaşma kendini açığa vurur. Soranın sorması ile şaşması birbirinden ayrılmaz. Felsefe soruları bir bakıma dünyayı sormaz. Felsefedeki nedir, kavramların anlamını sorar. Nedir, doğrudan doğruya anlama yapışıktır.
İyi nedir? Sorusu aslında, “İyi sözünün anlamı nedir?” sorusunu sormuştur. Felsefe, nedir’in konusu yaptığı kavramların anlamıyla uğraşmaktadır. Her felsefe sorusunda amaç, bir kavram ya da kavram öbeğinin açıklanmasıdır. Anlamı sorma, felsefe sorularının özelliğidir.
Günlük kesimde soranın yüzü, dünya alanına dönüktür. Felsefede ise soru, bazı sözlerin anlamı karşısında duraksamaktır. Yapılacak şey, bu kavramların anlamında derinleşmektir. Dünya ve anlam, işte bir yanda günlük soruların, öbür yanda felsefe sorularının ortaya çıktığı, iki büyük yaşayıp araştırma boyutu.
Anlamın ortamı dildir, dildeki sözlerdir. Felsefe sorusu, dünyaya yönelmiş olan dilin anlamında derinleşmeyi başlatır, denilebilir. Felsefenin tümüyle bu derinleşme olduğu meydandadır.
Soruları bakımından felsefeye özgü çalışma alanını çepeçevre görmek için, dünya, dil, anlam sözleriyle ilgili birkaç özelliğin üzerinde durmamız gerekiyor.
Her bilgi türü, dünyaya ilişkin belli bir olayı ya da olaylar öbeğini araştırır. Bilgi türleri, günlük yaşayışın gündeminde beliren bazı gerçeklerin toptan bilgi türleri denen bir kaygı ve yöntemle ele alınıp incelenmesidir.
Her bilgi türü sorusu, kendi açısından “Dünya nasıldır?” diye, sorar. Bilgi türleri dünyayı açıklama denemeleridir. Her dünya açıklamasında, açıklayıcı bir araç gereklidir. Belli bir bilgi türünde dünyayı bilmek, o bilgi türüne özgü dilde, dünyayı bir yanıyla kurmaktır. “Dünya nasıldır?” sorusu, zaman zaman “Dünyayı nasıl değiştirmeli?” sorusuna yol açar. Bilgi türleri yapısı, doğrudan doğruya dünyayı sorar ve bu sorma işini de dil başarır.
İnsan, dilleri soru konusu yapar. İki tür soru tipi vardır. “Dil nasıldır?” sorusu ve “Dilin anlamı nedir?” sorusudur. Bu sorulardan ilki dilbilgilerinin, ikincisi felsefe çalışmalarının kılavuzudur. “Dünya nasıldır?” ile “Dil nasıldır?” sorusu arasında yapı benzerliği göze çarpar.
Bir felsefe sorusu olarak “… anlamı nedir?” soru biçimi, dile yönelen bir soru biçimidir. Filozof sözü, kendisi için değil de dile getirdiği görünüm açısından sorar. Filozofun kaygısı, dilin dile getirdiği şeylerdir.
Görünümleri sorarlar. Bu “nedir” li bir sormadır. Nedir ise dil ortamında sorulur. Filozofun “nedir” i sözlerin felsefe açısından anlamını soran “nedir” dir. Filozof, “nedir” leriyle evren üzerindeki konuşmaya sonradan katılır. Felsefe “… anlamı nedir?” inin tabanı dildir. Sorulardaki “nedir” ler filozofun dikkatini dil belirlenimlerine, dildeki evren anlatımlarına, dili kullanışa yöneltir. Filozof, “nedir” leriyle yalnız olana değil, olması gerekene de çevrilmiştir.
Filozoflar evreni işlediğimiz kavramların doğru kullanışları bakımından ne-olduğunu belirtmek, kavram anlamlarına ilişkin doğruyu bulup göstermek zorundadır.
Filozof, kendi “nedir” lerinin aslında sözü değil, sözün dile getirdiği görünümü, sözün bu bakımdan anlamını sorduğu üzerinde pek yanılmaya düşmez. Felsefe sorusu başka, semantik sorusu başkadır. Semantik, anlambilim olur. Dilin anlam boyutuyla ilgilenir.
Yanıt, soruya son veren bir eylem ya da söz düzenidir.
Din soruları, insan gücünün ötesine uzanır. Soruların yanıtı, “Bilinmez” in çeşitli araçlarla insanlara gönderdiği yanıtlardır. Felsefe soruları ise, insanın kendisinden sorduğu, sorarken de neyi sorduğunu bildiği, belirli bir takım sorulardır. Özgürlük nedir? Bir felsefe sorusudur. Bu sorunun kendisinde insan gücünü aşan bir yan yoktur.
Kant’ın filozofluğu, ister açık, ister örtük olsun, felsefece sorup yanıtladığı “… anlamı nedir?” lere bağlıdır. Yanıtı olmayan bir felsefe sorusu yoktur. Yalnız “… anlamı nedir?” li felsefe sorularına yanıt verilebileceğidir. Belli bir yanıtı olmayan “… anlamı nedir?” li bir felsefe sorusu yoktur. Bir felsefe sorusunun anlamı nedir? Katkısız bir felsefe sorusudur.
Felsefeyi başlatan, sorulardır. Bu sorular, bir felsefe sorusu olarak, felsefede görünür. Bunlar felsefeye özgü sorulardır. Her “nedir” li soru, bir sözü ya da kavramı, bir kaygıyla soran her “… Bilgi nedir? Bilinç nedir? Tarih nedir? Dil nedir?” çeşidinden soru, felsefenin işleyişine yön verir.
Sorular, felsefe düzeninin zembereği ise yanıtlar da bu düzenin göz önünde olan büyük parçasıdır. Dikkatimi, felsefedeki yanıtların mantıkça kuruluşunu betimlemede yoğunlaştıracağım. Bir felsefe yanıtı nedir? Sorusunu gözden yitirmeyeceğim.
Felsefe yanıtının boyutu, temellendirme boyutudur. Temellendirme sözü, temellendirme kavramı, tümüyle felsefenin işleyişini özetlemeye yardım eder. Felsefede temellendirme nedir? Temellendirme, sorusundan koparılamaz, sorusundan ayrı düşünülemez.
Kant’ın sorusu ise, “Sentetik apriori yargılar nasıl olabilir?” sorusudur. Kaynak nasıl akarsuyun bütününe ilişkin bir şeyse, felsefede yanıtlar da sorularla bir bütün meydana getirir. Yapılacak şey, temellendirmeyi, temellendirmeyle, yani ilgili sorusuyla kavramaktır. Felsefedeki koyumlar, görüşler: aslında daha önce sorulmuş olan sorulara birer yanıt olarak anlam kazanırlar.
Derinleşme ise, açıklıktır. Kavram, temellendirilir. Temellendirme, kavramda derinleşmek için yapılır. Araştırma, bir merkezi çepeçevre aydınlatmayı denemekle olur. Araştırmanın gelişimi, her kez araştırılan kavrama bağlı olur. Felsefe araştırması, sözlerde gidip gelmelerle, bir sözden bir söze bağ kurmakla gerçekleştirilebilir. Söz, sözü açar: özellikle felsefe için doğrudur. Sözler, araştırmanın duraklarıdır. Felsefe temellendirmesi bitmemiştir.
Tanıtlama, bir güçlüğü çözmek, bir öne sürmeyi: bir koyumu artıksızca benimsemek amacıyla girişilen bir işlem bağıdır. Biçim, tanıtlamanın gerçekleşme yoludur.
Tanıtlama biçimi, bir pasta kalıbına benzetilebilir. Bu kalıba uygunluk, tanıtlamayı verir. Betimleme başka, tanıtlama başkadır. Felsefe, tanıtlamasız bir temellendirmedir.
Felsefe temellendirmesi, bir felsefe sorusunun sorduğu kavramlar üzerinden bir konuşmadır. Düşünmede tutarlılık, sözün en geniş anlamıyla konuşmada tutarlılık olur. Felsefe, belli bir çeki düzenden ötürü çok kez şaşmayla karışık bir saygı uyandıran bir konuşma biçimidir. Filozof, sözün geniş anlamıyla, dile getirilişi üzerinde görüşür. Dileği, konuşmasıyla olanı göstermektir.
Filozof, kavramları, özel bir dikkatle ele alıp inceler. Filozofun incelemesi, esasta, kavramların zengin oyununu görmek ve göstermektir. Bu da kendine özgü çaba, bilgi ve eğitim isteyen kavram betimlemeleriyle olur.
Bir felsefe temellendirmesini doğrulamada başvurabileceğimiz her dayanak, bu temellendirmenin başarısı için bir ölçüdür. Her felsefe temellendirmesi, doğruluk ölçüsünü kendi içinde taşır. Felsefe, çok özel bir konuşmadır. Bir söz bütünüdür.
Metafizik, insana özgü, insanlar arasında en yaygın bir düşünme tutumudur.
Bilgi, bilginlerin birbirinden öğrenmesiyle durmadan ileri giden bir süreklilik kazanır. Bilgideki yeni atılışları gerçekleştirenler, bilgide daha önce başarılmış olandan alır hızlarını. Bilgide eski, yeninin koşuludur. Bilgi, genel olarak, keskin yadsımaların değil, benimsemelerin, düzeltip onarmaların; çelişik savların değil, birbirini bütünleyen önermelerin ülkesidir.
Metafizik, tümüyle evreni bilme denemesidir. Metafizik, varlığa çevrilmiştir. Varlığı, çepeçevre bir bilgide kavramaya çalışır. Felsefe ise hem yönelişi hem başarısı bakımından metafizikten ayrılır. Felsefe, ne çeşitten olursa olsun, dil yapıtlarına yönelir. Bu yapıtlar, felsefenin konusudur. Felsefe yerine göre değişik bir söz ya da gösterge dağarcığı ile söz ya da gösterge dizisinden yararlanarak dile getirilen görünümleri; bu dile getirilişlerinde araştırıp eleştirmekle görevlidir. Görünümler, en geniş anlamıyla evrenin görünümleridir. Filozof, dikkatini, bu görünümlerin dilde yansımaları bakımından, dilce belirlenmelerindeki özellikleri bakımından incelemede toplar. Amacı, evrenle ilgili dil yapıtlarını, bu arada evrene ilişkin çeşitli bilgileri bilmektir. Felsefenin başarısı, bu verdiği bilgilerdir.
Felsefe açısından doğrudan doğruya evreni sormak, tek tek bilgi türlerine düşen bir iştir. Felsefenin konusu, doğrudan doğruya evren değil, evreni bilme savı güden bilgilerdir. Felsefe, “Bilgi nedir?” sorusunu sorar.
Metafizik ve felsefe, birbirinden başka etkinlik alanlarıdır. Gerek soruları, gerekse yanıt denemeleri başka başkadır. Metafizik, “Özüyle evren nasıl kurulmuştur?” sorusunu sorar.
Her biri evrenin yalnız bir bölümünü işleyen bilme kolları, bir de evren bilmelerini araştıran felsefe, evrenle ilgili bir çalışmayı gerçekleştirir.
Evren üzerindeki bilgiler, tek tek bilgi türlerinde aranmalıdır. Metafiziğe bilgi türü dışı bir dileği gidermek için başvurmamız doğru olur. Evreni bilmek için değişik basamaklardaki bilgi türlerinin başardığı ile yetinmek zorundayız.
Felsefenin işleme görevi, dil yapıtlarıdır. Evrenin şu ya da bu açıdan dile getirilişini anlayıp deşmektir. Felsefe, genel olarak başlayıp yürümesinde, “metafizik” olmayan bir temele dayanır. Felsefe, evrenin özünü değil, evrenle ilgili dil yapıtlarını belli bir açıdan incelemekle yetinir.
Felsefe ile metafiziğe ayrı ayrı kavramlar gözüyle bakmak gerekir. Metafizik ile felsefenin birbirlerinin yerini tutmayacakları kesindir. Metafizik ile felsefenin bir arada var olmalarına engel olan hiçbir şey yoktur ortada.
Metafizik savlar, insanın evrene yönelmesini, eylem ve işlemlerini gütmesini, varoluşuyla evrende tutunmasını, yaşamasını sağlayan dayanaklardır.
Her dil yapıtı gibi, metafiziği de konu yapar felsefe. Metafizik belirlenimlerin çözümlenmesi ise felsefeye düşen bir ödevdir. Felsefe, bilimlerden-bilgi türlerinden sonra gelip bilimleri-bilgi türlerini yeni bir aydınlığa kavuşturur. Felsefe, metafiziklerden sonra gelip metafizikleri de incelemeden geçirir. Felsefe, metafiziklerin aydınlığa kavuştuğu ortamdır.
Filozofun başarısı, evrenle ilgili türlü türlü dile getirmeleri inceleme, bu incelemeyi yürütmekteki çözümleme ustalığına bağlıdır.
Hem metafizik hem felsefe gelecekte ayrı ayrı her ikisi de ne denli yetkinliğe ulaşırsa ulaşsın, bunlardan hiçbiri öbürünün varlığını gereksiz kılamayacaktır.
Felsefenin sonra-gelmesindeki özel betimleme, çözümleme ve eleştirme görevini: başka bilgi türleri üzerine alamaz. Başka çalışma alanlarının gelişmesiyle felsefeye düşen ödevler de artacaktır. İnsan için her çalışmanın bir sonrası vardır, bu da felsefedir.
Felsefe, evreni bilip değiştirmede ortaya koyduğumuz türlü türlü anlatımları, yeniden bilince ulaştırmayı deneyen çabaların ortamıdır. Felsefenin, gerekli bir düzen ve bütünlüğü vardır.
Felsefenin araştırdığı konular sınırlıdır. Felsefe her şeyi bilmek istemez. Konusuna hep yeni açılardan sokulmayı dener. Felsefeye özgü çalışma biçimi, bütüncül değil, parçacıdır. İncelediğini yer yer ayrıntılarıyla tanıtır. Felsefe, parça bilgilerle yetinir. Bilgi türlerinde işbölümü vardır.
Özellikle metafiziğin sistemci, felsefenin ise bölük-pörçük olmasında belirginlik vardır. Filozof, tek tek doğruları araştırıp bulmaya yönelir işinde. Felsefe doğrularının çoğu kavram ve kavram düzenlerinin betimlemede belli edilmesidir. Her felsefe doğrusu, inceleme konusu yapılan kavramın işleyişine bir sokuluşun sonucudur. Bölük-pörçük doğrular, filozofun son durağıdır.
Felsefe, bölük-pörçüktür. Bu bölük-pörçük olmak, felsefenin yararınadır. Felsefe, bölük-pörçük olmak zorundadır. Bir zorunluluğun varlığı, dileğe değil, gerçekliğe, gerçeklikteki bir başka türlü olmayışa dayanmalıdır. Bölük-pörçük felsefe başarılarını tanımada gerekli ölçek yerine geçer. Felsefe, çepeçevre betimlemelerin işbaşında olduğu bir alandır. Felsefenin, betimlemeciliğin bir sonucu olarak kavranması gerekir. Betimlemenin doğal gidişi, ayrıntıları adım adım açığa çıkarmaktır. Betimleme, hepsici değil, azıcıkçıdır. Asıl yapılması gereken, bilinecek şeyin kuruluşunu parça parça betimlemelerle kavramaktır. Filozofça açıklamalar, betimlemelerde temellenir.
Filozof, konusunu çözümleyerek betimler. Çözümleme, felsefeyi çokça anlamlar betimlemesi yapar. Felsefede anlamları bölük-pörçük bilmek başlı başına bir sevinç kaynağıdır.
Bilgi, sınırlı konuları tek tek özel doğrultularda yansıtma denemesidir. Ayrı ayrı kimselerin çabaları birbirine eklenir felsefede.
Felsefenin varoluşu tam bir bilmeye dayanır. İlerleme, öğrenmenin olduğu yerde vardır.
Felsefe, dille yapılır. Dil ötesinde felsefe yoktur. Felsefe salt bir dil örgüsündendir. Felsefenin dili, felsefeye özgü bir dildir. Felsefe, kavramları anlamlarıyla bilen bir dildir. Felsefe, bildiğini ince ayrımlara elverişli bir dille belirler. Başarı sınırları: dili ile başlayıp biter. Felsefenin dili, bilme dilidir. Felsefenin dili, evrenin dile getirildiği ortamları, çoğunlukla bilgi türlerini daha aydınlık olarak dile getirecek bir esnekliğe erişmiş olmalıdır. Felsefenin dili, bilgi türlerinin bütün bildikleriyle bilebilecek bir bilme dilidir.
Felsefe, bir açıklama dilidir. Felsefe önermeleri, tek tek felsefe çalışmalarının ürünüdür.
Felsefe, doğrudan doğruya dil gerçeklerinde bulunanı, bu gerçeklerin ya biçiminde ya içeriğinde bulunan ya da her ikisine birden giren yapıtları elden geldiğince upuygun bir dilde yakalayabilen felsefedir. Filozofun gücü tek tek önermelerinde, anlamlar üzerinde söylediklerindeki doğrulukta aranmalıdır. Dil, felsefenin aynasıdır. Felsefe, olanca nitelikleriyle dilinde yansır.
Filozof, bir gözlemcidir. Bütün gücüyle olayları gözler. Filozofun gözlediği olaylar başkadır. Filozof, olayların gözlenerek incelendiği yapıtları inceler. Filozofun gözlem aracı, yöneldiği dil verilerini anlayışıdır.
Her gözlemiyle filozof, felsefeye ayrı bir bilgi katar. Her felsefe verisi ancak bölük-pörçük bir önermede, önermeler dizisinde açığa konabilir. Filozof, felsefe doğrularına varmak ister. Eğilimi gereği filozof açıklayıcıdır. Felsefenin dilini bilmek gerekir.
Bir üst dil olan felsefenin aydınlattıkları, ancak dile getirdikleridir. Felsefe, sınırlı görevine uyarak çevrildiği dil yapıtlarındaki anlamları inceler. Felsefe, bilgidir. Filozofun dili, o dili konuşan herkesin anlayabileceği bir dildir. Her bilgi adamı gibi, filozof da bilme işbölümünde payına düşenden sorumludur.
Her araştırma, belli bir olayı, kuruluşu bakımından bilmeye yönelir. Araştırmada amaç: salt bilgileri, yanlışlardan arınmış belirlenimleri, en çok sayıda elde etmektir. Araştırma sürecinde dikkat, doğrudan doğruya araştırılan şeyin kendisine çevrilmiştir.
Çeşitli bilgi türleri, günlük dil, sözlü sanat ve dil yapıtları: filozofun uçsuz bucaksız uğraşı alanını meydana getirir.
Felsefe tarihi, bugünden önceki felsefe çalışmalarıdır. Felsefenin zengin bir tarihi olduğu açıktır. Felsefe tarihinin kurucuları, filozoflardır. Felsefe tarihçileri, filozoflardan sonra gelen, varlıkça filozoflara bağlı olan, görevlerini ancak filozofların yaptıkları üzerinde başarabilen kimselerdir. Felsefe tarihçisi, felsefeyi, felsefe tarihi bilgisinde yeniden kurar. Felsefeye tarih bilinci kazandırır.
Felsefe kültürü edinmek isteyenler, çok kez felsefe tarihçilerinin kılavuzluğuna başvururlar. Tarihçi, geçmişi merak eden kimsedir. Geçmişe ilgi, tarih bilincinin dayanağıdır. Felsefenin tarih belgeleri, felsefe yazılarıdır. Felsefe için anlayışı olan felsefeyi görür. Felsefe anlayışının gerekliliği, felsefenin geçmişine duyulan ilgide kökleşmiştir. Felsefe tarihçisi, felsefeye yönelir. Felsefe tarihçisinin felsefe bilgisi olması gerekir.
Felsefe, kendi kendini belirler. Felsefenin tarihini meydana getiren: felsefe yapıtlarının tümüdür. Felsefe tarihçisi, felsefenin araştırıcısıdır. Felsefe tarihçisi, nedenli filozofsa o oranda tarihçidir.
Filozof, geleceğe bakar. Felsefe tarihçisi, dünkü felsefeyi kovuşturur. Birçok filozof, tanınmış birer felsefe tarihçisidir. Filozof, felsefe tarihiyle ilgili bir çaba gösterir. Felsefenin dününü bilmek, felsefenin bugününde ne yapmak gerektiğini bilmek için gereklidir. Dün, bugünkü çabalara uyarma ve hız katar. Felsefe tarihi, filozofa, felsefenin geçmişi boyunca birikmiş nice nice buluşları açar.
Felsefe tarihçiliği, filozofluğa, filozofluk da felsefe tarihçiliğine bağlıdır. Felsefe tarihçiliği ve filozofluk, bir bütündür. Bütünün parçasıdır. Bu bir paradokstur. İki zıtlığın bir bütün oluşturmasıdır.
Felsefe araştırmalarında bir düne bakma, bir de bugüne yürüme diye iki ana tutum ayırt edilebilir. Felsefenin tümü üzerinde aydınlanma yapılmış olur.
Felsefe tarihi de bir bakıma felsefedir. Felsefe tarihinin başarısı, felsefenin başarısı demektir. Felsefe tarihçisinin felsefe anlayışı, felsefenin işleyişi üzerindeki bilinçtir. Bu bilincin ışığında, felsefe tanınabilir. Felsefe, kavramlarla bir uğraşmadır. Belli başlı sözleri, anlamları bakımından elden geldiğince açıklayıp eleştirme denemesidir felsefe.
Bir felsefe tarihçisi, geçmişteki kavram açıklamalarını incelemekle görevlidir. Felsefe tarihçisinin ödevi: dünkü kavram açıklamalarını çepeçevre anlamak, keskin bir felsefe anlayışıyla olanca derinliğinde yakalamaktır.
Felsefe tarihçisi, önceki kavram açıklamalarındaki derinleşmesini, bu açıklamaların içyapısını dile getirdiği ölçüde başarmıştır. Felsefe tarihçisi, filozofların yürüdüğü düşünme yollarından bir kez daha yürüyecektir. Felsefe tarihçisi, sorunlar üzerinde dünkü filozoflarla konuşan bir filozoftur. Felsefe tarihçisinin bilgilerinde, araştırdığı filozofların bir payı vardır. Felsefe tarihçisi, bir felsefe yorumlayıcısıdır. Felsefenin geçmişini felsefeye kazandıran felsefe tarihçisinin yorumlarıdır.
Felsefe tarihçisi, filozofla birlikte felsefeyi kurar. Felsefe tarihçisinin ödevi, dünkü felsefedir. Bir bilme hazinesi olarak felsefe tarihçiliği, başarılı bir araştırma koludur. Felsefeciler, birbirlerini yorumlayarak felsefeyi ileri götürürler.
Hangi alanda olursa olsun, geçmişe yeniden yönelme, insanlığın yazgısıdır. Dünkü felsefenin de yeniden yorumlanmasından kaçınılmaz. Sürekli değişmeler, insanlığın kendi geçmişine değişik bir gözle bakmasını gerektirir. Her yeni felsefe, felsefenin geçmişine ilişkin bilinci de yeniler. Geçmişi görüp bilme, felsefenin bugününe bağlıdır. Yaratıcı atılışlar, içinde yer aldıkları doğru bilgilerden ötürü yaratıcıdır. Felsefe tarihi, bir bilme koludur.
Bilmede en büyük önem payı, araştırmaya düşer. Bilgiler, araştırma sürecinin ürünüdür. Araştırmanın canı, bugündedir. İnsan, hem bin bir bağla geçmişine bağlı bir varlık, hem durmadan geçmişe dönüşen bugünde yaşar, hem kaygıyla geleceğe bakar.
Geçmiş bilgisi, filozofu besler. Geleceğe sokulma gücü ise yaratmalarındaki başarının kalıcılığını belirler. Gelecek, yeniliklerin ülkesidir, her alanda. Bir tek geçmişin tarihi yazılabilir. Yapılan, geleceği etkiler. Felsefenin her bugününde yapılan, gelecekte yapılacaklara, geleceğin felsefesine bir öndür. Felsefe, insanın zorunlu bir eylemesidir.
İnsan, konuşmadan yaşayamaz. Dil ile var oluruz. Varlığımızı ayakta tutan dildir. Dil yapıtları, dilin, dil olarak kendi kuruluşundan ötürü, üzerinde durmamızı gerektirir. İnsan, konuştuğu için felsefe yapacaktır. Felsefe, insan olmaya ilişkin bir başarıdır.

