DÜŞÜNMEK

    25.09.2025

    Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;

    Düşünmek, zihinsel bir etkinliktir. Bir sorunun tespiti ve çözümlenmesini içeren bir süreçtir. Yapılmak istenen önce zihinde canlandırılır.

    Düşünmek suretiyle yaşantımızdaki zıtlıklardan eşitlik üzerinden yeni bilgiler oluşturulur. Kadercilik ve içinde yaşanılan şartlar bir bütündür ve eşittir, denir. Kadercilik ve ihtiyaçlar sıralaması bir bütündür ve eşittir, denir.

    Maslow’un zorunlu ihtiyaçlar sıralaması var. Laikliğin tanımlanması var. Bu bilgiler etkisinde düşünürüz.

    Üç türlü sorumluluk var. Kaderci sorumluluk, içinde yaşanılan şartların sorumlu olması, varoluşçu sorumluluk… Bu bilgiler etkisinde düşünürüz.

    Kadercilikte, her şeyin önceden Allah tarafından belirlendiğine-yazıldığına inanılır. İçinde yaşanılan şartların, olayların oluşmasını sağladığı düşünülür. Şartlar tamam olunca, olay gerçekleşir, denir.

    Tanım yapılarak kavramlar oluşturulur. Laikliğin tanımı yapılır. Laiklik, din işleri bilgisinin ve devlet işleri bilgisinin birbirinden ayrılmasıdır. Laiklik, bütün olur. Din işleri bilgisi ve devlet işleri bilgisi parça olur. Bir-çok ve bütün-parça yöntemi ile düşünülür. Yeni bilgiler üretilir.

    Laiklik tanımında, din işleri bilgisi kaderciliği telkin eder. Her şeyden Allah sorumlu olur. Devlet işleri bilgisinde, içinde yaşadığımız şartların toplumu ve içinde yaşayan bireyi etkilediği belirtilir. Her şeyden içinde yaşadığımız şartlar sorumlu olur, denir. Laiklik, iki ayrı bilgi türü ve iki ayrı bakış açısıyla dünyaya bakıp düşünmeyi öğretir.

    Varoluşçuluk felsefesinde, her şeyden toplumun içinde yaşayan bireyin sorumlu olduğu düşünülür.

    Zıt iki kelimenin bir bütün olması ve bütünün parçalarının eşit olması: bir düşünme kuralıdır. Toplumun ve bireyin sorunlarının çözümlenmesinde bu kural kullanılır. Ahiret ve dünya eşittir. Ölüm ve yaşamak eşittir. İbadet ve iş-işlev eşittir. Örnekleri verilir.

    Kabullenmek, sorunun çözümüne odaklanmaktır. Geçmiş, bugün, gelecek: bir bütün olur. Bu bütünün bugün parçasına odaklanıp sorunu çözmek, kabullenmek olur. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında, içinde yaşanılan şartları kabullenip Rusya ile ittifak yapmıştır.

    Günümüzde Türkiye’nin bütçe açığı, dış ticaret açığı, emekçilerin gelir azlığı var. Bu sorunların çözümü için, gücü olanlardan servet vergisi alınıp bir fonda toplanması gerekir. Bu fondan ihracat yapan firmaların işçilerinin ücretleri ödenebilir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütçesine yardım yapılabilir. Okullardaki personel azlığını tamamlamak için Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine katkı yapılabilir.

    Maslow’un ihtiyaçların öncelikleri sıralamasına göre, sorunların çözümüne katkı yapılabilir. Toplumdan vergi alınıp toplumun bireylerinin ihtiyaçları sıralamasına göre, sorunlar çözümlenebilir.

    Zorunlu ihtiyaçların sağlanması için, yoksulluk sınırı bir ölçü olur. Herkes yaşantısında bütünlük ve devamlılık ister. Toplum bir bütündür. Birey, toplumun parçasıdır. Herkese devlet bütçesinden pay verilmesi gerekir. Toplumun, bireylerin fakirliğine çözüm bulması gerekir. Fakirlik, zorunlu ihtiyaçların sağlanamadığı durumdur. Bu durumdan toplumun bütün bireylerinin sorumlu olması gerekir.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.