İbrahim Sanalp yazdı; EDEBİYAT VE TOPLUM
Köşe yazarımız İbrahim Sanalp makalesinde;
Edebiyat, toplumsal belleği canlı tutar. Edebiyat, unutturmaz. Edebiyatın kaynağı insan ve yaşamdır. Edebiyatın işlevi, duygu ve düşünceyi biçimlemektir.
Yazarlar insani olguları anlatırlar. Olgu, sebep-sonuç bildirir. Yazarlar, yerel ve evrensel eserler verirler. Herkes için her yerde geçerli olan evrensel olur.
Hikâyeler bireyselden toplumsala, iç dünyalardan dış dünyaya doğru genişler. Hikâyeler ortak bir insanlık belleği oluşturur. Sanat insanın sığınağıdır. Edebiyat hayatı kavrama ve değiştirme gücüne sahiptir. Ütopya romanları, olması gerekeni anlatır.
Toplumda ortak değerlerde birleşip ayrımcılığı ve yoksulluğu yenmek gerekir. Bireysel hakların karşılıklı içselleştirilmesi gerekir.
Her kültür bir dil içerisinde doğar. Dil, kültürün temel öğesidir. Diller bir gül bahçesinin gülleridir. Diller birbirinden beslenirler.
Edebiyat ve sanat, düşünce alışverişi yoluyla, sınırları kaldırmada etkili olur. Demokrasiye, barışa katkı yapılır.
Kültür-sanat sayfalarında, haftalık yazılar yazılır. Bu yazılarda, geçmişten bugüne ve geleceğe, romanlardan sevdalara, şiirlerden mevsim değişimine, dostluklardan yalnızlıklara gidilir.
Yaşam bilgisi, düşünmeyi öğrenerek genişler. Duygu dünyası ise sanat eğitimiyle genişler. Din işleri bilgisi, inanarak öğrenilir. Devlet işleri bilgisi, sorgulanarak öğrenilir. Din işleri bilgisi, dünyaya bir bakış açısı olur. Devlet işleri bilgisi, dünyaya bir bakış açısı olur.
Yazar olmak, topluma karşı sorumluluk yükler. Toplumun sorunlarını kabullenip çözüm odaklı düşünmek gerekir. Toplumun bütününü dikkate alan çözümler bulmak gerekir.
Biyografilerde kişiler, zaman ve mekâna bağlı olarak çeşitli yönleriyle anlatılır. Biyografiler, kişilerin hayatlarının geçtiği zamanın öğrenilmesine katkı yapar. Hayat, bir belge yanında sezerek, anlayarak, hayal gücüyle yazılarak anlam kazanır.
Okumak, bilgi edinmek yanında, sözcüklerin zihnimizde yarattığı imge ve çağrışımlar bakımından önemlidir. Bir kitabı okurken benzerlikler kurar, duygulara kapılır, yeni düşünceler üretiriz. Yazarlık, yazma yöntemleri zamanla değişir.
Bilginin bütün türleriyle anlatım yapılır. Geçmişten günümüze edebiyat: toplumu, kadını ve erkeği anlatır. Birlikte yaşama isteği dile getirilir. Sorunlara birlikte çözüm aranır.
İnsanların mantık yürütme ve eleştirme yöntemlerini kullanıp düşünmeleri gerekir. Aristo mantığına ve Hegel mantığına göre düşünülür. Aristo mantığına göre, bir şey ya vardır ya yoktur. Bir şey hem var hem yok olamaz. Hegel mantığına göre, her şey zıttı ile var olur.
Toplumun gelişmesi sanata, felsefeye, çeşitli bilgi türlerine dayanır. Dini bilgi, inanarak öğrenilir. Diğer bilgi türleri sorgulanarak öğrenilir. Dini bilgi, ibadet kuralları ile sınırlı olur. İbadet kuralları, bireysel olur. Doğada zorunluluk ve karşılaşma kuralı vardır. Dini bilgide, Allah rızası için hareket etmek vardır. Doğa bilgisi ve dini bilgi birbirini tamamlar.

